Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube

VERGİ DAVASINDA YARGILAMA SÜRECİ

Vergi davası, devlet ile birey arasında çıkan vergiye ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesini amaçlayan bir yargı yoludur.

VERGİ DAVASI YARGILAMA SÜRECİ

 

Vergi Davası

Vergi davası, idari yargılama hukuku kapsamında bulunmakla birlikte idari davalarla birebir örtüşmemektedir, kendine has birçok yanı vardır.

Vergi davası, devlet ile birey arasında çıkan vergiye ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesini amaçlayan bir yargı yoludur. 

Vergi yargılamasına ilişkin süreç, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununa göre yürütülmektedir. Sürece dair daha detaylı bilgiler, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmiştir.

 

Vergi Davası Açma Süresi

İYUK m. 7 uyarınca özel kanunlarda ayrı süreler belirtilmediği müddetçe, vergi mahkemelerinde dava açma süresi esas olarak 30 gündür. Fakat bu sürenin, özel kanun maddeleri uyarınca 15 güne (AATUHK m. 15, 20, 58 ve 64) inmesi yahut 60 güne (İYUK m. 7/1) çıkması da imkân dahilindedir. İlgili süreler şu şekildedir:


Vergi ve ceza ihbarnamesine karşı dava açmak için gereken süre, 

Tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün,

Beyan ihtirazi kayıtla yapılmışsa buna karşı dava açma süresi,

Tahakkuk fişinin kesildiği günü izleyen günden itibaren 30 gün,

İstinaf / Temyiz süreleri,

Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün,

Ödeme emrinin tebliğ edilmesine ilişkin dava açma süresi,

15 gün,

İdarenin düzenleyici işlemlerine yönelik dava açma süresi,

60 gün,

Uzlaşma yoluna gidilmesi ve uzlaşılamaması halinde dava açma süresi,

30 günlük süreden kalan süre / 15 günden daha az süre kalmışsa 15 gün ek süre verilir.

Arsa/ araziye ilişkin asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin dava açma süresi,

Takdir komisyonu kararının tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün,

Haciz varakasına karşı açılacak davalarda dava açma süresi,

Haciz tarihini izleyen günden itibaren 15 gün.

 


























Vergi Davalarında Görev ve Yetki

Yazılı şekle tabi olan vergi davalarında görevli mahkeme, vergi mahkemeleridir.

İYUK m. 37 uyarınca vergi davalarında yetkili mahkeme, vergi dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir. İptal davalarında ise işlemi yapan idarenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bakanlıklar tarafından gerçekleştirilip ülke çapında uygulanacak olan düzenleyici işlemlere karşı açılacak davalar ise ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da açılır.

Davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen dava dilekçesi, İYUK m. 14’te düzenlen ilk incelemeden geçtikten sonra davalıya tebliğ edilir. İşbu tebligat işlemleri İYUK m. 60 uyarınca, Tebligat Kanunu hükümlerince yapılır.

Vergi yargılamasında esas olan yazılı usul ve dosya üzerinden incelemedir, duruşma yapılmaz. Fakat belirli şartlar dahilinde duruşma yapılması da mümkündür.

Vergi yargılamasında genel kural, vergi davasının açılmasıyla dava konusu işlemin yürütülmesinin kendiliğinden durmasıdır. Şu dört hal, genel kuralın istisnasıdır:

  • İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan tarh işlemlerine karşı açılan davalar
  • Tahsil aşamasındaki işlemlere karşı açılacak davalar (AATUHK’da düzenlenen işlemler)
  • İşlemden kaldırılan dosyaların yeniden işleme konulması halinde görülecek davalar
  • Kanun yollarına başvurulması halleri (olağan ve olağanüstü kanun yolları)

 

Vergi Davası Açmaya Kimler Yetkilidir?

Vergi davasını, vergi mükellefleri ve adına vergi cezası kesilmiş olan kişiler açabilecektir. İşbu davayı bizzat yahut avukat aracılığıyla açmak mümkündür. Fakat küçükler, kısıtlılar ve tüzel kişiler, bu davayı yalnızca kanuni temsilcileri aracılığıyla açabileceklerdir.

Vergi dairesinin dava açma hakkı da bulunmaktadır. Fakat işbu dava, mükellefe karşı değil, Takdir ve Tadilat Komisyonları tarafından takdir ve tayin olunmuş olan matrahlara yönelik açılabilecektir.

 

Vergi Yargılamasında İspat Yükümlülüğü Kimdedir?

İspat yükümlülüğü açısından genel kural, davanın taraflarının ileri sürdükleri iddialarını ispatlamakla yükümlü olmalarıdır. Fakat istisnai olarak özel kanuni düzenlemeler söz konusu olabilmektedir.

VUK m. 3 uyarınca;

  • İktisat, ticaret ve teknikle ilişkili önerilere uymayan yahut olaya göre normal olmayan ve olağan dışı bir olgunun iddia edilmesi söz konusu ise ispat ile yükümlü olan taraf, iddia edendir.
  • Vergi miktarının belirlenmesinde, vergiye neden olan olay ve bu olaya ilişkin yapılan işlemlerin gerçek yapısı esastır. 
  • Verginin kaynağı olay ve bu olayla alakalı işlemlerin gerçek yapısı yemin dışında her türlü delille ispatlanabilir. Vergi kaynağı olayla alakası doğal ve açık bulunmayan tanık ifadesi, delil niteliğinde değildir. Yani tanığın olayla alakası olması gerekir.

 

Vergi yargılamasında, yemin hariç her türlü delille ispat mümkündür. Bu itibarla vergi yargılamasında delil serbestisi ilkesi esas alınmıştır.

 

Vergi Davasında Mahkemenin Verebileceği Kararlar ve Sonuçları

Vergi mahkemesinde açılan dava ya kabul edilir ya da reddedilir.

-      Davanın kabulü halinde, vergi idaresi tarafından tesis edilen dava konusu işlemin kısmen veya tamamen iptal edilmesi ve de terkin işleminin gerçekleştirilmesi, ödenen fazla vergilerin de mükellefe iade edilmesi gerekir. Takdir ve tadilat komisyonlarına karşı vergi dairesi tarafından açılan davanın kabul edilmesi halinde ise komisyonların kararları iptal edilir, hüküm doğurmaz.

-      Davanın reddi halinde, davanın açılması ile duran işlemler yeniden işlemeye başlar. Yürütmesi duran ve tahakkuk edemeyen vergi yahut cezalar tahakkuk eder ve tahsil aşamasına geçilir. Ayrıca, bu vergilere ilişkin olarak gecikme faizi de uygulanır.

 

 

Vergi Yargılaması Neticesinde Verilen Kararların Uygulanması

İYUK m. 28 uyarınca ilgili idare, mahkeme kararının icabını gözetmek suretiyle en fazla otuz gün içinde dava konusunu derhal yerine getirmek zorundadır. Verilen yargı kararları ilgili idareye tebliğ edildikten sonra idarece belirlenen vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümlülükler ile zam ve cezaların miktarı mükellefe ayrıyeten bildirilir. Buna ilaveten, vergi davası neticesinde bir bedel ödenmesine karar verildiği taktirde, mahkeme kararının tebliğ tarihinden ödemenin gerçekleştirildiği tarihe kadarki geçen süre için AATUHK m. 48 uyarınca belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak miktarın da ödenmesi şarttır.

 

Vergi Davası Yürütmenin Durdurulması

Mahkemeden karar çıkıncaya değin idari işlemin vergi mükellefi üzerine tesir etmemesi haline yürütmenin durdurulması denir.

Vergi mahkemesinde açılan dava, kural olarak yürütmeyi durdurur. İYUK m. 27 uyarınca vergi mahkemelerinde; aslı vergi uyuşmazlığına dayanan davanın açılması halinde, tarh edilmiş bulunan vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümüne ilişkin olan tahsil işlemleri durur.

Vergi davasına ilişkin dosya, davacının adresine tebligat yapılamaması halinde işlemden kaldırılacak ve yürütmenin durdurulması kararı hükümsüz kalacaktır. İstinaf yahut temyize başvurulmuş olması, yürütmenin durdurulmasını gerektirmeyecek, teminat karşılığında ise yürütmenin durdurulması talep edilebilecektir.

 

 

Vergi Davası Kanun Yolları

6545 sayılı kanun uyarınca vergi yargılaması üç kademeli hale dönüştürülmüştür. Buna göre gerek mükellef gerekse de vergi dairesi, şartlar oluştuğu taktirde kanun yollarına başvurabilmektedir.

Kanun yolu ile ilk derece mahkemesince verilen kararların bir üst yargı makamına taşınması ifade edilmektedir. Vergi davalarında her durumda kanun yolu açık değildir. Bu itibarla bazı hallerde ilk derece mahkemesinin verdiği kararlar kesin olacaktır.

Kanun yollarına başvurulması halinde, mahkeme kararlarının yürütülmesi kendiliğinden durmayacaktır. Talep neticesinde bölge idare mahkemesi yahut Danıştay, yürütmenin durdurulmasına karar verebilecektir.

 

İstinaf Kanun Yolu

İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi olan Vergi Mahkemesinin verdiği kararların Bölge İdare Mahkemesine taşınmasını ifade eder. İYUK m. 45 uyarınca;

  • İstinaf kanun yoluna başvuru süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür.
  • Konusu 2022 yılı itibariyle 9 bin Türk Lirasını geçmeyen davalarda istinafa başvurulamaz.
  • İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda da istinaf yoluna başvurulamaz. Doğrudan temyiz yoluna gidilmelidir.

Bölge İdare Mahkemesi, istinaf talebini esastan reddederek ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulabilecek yahut kararı kaldırmak suretiyle esasa ilişkin yeniden karar verebilecektir.

 

Temyiz Kanun Yolu

Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı temyiz kanun yolu açıktır. Temyiz mercii olan Danıştay onama, düzelterek onama veya bozma kararı verebilir. Fakat dava konusu 2022 yılı itibariyle 261 bin Türk Lirasından daha az olduğu taktirde Bölge İdare Mahkemesinin verdiği karar kesindir, bu durumda temyiz kanun yoluna gidilemeyecektir.

Danıştay’da dava açma süresi, Bölge İdare Mahkemesinin kararının tebliğini izleyen günden başlamak üzere 30 gündür.

 

Olağanüstü Kanun Yolları

Olağanüstü kanun yolları, İYUK m. 51 ve 53’te düzenlenmiş olup “kanun yararına temyiz” ve “yargılamanın yenilenmesi”dir.

 

-      Kanun Yararına Temyiz

Vergi mahkemelerinde verilmiş olup kanun yoluna gidilmeden kesinleşmiş kararların, sonradan hukuka aykırı olduğunun anlaşılması halinde, Bakanlığın istemi veya Danıştay Başsavcısı tarafından re’sen yeniden temyiz olunması haline denen kanun yararına temyiz, İYUK m. 51’de düzenlenmiştir.

Buna göre başvuruya konu edilebilecek kararlar şunlardır:

·        Vergi mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar,

·        İstinaf makamlarının, yani bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar,

·        İstinaf ya da temyiz incelemesi olmaksızın kesinleşen kararlar.

 

-      Yargılamanın Yenilenmesi

İYUK m. 53’te sayılan nedenlerin herhangi birinin varlığı halinde vergi mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamasında verilip kesinleşmiş olan kararlar hakkında yargılamanın yeniden yapılmasını talep edebilecektir.

 


E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.