Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Hayasızca Hareketler Suçu ve Cezası (TCK 225)

Hayasızca Hareketler Suçu ve Cezası (TCK 225)

Hayasızca hareketler suçu ve cezası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen; alenen cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik gibi hayasızca hareket niteliğindeki fiillerin yaptırıma bağlandığı bir suç tipidir. Bu suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken fiilin aleniyet unsuru, olayın somut özellikleri ve konuya ilişkin Yargıtay kararları dikkate alınmaktadır.

Hayasızca Hareketler Suçu ve Cezası (TCK 225)

Hayasızca hareketler suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesinde düzenlenen ve toplumun genel ahlak anlayışını korumayı amaçlayan suç tiplerinden biridir. TCK 225 kapsamında alenen cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik yapmak, hayasızca hareketler suçu olarak kabul edilmekte ve bu fiiller bakımından hapis cezası öngörülmektedir.

Hayasızca hareketler suçu ve cezası değerlendirilirken fiilin aleni şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği, toplum içinde başkaları tarafından görülebilir nitelikte olup olmadığı ve eylemin TCK madde 225 kapsamında değerlendirilebilecek ağırlığa ulaşıp ulaşmadığı önem taşır. Bu nedenle her somut olayda failin hareketi, olayın gerçekleştiği yer, mağdur veya toplum üzerindeki etkisi ve Yargıtay kararları birlikte değerlendirilmelidir.

Hayasızca Hareketler Suçu Nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Genel Ahlaka Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenen hayasızca hareketler suçunu; toplumun ortak edep, iffet ve haya duygularını korumayı amaçlayan bir suç tipidir. Kanun koyucu, bireylerin mahremiyet sınırlarını aşarak toplumsal ahlak temizliğine saldırı niteliği taşıyan hareketler sergilemesini yaptırıma bağlamıştır. Bu suçun temelinde, kamuya açık alanlarda sergilenen ve başkalarının ar duygularını inciten cinsel nitelikli eylemler yer alır.

TCK 225 Kapsamında Hayasızca Hareket Suçunun Unsurları

Suçun oluşabilmesi için bulunan veya teşhircilik yapan kişi tarafından gerçekleştirilen eylemin belirli kriterleri taşıması gerekir. Bu suçun maddi unsuru, cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik yapmaktır. Manevi unsuru ise kasttır; failin bu hareketleri bilerek ve isteyerek, özellikle de aleniyet şartlarını sağlayarak yapması gerekir. 5237 sayılı Kanun uyarınca, bu suçun faili herkes olabilir. Önemli olan, eylemin hukuki değer olarak kabul edilen "toplumun edep törelerini" ihlal etmesidir.

Madde 225’e Göre Hayasızca Hareketler Suçunun Cezası

Madde 225 hükmüne göre, alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan şahıslar için öngörülen yaptırım altı aydan bir yıla kadar hapistir. Kanun metninde açıkça belirtildiği üzere, ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan taraflar, eylemin vahametine göre aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalır. Hâkim, somut olayın özelliklerine göre bu cezayı adli para cezası yaptırımına çevirebilir veya sanığın geçmişi ve mahkemedeki tutumunu gözeterek cezayı erteleyebilir. Ancak genel kural olarak bu suçun cezası 1 yıla kadar hapis cezasıdır.

Hayasızca Hareketler Suçunda Alenen İşlenme Şartı

Suçun en kritik unsuru aleniyettir. Bir eylemin hayasızca hareketler suçunu oluşturması için başkaları tarafından görülme, duyulma veya algılanma ihtimalinin bulunması gerekir. Alenen hayasızca hareket etme durumu, eylemin mutlaka birileri tarafından izlenmiş olmasını gerektirmez; "görülebilir bir yerde" yapılması yeterlidir. Örneğin, ıssız sanılsa bile her an birinin geçebileceği bir yol kenarında alenen cinsel ilişkide bulunan kişiler bu suçu işlemiş sayılır. Yargıtay, bu noktada ışıklandırma, mekanın ulaşılabilirliği ve dışarıdan görüş açısı gibi detayları titizlikle incelemektedir.

Teşhircilik Suretiyle Hayasızca Hareketler Suçu

Teşhircilik suçu, failin cinsel organını veya cinsel bölgelerini belirli bir kişiyi hedef almaksızın topluma açık şekilde sergilemesiyle vücut bulur. Eğer sanık, mezarlık duvarı arkasında veya parkta cinsel organını tutarak bekliyorsa ve bu eylemi yoldan geçenleri özellikle hedef almadan yapıyorsa, bu durum hayasızca hareketlerde bulunma suçunu oluşturduğu şeklinde yorumlanır. Şayet eylem belirli bir mağdura yöneltilmişse, artık TCK 105 kapsamında cinsel taciz gündeme gelir. Bu nedenle, failin eylemini genel bir sergileme amacıyla yapması, düzenlenen hayasızca hareketlerde bulunma suçunu ortaya çıkarır.

Hayasızca Hareketler Suçuna Teşebbüs Mümkün müdür?

Hayasızca hareketler özü itibarıyla bir hareket suçu olarak kabul edilir. Ancak icra hareketlerinin kısımlara bölünebildiği durumlarda teşebbüs mümkündür. Örneğin, failin cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik amacıyla hareketlerine başlaması, kıyafetlerini çıkarmaya çalışması ancak tam o esnada kolluk kuvvetleri veya çevredeki bir vatandaş tarafından engellenmesi halinde suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. 5237 sayılı Türk ceza mevzuatı uyarınca, teşebbüs halinde asıl ceza üzerinden indirim yapılır; ancak eylem tamamlandığında fail, kanunda belirtilen aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Hayasızca Hareketler Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Hayasızca hareketler suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda topluma karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Soruşturma süreci, Cumhuriyet Savcılığı’nın suçun işlendiğine dair şüpheyi öğrenmesiyle başlar. Bu aşamada savcı hem lehe hem de aleyhe olan delilleri toplayarak yeterli şüpheye ulaştığında bir iddianame düzenler. İddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma evresinde ise yargılama asliye ceza mahkemesi tarafından yürütülür. Eğer failin eylemi sabit görülürse, hayasızca hareketler suçundan mahkûmiyet kararı verilir. Yargılama aşamasında sanığın sosyal durumu ve pişmanlığı göz önünde bulundurularak verilen hapis cezası, şartları oluştuğu takdirde adli para cezasına çevrilebilir.

Hayasızca Hareketler Suçunda Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

5237 sayılı TCK uyarınca bu suçun en belirgin özelliği, takibinin şikâyete bağlı olmamasıdır. Bu nedenle, mağdur şikayetini geri çekse dahi kamu davası devam eder. Ayrıca bu suç, tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşabileceği uzlaşma kapsamındaki suçlardan biri değildir. Suçun dava zamanaşımı süresi, eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 8 yıldır. Hayasızca hareketler suçu nedeniyle başlatılan soruşturmaların bu süre zarfında tamamlanması gerekir; aksi halde dosya zaman aşımı nedeniyle düşecektir.

Hayasızca Hareketler Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hayasızca hareketler suçu cezası altı aydan bir yıla kadar hapsolarak belirlendiği için, bu suça bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun maddi unsuru olan cinsel ilişkide bulunma suretiyle hayasızca davranış sergileme eylemi nerede gerçekleşmişse, o yerdeki adliye yargılama yetkisine sahiptir.

Hayasızca Hareketler Suçu ile Cinsel Taciz Suçu Arasındaki Fark

Yargılama süreçlerinde en sık karşılaşılan karmaşa, cinsel taciz ile hayasızca hareketler arasındaki sınırda yaşanmaktadır. Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225 inci maddesinde düzenlenen eylemde, failin belirli bir kimseyi hedef alma amacı yoktur; eylem topluma karşı, alenen gerçekleştirilir. Ancak cinsel amaçlı hareketler doğrudan bir mağduru hedef alarak yapılıyorsa cinsel taciz suçu oluşur. Örneğin, parkta kimseyi hedef almadan cinsel organını göstermek alenen hayasızca harekette bulunma suçunu oluştururken; bu eylemin yoldan geçen belirli bir kişiye bakarak ve ona yönelik yapılması cinsel tacizdir. Birçok olayda sanığın tek bir eylemi her iki hayasızca hareketler suçlarını oluşturduğu takdirde, fikri içtima kuralları gereği en ağır cezayı gerektiren suçtan yaptırım uygulanır.

Hayasızca Hareketler Suçu ile Müstehcenlik Suçu Arasındaki Fark

TCK madde 225 ile düzenlenen suç ile müstehcenlik suçu (TCK 226) arasındaki temel fark, eylemin icra ediliş biçimidir. Müstehcenlik suçu genellikle yazı, ses, görüntü veya ürünler üzerinden işlenirken; “hayasızca hareketler suçu doğrudan failin kendi vücudu veya fiziksel eylemi (örneğin arabada cinsel ilişkiye girmek) üzerinden işlenir. Hayasızca hareketler suçu ile korunan hukuki değer, toplumun ortak haya duygusu ve edep töreleridir. 5237 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde düzenlenen bu suçla, toplumun genel ahlak yapısına ve değerlere saldırı niteliği taşıyan hareketler yasaklanmaktadır.

 

 

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.