Hayasızca Hareketler Suçu ve Cezası (TCK 225)
Hayasızca hareketler suçu ve cezası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen; alenen cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik gibi hayasızca hareket niteliğindeki fiillerin yaptırıma bağlandığı bir suç tipidir. Bu suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken fiilin aleniyet unsuru, olayın somut özellikleri ve konuya ilişkin Yargıtay kararları dikkate alınmaktadır.
Hayasızca Hareketler Suçu ve Cezası (TCK 225)
Hayasızca hareketler
suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesinde düzenlenen ve toplumun
genel ahlak anlayışını korumayı amaçlayan suç tiplerinden biridir. TCK 225
kapsamında alenen cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik yapmak, hayasızca
hareketler suçu olarak kabul edilmekte ve bu fiiller bakımından hapis cezası
öngörülmektedir.
Hayasızca hareketler suçu
ve cezası değerlendirilirken fiilin aleni şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği,
toplum içinde başkaları tarafından görülebilir nitelikte olup olmadığı ve
eylemin TCK madde 225 kapsamında değerlendirilebilecek ağırlığa ulaşıp ulaşmadığı
önem taşır. Bu nedenle her somut olayda failin hareketi, olayın gerçekleştiği
yer, mağdur veya toplum üzerindeki etkisi ve Yargıtay kararları birlikte
değerlendirilmelidir.
Hayasızca Hareketler Suçu Nedir?
5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun "Genel Ahlaka Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenen hayasızca
hareketler suçunu; toplumun ortak edep, iffet ve haya duygularını korumayı
amaçlayan bir suç tipidir. Kanun koyucu, bireylerin mahremiyet sınırlarını aşarak
toplumsal ahlak temizliğine saldırı niteliği taşıyan hareketler sergilemesini
yaptırıma bağlamıştır. Bu suçun temelinde, kamuya açık alanlarda sergilenen ve
başkalarının ar duygularını inciten cinsel nitelikli eylemler yer alır.
TCK 225 Kapsamında Hayasızca Hareket Suçunun Unsurları
Suçun oluşabilmesi için
bulunan veya teşhircilik yapan kişi tarafından gerçekleştirilen eylemin belirli
kriterleri taşıması gerekir. Bu suçun maddi unsuru, cinsel ilişkide bulunmak
veya teşhircilik yapmaktır. Manevi unsuru ise kasttır; failin bu hareketleri
bilerek ve isteyerek, özellikle de aleniyet şartlarını sağlayarak yapması
gerekir. 5237 sayılı Kanun uyarınca, bu suçun faili herkes olabilir. Önemli
olan, eylemin hukuki değer olarak kabul edilen "toplumun edep
törelerini" ihlal etmesidir.
Madde 225’e Göre Hayasızca Hareketler Suçunun Cezası
Madde 225 hükmüne göre,
alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan şahıslar için öngörülen
yaptırım altı aydan bir yıla kadar hapistir. Kanun metninde açıkça belirtildiği
üzere, ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan taraflar, eylemin vahametine
göre aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalır. Hâkim, somut
olayın özelliklerine göre bu cezayı adli para cezası yaptırımına çevirebilir
veya sanığın geçmişi ve mahkemedeki tutumunu gözeterek cezayı erteleyebilir.
Ancak genel kural olarak bu suçun cezası 1 yıla kadar hapis cezasıdır.
Hayasızca Hareketler Suçunda Alenen İşlenme Şartı
Suçun en kritik unsuru
aleniyettir. Bir eylemin hayasızca hareketler suçunu oluşturması için başkaları
tarafından görülme, duyulma veya algılanma ihtimalinin bulunması gerekir.
Alenen hayasızca hareket etme durumu, eylemin mutlaka birileri tarafından izlenmiş
olmasını gerektirmez; "görülebilir bir yerde" yapılması yeterlidir.
Örneğin, ıssız sanılsa bile her an birinin geçebileceği bir yol kenarında
alenen cinsel ilişkide bulunan kişiler bu suçu işlemiş sayılır. Yargıtay, bu
noktada ışıklandırma, mekanın ulaşılabilirliği ve dışarıdan görüş açısı gibi
detayları titizlikle incelemektedir.
Teşhircilik Suretiyle Hayasızca Hareketler Suçu
Teşhircilik suçu, failin
cinsel organını veya cinsel bölgelerini belirli bir kişiyi hedef almaksızın
topluma açık şekilde sergilemesiyle vücut bulur. Eğer sanık, mezarlık duvarı
arkasında veya parkta cinsel organını tutarak bekliyorsa ve bu eylemi yoldan
geçenleri özellikle hedef almadan yapıyorsa, bu durum hayasızca hareketlerde
bulunma suçunu oluşturduğu şeklinde yorumlanır. Şayet eylem belirli bir mağdura
yöneltilmişse, artık TCK 105 kapsamında cinsel taciz gündeme gelir. Bu nedenle,
failin eylemini genel bir sergileme amacıyla yapması, düzenlenen hayasızca
hareketlerde bulunma suçunu ortaya çıkarır.
Hayasızca Hareketler Suçuna Teşebbüs Mümkün müdür?
Hayasızca hareketler özü
itibarıyla bir hareket suçu olarak kabul edilir. Ancak icra hareketlerinin
kısımlara bölünebildiği durumlarda teşebbüs mümkündür. Örneğin, failin cinsel
ilişkide bulunan veya teşhircilik amacıyla hareketlerine başlaması, kıyafetlerini
çıkarmaya çalışması ancak tam o esnada kolluk kuvvetleri veya çevredeki bir
vatandaş tarafından engellenmesi halinde suç teşebbüs aşamasında kalmış
sayılır. 5237 sayılı Türk ceza mevzuatı uyarınca, teşebbüs halinde asıl ceza
üzerinden indirim yapılır; ancak eylem tamamlandığında fail, kanunda belirtilen
aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Hayasızca Hareketler Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Süreci
Hayasızca hareketler suçu
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda topluma karşı suçlar başlığı altında
düzenlenmiştir. Soruşturma süreci, Cumhuriyet Savcılığı’nın suçun işlendiğine
dair şüpheyi öğrenmesiyle başlar. Bu aşamada savcı hem lehe hem de aleyhe olan
delilleri toplayarak yeterli şüpheye ulaştığında bir iddianame düzenler.
İddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma evresinde ise yargılama asliye ceza
mahkemesi tarafından yürütülür. Eğer failin eylemi sabit görülürse, hayasızca
hareketler suçundan mahkûmiyet kararı verilir. Yargılama aşamasında sanığın
sosyal durumu ve pişmanlığı göz önünde bulundurularak verilen hapis cezası,
şartları oluştuğu takdirde adli para cezasına çevrilebilir.
Hayasızca Hareketler Suçunda Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı
5237 sayılı TCK uyarınca
bu suçun en belirgin özelliği, takibinin şikâyete bağlı olmamasıdır. Bu
nedenle, mağdur şikayetini geri çekse dahi kamu davası devam eder. Ayrıca bu
suç, tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşabileceği uzlaşma
kapsamındaki suçlardan biri değildir. Suçun dava zamanaşımı süresi, eylemin
gerçekleştiği tarihten itibaren 8 yıldır. Hayasızca hareketler suçu nedeniyle
başlatılan soruşturmaların bu süre zarfında tamamlanması gerekir; aksi halde
dosya zaman aşımı nedeniyle düşecektir.
Hayasızca Hareketler Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hayasızca hareketler suçu
cezası altı aydan bir yıla kadar hapsolarak belirlendiği için, bu suça bakmakla
görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak
suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun maddi unsuru olan cinsel ilişkide
bulunma suretiyle hayasızca davranış sergileme eylemi nerede gerçekleşmişse, o
yerdeki adliye yargılama yetkisine sahiptir.
Hayasızca Hareketler Suçu ile Cinsel Taciz Suçu Arasındaki Fark
Yargılama süreçlerinde en
sık karşılaşılan karmaşa, cinsel taciz ile hayasızca hareketler arasındaki
sınırda yaşanmaktadır. Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225 inci maddesinde
düzenlenen eylemde, failin belirli bir kimseyi hedef alma amacı yoktur; eylem
topluma karşı, alenen gerçekleştirilir. Ancak cinsel amaçlı hareketler doğrudan
bir mağduru hedef alarak yapılıyorsa cinsel taciz suçu oluşur. Örneğin, parkta
kimseyi hedef almadan cinsel organını göstermek alenen hayasızca harekette
bulunma suçunu oluştururken; bu eylemin yoldan geçen belirli bir kişiye bakarak
ve ona yönelik yapılması cinsel tacizdir. Birçok olayda sanığın tek bir eylemi
her iki hayasızca hareketler suçlarını oluşturduğu takdirde, fikri içtima
kuralları gereği en ağır cezayı gerektiren suçtan yaptırım uygulanır.
Hayasızca Hareketler Suçu ile Müstehcenlik Suçu Arasındaki Fark
TCK madde 225 ile
düzenlenen suç ile müstehcenlik suçu (TCK 226) arasındaki temel fark, eylemin
icra ediliş biçimidir. Müstehcenlik suçu genellikle yazı, ses, görüntü veya
ürünler üzerinden işlenirken; “hayasızca hareketler suçu doğrudan failin kendi
vücudu veya fiziksel eylemi (örneğin arabada cinsel ilişkiye girmek) üzerinden
işlenir. Hayasızca hareketler suçu ile korunan hukuki değer, toplumun ortak
haya duygusu ve edep töreleridir. 5237 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde
düzenlenen bu suçla, toplumun genel ahlak yapısına ve değerlere saldırı
niteliği taşıyan hareketler yasaklanmaktadır.
