Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası
Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası
Kamulaştırmasız el atma
nedeniyle tazminat davası, kamu idaresinin özel mülkiyete konu bir taşınmaza
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere uymadan müdahale etmesi
halinde taşınmaz malikine tanınan en önemli hukuki koruma yollarından biridir.
Uygulamada belediyeler, bakanlıklar, karayolları veya diğer kamu tüzel kişileri
tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmaksızın taşınmazlara yol
yapılması, park alanı oluşturulması, enerji hattı geçirilmesi ya da imar
planlarıyla kullanımının kısıtlanması sıkça karşılaşılan kamulaştırmasız el
atma örnekleri arasında yer almaktadır.
Bu yazımızda
kamulaştırmasız el atma nedir, fiili ve hukuki el atma arasındaki farklar
nelerdir, kamulaştırmasız el atma davası hangi mahkemede açılır, el atılan
taşınmazın bedelinin hesaplanması nasıl yapılır ve dava sürecinde dikkat
edilmesi gereken hususlar nelerdir sorularını ayrıntılı olarak ele alacağız.
Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Kamulaştırmasız el atma,
kamu idaresinin özel mülkiyete konu bir taşınmaza, 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu’nda öngörülen usulleri uygulamadan ve kamulaştırma bedelini ödemeden
müdahale etmesi durumudur. Başka bir ifadeyle idarenin taşınmaza el atması, hukuken
geçerli bir kamulaştırma kararı bulunmaksızın gerçekleşmekte ve taşınmaz
malikinin mülkiyet hakkının ihlaline neden olmaktadır.
Normal şartlarda kamu
yararı amacıyla bir taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi gerektiğinde
idareye kamulaştırma yetkisi tanınmıştır. Ancak idareye tanınan bu yetkinin
belirli usul kuralları çerçevesinde kullanılması zorunludur. İdare, taşınmazın
bedelini ödemeden veya gerekli işlemleri tamamlamadan taşınmaza fiilen el
koymasıdır şeklinde ortaya çıkan müdahalelerde bulunduğunda kamulaştırmasız el
atmadan söz edilir.
Yargıtay İçtihadı
Birleştirme kararları ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca kamulaştırmasız
el atma, mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale niteliğinde olup taşınmaz
malikine çeşitli dava hakları tanımaktadır. Özellikle kamu tüzel kişileri tarafından
gerçekleştirilen fiili el atmalar, haksız fiil niteliğinde değerlendirilmekte
ve taşınmaz malikinin uğradığı zararların giderilmesi gerekmektedir.
İdarenin Taşınmaza El Atması Hangi Durumlarda Hukuka Aykırı Sayılır?
İdarenin taşınmaza
müdahalesinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için kamu yararı kararı alınması,
kamulaştırma sürecinin işletilmesi ve kamulaştırma bedelinin ödenmesi gerekir.
Bu şartlar yerine getirilmeden gerçekleştirilen el atmalar hukuka aykırı kabul
edilmektedir.
Örneğin belediye
tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın özel mülkiyete konu
bir taşınmaz üzerine yol yapılması, park düzenlenmesi veya altyapı tesisi
kurulması halinde fiilen el atma meydana gelir. Aynı şekilde imar planında
okul, yeşil alan veya yol olarak ayrılan bir taşınmaz hakkında uzun yıllar
kamulaştırma işlemi yapılmaması da hukuki el atma kapsamında
değerlendirilebilir.
İdarenin hukuka aykırı
müdahalesi sonucunda taşınmaz malikinin tasarruf yetkisi ortadan kalkmakta,
tapu sahibi mülkünü kullanamamakta, devredememekte veya ekonomik olarak
değerlendirememektedir. Bu nedenle mülkiyet hakkının korunması amacıyla malik,
idareye karşı çeşitli davalar açabilir.
Fiili ve Hukuki El Atma Arasındaki Farklar Nelerdir?
Kamulaştırmasız el atma
uygulamada fiili el atma ve hukuki el atma olmak üzere iki farklı şekilde
ortaya çıkmaktadır.
Fiili El Atma
Fiili el atmada idarenin
taşınmaza doğrudan fiziksel müdahalesi söz konusudur. Yol yapılması, enerji
hattı geçirilmesi, okul veya park inşa edilmesi gibi durumlarda idare taşınmaza
fiilen el atmış olur.
Fiili el atmada taşınmaz
malikinin mülkiyet hakkından kaynaklanan kullanma ve yararlanma yetkileri büyük
ölçüde ortadan kalkmaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkeme taşınmazın
bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesidir. Fiili el atmada açılacak davalar
adli yargıda görülür.
Hukuki El Atma
Hukuki el atmada ise
taşınmaza fiziksel bir müdahale bulunmamasına rağmen imar planları veya idari
işlemler nedeniyle mülkiyet hakkının kullanılması ciddi şekilde
sınırlandırılır.
Örneğin bir taşınmazın
imar planında kamu hizmetine tahsis edilmesi ve bu durumun uzun yıllar devam
etmesi halinde malik taşınmaz üzerinde tasarruf edemez hale gelebilir.
Özellikle imar planının yürürlüğe girmesinden sonra kanunda öngörülen 5 yıllık
süre içerisinde herhangi bir işlem yapılmaması durumunda hukuki el atmadan söz
edilebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda dava konusu idari işlem olduğundan görevli
mahkeme i re mahkemeleridir.
El Atma Durumunda Taşınmaz Malikinin Hakları Nelerdir?
Kamulaştırmasız el
atmadan zarar gören taşınmaz malikinin çeşitli hukuki hakları bulunmaktadır:
Öncelikle malik, el
atmanın önlenmesi davası açabilir. El atmanın önlenmesi davası, idarenin hukuka
aykırı müdahalesinin sona erdirilmesini amaçlar. Özellikle taşınmazın geri
alınmasının mümkün olduğu durumlarda el atmanın önlenmesi önemli bir hukuki koruma
sağlamaktadır.
Bunun yanında malik,
taşınmazın bedelinin ödenmesini talep ederek tazminat davası açabilir. Bu
davalarda taşınmazın bedelinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılır
ve dava tarihindeki gerçek değer esas alınır.
Taşınmazın el atılan
kısmının uzun süre kamu hizmetine tahsis edilmiş olması halinde malik ayrıca
ecrimisil veya diğer zararlarının tazminini de isteyebilir. İdare tarafından
gerçekleştirilen müdahalenin niteliğine göre farklı talepler aynı dava içerisinde
ileri sürülebilmektedir.
Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Kamulaştırmasız el atma
nedeniyle hükmedilecek tazminat belirlenirken temel esas, taşınmazın bedeli ile
malik tarafından uğranılan gerçek zararın tespit edilmesidir.
Yargıtay içtihatları
uyarınca hesaplama yapılırken idarenin taşınmaza ilk müdahale ettiği tarih
değil, dava tarihindeki değer dikkate alınmaktadır. Böylece taşınmaz malikinin
yıllar içerisinde oluşan değer artışlarından mahrum kalmasının önüne geçilmektedir.
Mahkeme tarafından
görevlendirilen bilirkişi heyeti;
●Taşınmazın niteliğini,
●İmar durumunu,
●Konumunu,
●Yüzölçümünü,
●Emsal satışları,
●Kamu hizmetine tahsis
edilme durumunu,
●Üzerindeki yapı ve
tesisleri,
değerlendirerek
taşınmazın bedelini belirlemektedir.
Tespit edilen taşınmazın
bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesi halinde faiz de dava tarihinden
itibaren işletilmektedir. Özellikle fiili el atmada taşınmazın bedelinin yanı
sıra kullanım kayıpları ve diğer zararlar da talep edilebilmektedir.
Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Uzlaşma Dava Şartı Mıdır?
Kamulaştırmasız el atma
davası açmak isteyen taşınmaz maliklerinin en çok merak ettiği konulardan biri,
dava açmadan önce idareye başvurmanın zorunlu olup olmadığıdır. Özellikle
kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat talep edecek kişilerin hak kaybı yaşamaması
için bu hususun doğru değerlendirilmesi gerekir.
2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu’nun Geçici 6. maddesinde belirli dönemlerde gerçekleşen kamulaştırmasız
el atma işlemi bakımından uzlaşma usulüne yer verilmiş olsa da güncel
uygulamada her kamulaştırmasız el atma durumuna ilişkin olarak uzlaşma
zorunluluğu bulunmamaktadır.
Yargıtay kararları ve
yerleşik uygulama dikkate alındığında, 04.11.1983 tarihinden sonra meydana
gelen kamulaştırmasız el atmaya ilişkin uyuşmazlıklarda uzlaşma dava şartı
değildir. Bu nedenle taşınmaz malikleri doğrudan dava yoluyla haklarını talep
edebilir ve kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin ödenmesini
isteyebilir.
Bununla birlikte hukuki
el atmalarda, özellikle imar planlarından kaynaklanan mülkiyet kısıtlamalarında
ilgili idareye başvuru yapılması ve idari süreçlerin tamamlanması gerekebilir.
Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması önem
taşımaktadır.
Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Zamanaşımı Süresi
Kamulaştırmasız el atmaya
ilişkin uyuşmazlıklarda zamanaşımı konusu uygulamada sıkça gündeme gelmektedir.
Özellikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın uzun yıllar önce kamu
hizmetine ayrılması veya fiilen kullanılması halinde dava açılıp açılamayacağı
merak edilmektedir.
Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Kararı ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda mülkiyet hakkına
dayanan talepler bakımından kamulaştırmasız el atmanın sonuçları devam ettiği
sürece dava açma hakkı ortadan kalkmaz. Başka bir ifadeyle kamulaştırmasız el
atılan taşınmaz üzerinde idarenin müdahalesi devam ediyorsa malik her zaman
dava açabilir.
Özellikle fiili el atma
halinde taşınmazın el atma nedeniyle kamu hizmetine tahsis edilmiş olması ve
müdahalenin sürmesi durumunda zamanaşımından söz edilmesi mümkün değildir.
Çünkü mülkiyet hakkına yönelik ihlal devam eden niteliktedir.
Ancak el atmadan
kaynaklanan bazı parasal talepler bakımından farklı süreler gündeme gelebilir.
Örneğin ecrimisil taleplerinde geçmişe dönük belirli sürelerle sınırlı
hesaplama yapılabilmektedir. Bu nedenle her dava türü bakımından ayrı
değerlendirme yapılması gerekir.
Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kamulaştırmasız el atma
davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi, müdahalenin niteliğine göre
değişmektedir. Fiili müdahale ile hukuki müdahale arasında görev kuralları
bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Fiili el atma davaları
bakımından görevli mahkeme taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk
Mahkemesidir. İdarenin herhangi bir kamulaştırma kararı olmaksızın taşınmaza
fiilen müdahale etmesi, haksız fiil niteliğinde değerlendirildiğinden
uyuşmazlık adli yargıda çözümlenir.
Hukuki el atmalarda ise
durum farklıdır. İmar planları veya idari işlemler nedeniyle mülkiyet hakkının
sınırlandırıldığı durumlarda görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Hukuki el
atmalarda dava konusu taşınmaza fiziksel müdahale bulunmamakta, ancak taşınmazın
kullanım imkanları önemli ölçüde kısıtlanmaktadır.
Yetkili mahkeme ise hem
fiili hem de hukuki el atma halinde kural olarak dava konusu taşınmazın
bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kesin nitelikte olup dava konusu taşınmaz
başka bir yerde bulunuyorsa farklı bir yerde dava açılması mümkün değildir.
Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Kamulaştırmasız el atma
davaları, teknik ve hukuki yönleri bulunan özel dava türleri arasında yer
almaktadır. Bu nedenle dava açılmadan önce bazı önemli hususların
değerlendirilmesi gerekir.
Öncelikle kamulaştırmasız
el atmanın fiili mi yoksa hukuki nitelikte mi olduğunun doğru tespit edilmesi
gerekir. Çünkü bu ayrım görevli mahkemeyi ve uygulanacak yargılama usulünü
doğrudan etkiler.
Dava konusu taşınmazın
tapu kayıtları, imar durumu, kadastro bilgileri ve varsa idare ile yapılan
yazışmalar eksiksiz şekilde hazırlanmalıdır. Özellikle kamulaştırmasız el atma
nedeniyle taşınmazın kullanımının nasıl etkilendiği somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Kamulaştırmasız el atma
durumuna ilişkin açılan davalarda bilirkişi incelemesi büyük önem taşır. El
atılan taşınmazın bedelinin belirlenmesi sırasında taşınmazın niteliği,
yüzölçümü, imar durumu, emsal satışlar ve ekonomik özellikleri dikkate
alınmaktadır.
Yargıtay içtihatları
uyarınca taşınmazın bedeli belirlenirken dava tarihi esas alınmakta, tazminat
bedeline dava tarihinden itibaren faiz uygulanmaktadır. Bu nedenle dava tarihi,
kamulaştırmasız el atma davalarında hak sahipleri açısından önemli sonuçlar
doğurmaktadır.
