Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası
  • Ana Sayfa
  • /
  • Blog
  • /
  • Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası

Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası

Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası

Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası, kamu idaresinin özel mülkiyete konu bir taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere uymadan müdahale etmesi halinde taşınmaz malikine tanınan en önemli hukuki koruma yollarından biridir. Uygulamada belediyeler, bakanlıklar, karayolları veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmaksızın taşınmazlara yol yapılması, park alanı oluşturulması, enerji hattı geçirilmesi ya da imar planlarıyla kullanımının kısıtlanması sıkça karşılaşılan kamulaştırmasız el atma örnekleri arasında yer almaktadır.

Bu yazımızda kamulaştırmasız el atma nedir, fiili ve hukuki el atma arasındaki farklar nelerdir, kamulaştırmasız el atma davası hangi mahkemede açılır, el atılan taşınmazın bedelinin hesaplanması nasıl yapılır ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir sorularını ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kamulaştırmasız El Atma Nedir?

Kamulaştırmasız el atma, kamu idaresinin özel mülkiyete konu bir taşınmaza, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usulleri uygulamadan ve kamulaştırma bedelini ödemeden müdahale etmesi durumudur. Başka bir ifadeyle idarenin taşınmaza el atması, hukuken geçerli bir kamulaştırma kararı bulunmaksızın gerçekleşmekte ve taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının ihlaline neden olmaktadır.

Normal şartlarda kamu yararı amacıyla bir taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi gerektiğinde idareye kamulaştırma yetkisi tanınmıştır. Ancak idareye tanınan bu yetkinin belirli usul kuralları çerçevesinde kullanılması zorunludur. İdare, taşınmazın bedelini ödemeden veya gerekli işlemleri tamamlamadan taşınmaza fiilen el koymasıdır şeklinde ortaya çıkan müdahalelerde bulunduğunda kamulaştırmasız el atmadan söz edilir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca kamulaştırmasız el atma, mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale niteliğinde olup taşınmaz malikine çeşitli dava hakları tanımaktadır. Özellikle kamu tüzel kişileri tarafından gerçekleştirilen fiili el atmalar, haksız fiil niteliğinde değerlendirilmekte ve taşınmaz malikinin uğradığı zararların giderilmesi gerekmektedir.

İdarenin Taşınmaza El Atması Hangi Durumlarda Hukuka Aykırı Sayılır?

İdarenin taşınmaza müdahalesinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için kamu yararı kararı alınması, kamulaştırma sürecinin işletilmesi ve kamulaştırma bedelinin ödenmesi gerekir. Bu şartlar yerine getirilmeden gerçekleştirilen el atmalar hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Örneğin belediye tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerine yol yapılması, park düzenlenmesi veya altyapı tesisi kurulması halinde fiilen el atma meydana gelir. Aynı şekilde imar planında okul, yeşil alan veya yol olarak ayrılan bir taşınmaz hakkında uzun yıllar kamulaştırma işlemi yapılmaması da hukuki el atma kapsamında değerlendirilebilir.

İdarenin hukuka aykırı müdahalesi sonucunda taşınmaz malikinin tasarruf yetkisi ortadan kalkmakta, tapu sahibi mülkünü kullanamamakta, devredememekte veya ekonomik olarak değerlendirememektedir. Bu nedenle mülkiyet hakkının korunması amacıyla malik, idareye karşı çeşitli davalar açabilir.

Fiili ve Hukuki El Atma Arasındaki Farklar Nelerdir?

Kamulaştırmasız el atma uygulamada fiili el atma ve hukuki el atma olmak üzere iki farklı şekilde ortaya çıkmaktadır.

Fiili El Atma

Fiili el atmada idarenin taşınmaza doğrudan fiziksel müdahalesi söz konusudur. Yol yapılması, enerji hattı geçirilmesi, okul veya park inşa edilmesi gibi durumlarda idare taşınmaza fiilen el atmış olur.

Fiili el atmada taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından kaynaklanan kullanma ve yararlanma yetkileri büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkeme taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesidir. Fiili el atmada açılacak davalar adli yargıda görülür.

Hukuki El Atma

Hukuki el atmada ise taşınmaza fiziksel bir müdahale bulunmamasına rağmen imar planları veya idari işlemler nedeniyle mülkiyet hakkının kullanılması ciddi şekilde sınırlandırılır.

Örneğin bir taşınmazın imar planında kamu hizmetine tahsis edilmesi ve bu durumun uzun yıllar devam etmesi halinde malik taşınmaz üzerinde tasarruf edemez hale gelebilir. Özellikle imar planının yürürlüğe girmesinden sonra kanunda öngörülen 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir işlem yapılmaması durumunda hukuki el atmadan söz edilebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda dava konusu idari işlem olduğundan görevli mahkeme i re mahkemeleridir.

El Atma Durumunda Taşınmaz Malikinin Hakları Nelerdir?

Kamulaştırmasız el atmadan zarar gören taşınmaz malikinin çeşitli hukuki hakları bulunmaktadır:

Öncelikle malik, el atmanın önlenmesi davası açabilir. El atmanın önlenmesi davası, idarenin hukuka aykırı müdahalesinin sona erdirilmesini amaçlar. Özellikle taşınmazın geri alınmasının mümkün olduğu durumlarda el atmanın önlenmesi önemli bir hukuki koruma sağlamaktadır.

Bunun yanında malik, taşınmazın bedelinin ödenmesini talep ederek tazminat davası açabilir. Bu davalarda taşınmazın bedelinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılır ve dava tarihindeki gerçek değer esas alınır.

Taşınmazın el atılan kısmının uzun süre kamu hizmetine tahsis edilmiş olması halinde malik ayrıca ecrimisil veya diğer zararlarının tazminini de isteyebilir. İdare tarafından gerçekleştirilen müdahalenin niteliğine göre farklı talepler aynı dava içerisinde ileri sürülebilmektedir.

Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilecek tazminat belirlenirken temel esas, taşınmazın bedeli ile malik tarafından uğranılan gerçek zararın tespit edilmesidir.

Yargıtay içtihatları uyarınca hesaplama yapılırken idarenin taşınmaza ilk müdahale ettiği tarih değil, dava tarihindeki değer dikkate alınmaktadır. Böylece taşınmaz malikinin yıllar içerisinde oluşan değer artışlarından mahrum kalmasının önüne geçilmektedir.

Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti;

●Taşınmazın niteliğini,

●İmar durumunu,

●Konumunu,

●Yüzölçümünü,

●Emsal satışları,

●Kamu hizmetine tahsis edilme durumunu,

●Üzerindeki yapı ve tesisleri,

değerlendirerek taşınmazın bedelini belirlemektedir.

Tespit edilen taşınmazın bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesi halinde faiz de dava tarihinden itibaren işletilmektedir. Özellikle fiili el atmada taşınmazın bedelinin yanı sıra kullanım kayıpları ve diğer zararlar da talep edilebilmektedir.

Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Uzlaşma Dava Şartı Mıdır?

Kamulaştırmasız el atma davası açmak isteyen taşınmaz maliklerinin en çok merak ettiği konulardan biri, dava açmadan önce idareye başvurmanın zorunlu olup olmadığıdır. Özellikle kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat talep edecek kişilerin hak kaybı yaşamaması için bu hususun doğru değerlendirilmesi gerekir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinde belirli dönemlerde gerçekleşen kamulaştırmasız el atma işlemi bakımından uzlaşma usulüne yer verilmiş olsa da güncel uygulamada her kamulaştırmasız el atma durumuna ilişkin olarak uzlaşma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Yargıtay kararları ve yerleşik uygulama dikkate alındığında, 04.11.1983 tarihinden sonra meydana gelen kamulaştırmasız el atmaya ilişkin uyuşmazlıklarda uzlaşma dava şartı değildir. Bu nedenle taşınmaz malikleri doğrudan dava yoluyla haklarını talep edebilir ve kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin ödenmesini isteyebilir.

Bununla birlikte hukuki el atmalarda, özellikle imar planlarından kaynaklanan mülkiyet kısıtlamalarında ilgili idareye başvuru yapılması ve idari süreçlerin tamamlanması gerekebilir. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Zamanaşımı Süresi

Kamulaştırmasız el atmaya ilişkin uyuşmazlıklarda zamanaşımı konusu uygulamada sıkça gündeme gelmektedir. Özellikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın uzun yıllar önce kamu hizmetine ayrılması veya fiilen kullanılması halinde dava açılıp açılamayacağı merak edilmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda mülkiyet hakkına dayanan talepler bakımından kamulaştırmasız el atmanın sonuçları devam ettiği sürece dava açma hakkı ortadan kalkmaz. Başka bir ifadeyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaz üzerinde idarenin müdahalesi devam ediyorsa malik her zaman dava açabilir.

Özellikle fiili el atma halinde taşınmazın el atma nedeniyle kamu hizmetine tahsis edilmiş olması ve müdahalenin sürmesi durumunda zamanaşımından söz edilmesi mümkün değildir. Çünkü mülkiyet hakkına yönelik ihlal devam eden niteliktedir.

Ancak el atmadan kaynaklanan bazı parasal talepler bakımından farklı süreler gündeme gelebilir. Örneğin ecrimisil taleplerinde geçmişe dönük belirli sürelerle sınırlı hesaplama yapılabilmektedir. Bu nedenle her dava türü bakımından ayrı değerlendirme yapılması gerekir.

Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kamulaştırmasız el atma davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi, müdahalenin niteliğine göre değişmektedir. Fiili müdahale ile hukuki müdahale arasında görev kuralları bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Fiili el atma davaları bakımından görevli mahkeme taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesidir. İdarenin herhangi bir kamulaştırma kararı olmaksızın taşınmaza fiilen müdahale etmesi, haksız fiil niteliğinde değerlendirildiğinden uyuşmazlık adli yargıda çözümlenir.

Hukuki el atmalarda ise durum farklıdır. İmar planları veya idari işlemler nedeniyle mülkiyet hakkının sınırlandırıldığı durumlarda görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Hukuki el atmalarda dava konusu taşınmaza fiziksel müdahale bulunmamakta, ancak taşınmazın kullanım imkanları önemli ölçüde kısıtlanmaktadır.

Yetkili mahkeme ise hem fiili hem de hukuki el atma halinde kural olarak dava konusu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kesin nitelikte olup dava konusu taşınmaz başka bir yerde bulunuyorsa farklı bir yerde dava açılması mümkün değildir.

Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Kamulaştırmasız el atma davaları, teknik ve hukuki yönleri bulunan özel dava türleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle dava açılmadan önce bazı önemli hususların değerlendirilmesi gerekir.

Öncelikle kamulaştırmasız el atmanın fiili mi yoksa hukuki nitelikte mi olduğunun doğru tespit edilmesi gerekir. Çünkü bu ayrım görevli mahkemeyi ve uygulanacak yargılama usulünü doğrudan etkiler.

Dava konusu taşınmazın tapu kayıtları, imar durumu, kadastro bilgileri ve varsa idare ile yapılan yazışmalar eksiksiz şekilde hazırlanmalıdır. Özellikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın kullanımının nasıl etkilendiği somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Kamulaştırmasız el atma durumuna ilişkin açılan davalarda bilirkişi incelemesi büyük önem taşır. El atılan taşınmazın bedelinin belirlenmesi sırasında taşınmazın niteliği, yüzölçümü, imar durumu, emsal satışlar ve ekonomik özellikleri dikkate alınmaktadır.

Yargıtay içtihatları uyarınca taşınmazın bedeli belirlenirken dava tarihi esas alınmakta, tazminat bedeline dava tarihinden itibaren faiz uygulanmaktadır. Bu nedenle dava tarihi, kamulaştırmasız el atma davalarında hak sahipleri açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.

 

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.