Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Haksız Tahrik Nedir? TCK 29 Kapsamında Haksız Tahrik İndirimi
  • Ana Sayfa
  • /
  • Blog
  • /
  • Haksız Tahrik Nedir? TCK 29 Kapsamında Haksız Tahrik İndirimi

Haksız Tahrik Nedir? TCK 29 Kapsamında Haksız Tahrik İndirimi

 Haksız Tahrik Nedir? TCK 29 Kapsamında Haksız Tahrik İndirimi

Haksız tahrik, ceza hukukunda failin kusurluluğunu azaltan ve belirli şartların varlığı halinde cezada indirim yapılmasını sağlayan önemli bir hukuki kurumdur. Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen bu kurum, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elem etkisi altında suç işlemesi durumunda uygulanmaktadır. Özellikle kasten yaralama ve öldürme suçlarında gündeme gelen haksız tahrik indirimi, failin maruz kaldığı haksız hareketin ağırlığı, olayın gelişim şekli ve suçun tahrik altında işlenip işlenmediği dikkate alınarak değerlendirilmektedir.

Ancak her hukuka aykırı davranış haksız tahrik sonucunu doğurmaz. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için haksız bir fiilin bulunması, failin bu fiilin etkisi altında kalması ve işlenen suç ile haksız hareket arasında doğrudan bir bağlantı kurulabilmesi gerekir. Bu nedenle haksız tahrik indiriminin uygulanıp uygulanmayacağı, somut olayın özelliklerine göre mahkemeler tarafından ayrı ayrı incelenmektedir.

Bu yazımızda TCK 29 kapsamında haksız tahrik kavramını, haksız tahrik şartlarını, ceza indirimi oranlarını, ilk haksız hareketin önemini, haksız tahrikte dengenin bozulmasını ve Yargıtay kararları ışığında haksız tahrik uygulamasını ayrıntılı olarak ele alacağız.

TCK 29 Kapsamında Haksız Tahrik Nedir? Şartları ve Ceza İndirimi

Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik, failin maruz kaldığı haksız bir fiilin meydana getirdiği öfke, hiddet veya şiddetli elem etkisi altında suç işlemesi halinde uygulanan bir ceza indirimi nedenidir. Ceza hukukunda kusurluluğu azaltan sebepler arasında yer alan bu kurum, failin psikolojik durumunun suç üzerindeki etkisini dikkate alarak daha adil bir ceza belirlenmesini amaçlamaktadır.

Haksız tahrik hükümleri, suçun hukuka uygun hale gelmesini sağlamaz. Ancak failin içinde bulunduğu ruhsal durum nedeniyle cezasında indirim yapılmasına imkan tanır. Bu nedenle haksız tahrik indirimi, özellikle kasten yaralama ve kasten öldürme suçlarında uygulamada sıkça gündeme gelmektedir.

Haksız Tahrik Şartları Nelerdir?

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için yalnızca bir haksız fiilin bulunması yeterli değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları doğrultusunda kabul edilen bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Haksız Bir Fiil Bulunmalıdır

Öncelikle mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiil mevcut olmalıdır. Bu fiilin mutlaka suç teşkil etmesi zorunlu değildir. Hukuk düzeni tarafından kabul edilmeyen ve hukuka aykırı nitelik taşıyan davranışlar da haksız fiil olarak değerlendirilebilir.

Hakaret, tehdit, fiziksel saldırı, ağır aşağılamalar veya bazı durumlarda sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar haksız tahrik oluşturan eylemler arasında sayılabilmektedir.

Fail Hiddet veya Şiddetli Elem Altında Kalmalıdır

Haksız fiilin fail üzerinde ciddi bir psikolojik etki yaratması gerekir. Kanun, bu ruh halini “hiddet veya şiddetli elem” olarak tanımlamıştır. Basit rahatsızlık, kızgınlık veya kişisel husumet tek başına haksız tahrikin varlığı için yeterli değildir.

Suç Tahrik Altında İşlenmiş Olmalıdır

Failin işlediği suç ile maruz kaldığı haksız fiil arasında doğrudan bağlantı bulunmalıdır. Başka bir ifadeyle suç, haksız fiilden kaynaklanan ruhsal durumun sonucu olarak işlenmelidir.

Önceden planlanan veya tasarlanan suçlarda, somut olayın özelliklerine göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün olmayabilir.

Haksız Fiil Mağdurdan Kaynaklanmalıdır

Kural olarak haksız hareketin mağdurdan gelmesi gerekir. Bununla birlikte Yargıtay uygulamalarında failin yakınlarına veya değer verdiği kişilere yönelen bazı haksız fiiller de haksız tahrik kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Haksız Hareket ve İlk Haksız Fiilin Önemi

Haksız tahrikin uygulanmasında ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiği büyük önem taşır.

Genel kural olarak ilk haksız hareketin mağdurdan kaynaklanması gerekir. Eğer ilk haksız fiili fail gerçekleştirmişse, sonrasında mağdurun verdiği tepki nedeniyle failin haksız tahrik hükümlerinden yararlanması çoğu durumda mümkün değildir.

Örneğin bir kişiye ilk olarak hakaret eden veya fiziksel saldırıda bulunan fail, mağdurun buna karşılık vermesi üzerine işlediği suç bakımından kural olarak haksız tahrik indiriminden yararlanamaz.

Bununla birlikte ilk haksız hareketin kimden geldiği kesin olarak belirlenemiyorsa, ceza hukukunun temel prensiplerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirme yapılabilmektedir.

Haksız Tahrikte Dengenin Bozulması Nasıl Değerlendirilir?

Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri haksız tahrikte dengenin bozulmasıdır.

Bazı olaylarda ilk haksız hareket failden kaynaklansa bile mağdurun verdiği tepki açık şekilde orantısız hale gelebilmektedir. Bu durumda mağdurun tepkisi yeni ve bağımsız bir haksız fiil olarak kabul edilebilir.

Örneğin basit bir hakarete karşı bıçakla saldırılması veya hafif bir fiziksel müdahaleye karşı silahlı saldırıda bulunulması halinde etki ile tepki arasındaki denge bozulmuş sayılabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere;

  • Tarafların davranışları,

  • Haksız hareketin ağırlığı,

  • Tepkinin ulaştığı boyut,

  • Etki ve tepki arasındaki orantı,

birlikte değerlendirilerek failin haksız tahrik hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı belirlenmektedir.

Haksız Tahrikte Ağır ve Hafif Tahrik Ayrımı

765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu döneminde ağır haksız tahrik ve hafif haksız tahrik ayrımı bulunmaktaydı. Bu sistemde tahrikin derecesine göre farklı ceza indirimleri uygulanıyordu.

Ancak yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile bu ayrım kaldırılmıştır. Günümüzde kanunda ağır veya hafif haksız tahrik şeklinde bir sınıflandırma bulunmamaktadır.

Bunun yerine mahkemeye, somut olayın özelliklerine göre belirli sınırlar içerisinde ceza indirimi yapma yetkisi verilmiştir. Böylece her olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmektedir.

Hafif Haksız Tahrik İndirimi ve Uygulama Esasları

Her ne kadar mevcut kanunda hafif haksız tahrik kavramı yer almasa da uygulamada daha düşük yoğunlukta tahrik oluşturan olaylar için bu ifade kullanılmaya devam etmektedir.

Hakaret, basit sözlü tartışma, küçük çaplı fiziksel müdahaleler veya hafif düzeyde aşağılayıcı davranışlar çoğu zaman düşük seviyeli haksız tahrik olarak değerlendirilmektedir.

Bu tür olaylarda mahkemeler genellikle alt sınırdan ceza indirimi uygulamaktadır. Buna karşılık ağır saldırılar, ciddi tehditler, cinsel saldırılar veya fail üzerinde yoğun psikolojik etki yaratan haksız fiiller daha yüksek oranlı indirime neden olabilmektedir.

TCK 29 uyarınca;

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar,

  • Müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası,

  • Diğer suçlarda ise verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim,

uygulanabilmektedir.

Ağır Haksız Tahrik Hallerinde Ceza İndirimi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ağır haksız tahrik ve hafif haksız tahrik ayrımı açık şekilde düzenlenmemiş olsa da, uygulamada tahrik oluşturan eylemlerin ağırlığı ceza indiriminin belirlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle öldürme suçlarında haksız tahrik değerlendirilirken mağdurdan kaynaklanan haksız hareketin niteliği, fail üzerinde yarattığı etki ve olayın gelişim süreci birlikte incelenmektedir.

Cinsel saldırı, ağır hakaret, silahlı saldırı, ciddi tehdit veya failin yakınlarına yönelik ağır hukuka aykırı davranışlar, haksız tahrik ceza indiriminin daha yüksek oranlarda uygulanmasına neden olabilmektedir. Bu tür durumlarda failin haksız tahrik altında suç işlediği kabul edilirse, mahkeme somut olayın özelliklerine göre daha geniş bir indirim uygulayabilir.

Haksız Tahrik İndirimi Oranları ve Cezaya Etkisi

TCK m. 29 kapsamında haksız tahrik indiriminin oranı, tahrik oluşturan eylemlerin ağırlığına göre belirlenmektedir.

Kanuna göre;

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası,

  • Müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası,

  • Diğer suçlarda ise verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim,

uygulanabilmektedir.

Mahkeme, haksız tahrik indiriminin hangi oranda uygulanacağına karar verirken failin içinde bulunduğu ruhsal durum, haksız bir eylemin ağırlığı, olayın meydana geliş şekli ve tarafların davranışlarını dikkate almaktadır. Özellikle öldürme suçlarında haksız tahrik değerlendirmesi yapılırken, failin maruz kaldığı haksız hareket ile verdiği tepki arasındaki orantı ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanma Şartları

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için bazı temel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bunlar;

  • Haksız bir eylem bulunması,

  • Fiilin haksız olması,

  • Failin hiddet veya şiddetli elem etkisi altında kalması,

  • İşlenen suçun bu ruhsal durumun sonucu olması,

  • Haksız tahrik oluşturan eylemin mağdurdan kaynaklanması,

şeklinde özetlenebilir.

Bu şartlardan herhangi birinin bulunmaması halinde haksız tahrikten söz edilemez. Örneğin fail önceden suç işleme kararı almışsa veya mağdur tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırı bir davranış bulunmuyorsa, hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanamaz.

Suçun Haksız Bir Fiilin Etkisiyle İşlenmesi

Haksız tahrik uygulamasının temelinde, suçun haksız bir fiile tepki olarak işlenmiş olması bulunmaktadır.

Başka bir ifadeyle fail, maruz kaldığı haksız hareket nedeniyle psikolojik olarak etkilenmiş olmalı ve suç bu etkinin sonucu olarak ortaya çıkmalıdır. Eğer fail soğukkanlı biçimde hareket etmiş, plan yapmış veya intikam amacıyla hareket etmişse, haksız tahrik altında suç işlediğinden söz edilmesi mümkün olmayabilir.

Bu nedenle kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği ruhsal değişimin suçun işlenmesine etkisi her olayda ayrıca değerlendirilmektedir. Failin haksız tahrik altında kaldığını gösteren olgular, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.

Haksız Tahrikte Fail ve Mağdur Arasındaki Denge

Tahrik uygulamasında kural olarak ilk haksız hareket mağdurdan gelmelidir. Ancak uygulamada tarafların karşılıklı olarak haksız davranışlarda bulunduğu olaylarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı halinde mahkeme, tarafların davranışlarını karşılaştırarak etki ve tepki arasındaki dengeyi araştırır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını kural olarak ileri süremez. Ancak failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepki açık şekilde orantısız hale gelmişse, bu durumda karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını savunması mümkün olabilir.

Örneğin basit bir hakarete karşı ağır silahlı saldırıda bulunulması halinde, ilk haksız hareket failden gelmiş olsa bile dengenin bozulduğu kabul edilerek hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanabilir.

Haksız Tahrik ile Meşru Müdafaa Arasındaki Farklar

Uygulamada sıklıkla karıştırılan kavramlardan biri de haksız tahrik ile meşru müdafaadır.

Meşru müdafaa, devam eden veya gerçekleşmesi muhakkak olan haksız bir saldırının bertaraf edilmesi amacıyla gerçekleştirilen savunma hareketidir. Şartları oluştuğunda fail hakkında ceza verilmez.

Haksız tahrik ise bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Failin işlediği fiil hukuka aykırı olmaya devam eder. Ancak haksız bir fiilin meydana getirdiği öfke veya şiddetli elem nedeniyle hareket ettiği kabul edildiğinden cezasında indirim yapılır.

Haksız Tahrik Nedeniyle Cezada İndirim Nasıl Uygulanır?

Haksız tahrik nedeniyle cezada indirim uygulanırken mahkeme öncelikle işlenen suçun temel cezasını belirler. Daha sonra somut olayın özelliklerine göre TCK m. 29 kapsamında uygun indirim oranı tespit edilir.

İndirim oranı belirlenirken;

  • Haksız hareketin ağırlığı,

  • Tahrik oluşturan eylemin fail üzerindeki etkisi,

  • Olayın gelişim şekli,

  • Fail ve mağdur arasındaki ilişki,

  • İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığı,

  • Haksız tahrikin varlığı konusunda kaçınılmaz hata bulunup bulunmadığı,

gibi hususlar dikkate alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Haksız tahrik nedir?

Haksız tahrik, kişinin maruz kaldığı haksız bir fiilin etkisiyle suç işlemesi halinde cezasında indirim yapılmasını sağlayan hukuki bir kurumdur.

Haksız tahrik hangi kanun maddesinde düzenlenmiştir?

Haksız tahrik, Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenmiştir.

Haksız tahrik ceza indirimi ne kadar uygulanır?

Somut olayın özelliklerine göre verilecek ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilebilir.

Haksız tahrik her suçta uygulanır mı?

Hayır. Haksız tahrik hükümleri kural olarak kasten işlenen suçlarda uygulanır ve bazı suç tiplerinde uygulanması mümkün değildir.

Hakaret haksız tahrik sayılır mı?

Hakaret, olayın özelliklerine göre haksız tahrik oluşturan bir fiil olarak kabul edilebilir.

İlk haksız hareket neden önemlidir?

Kural olarak ilk haksız hareket mağdurdan kaynaklanmalıdır. İlk haksız hareket failden gelmişse haksız tahrik indirimi uygulanmayabilir.

Haksız tahrikte dengenin bozulması ne demektir?

Mağdurun verdiği tepkinin ilk haksız harekete göre açıkça orantısız hale gelmesidir. Bu durumda fail de haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilir.

Haksız tahrik ile meşru müdafaa arasındaki fark nedir?

Meşru müdafaada ceza verilmez. Haksız tahrikte ise suç oluşur ancak cezada indirim yapılır.

Haksız tahrik nedeniyle beraat kararı verilir mi?

Hayır. Haksız tahrik bir hukuka uygunluk nedeni değil, cezada indirim nedenidir.

Haksız tahrik öldürme suçlarında uygulanabilir mi?

Evet. Şartların oluşması halinde kasten öldürme suçlarında da haksız tahrik indirimi uygulanabilir.

Haksız tahrik için haksız fiilin suç olması gerekir mi?

Hayır. Fiilin mutlaka suç teşkil etmesi gerekmez; hukuka aykırı olması yeterlidir.

Haksız tahrik nedeniyle ceza indirimi alınabilmesi için avukat desteği gerekli midir?

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması adına sürecin alanında deneyimli bir Konya avukat tarafından takip edilmesi faydalı olabilir.

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.