Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155)
  • Ana Sayfa
  • /
  • Blog
  • /
  • Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155)

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155)

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155)

Güveni kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenen ve malvarlığına karşı işlenen suçlardan biridir. Uygulamada emniyeti suistimal olarak da bilinen bu suç, bir malın muhafaza edilmesi veya belirli bir amaç doğrultusunda kullanılması için kendisine teslim edilen kişinin, teslim amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunması ya da teslim olgusunu inkâr etmesiyle meydana gelir. Kanun koyucu bu düzenleme ile yalnızca mülkiyet hakkını değil, kişiler arasındaki güven ilişkisini de koruma altına almayı amaçlamaktadır.

TCK 155 kapsamında güveni kötüye kullanma suçu; basit güveni kötüye kullanma suçu ve nitelikli güveni kötüye kullanma suçu olmak üzere iki temel şekilde düzenlenmiştir. Özellikle hizmet, ticaret veya meslek ilişkisinin sağladığı güvenin kötüye kullanılması halinde daha ağır yaptırımlar öngörülmüş, fail hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ve adli para cezasına hükmedilebileceği kabul edilmiştir. Buna karşılık basit güveni kötüye kullanma suçunda ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası uygulanmaktadır.

Bu rehberde güveni kötüye kullanma suçunun unsurları, oluşma şartları, basit ve nitelikli halleri, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu, ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma, etkin pişmanlık hükümleri, şikâyet ve uzlaştırma şartları, görevli mahkeme, ceza miktarları ile Yargıtay uygulamalarında benimsenen ölçütler ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

Güveni kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenen ve malvarlığına karşı işlenen suçlardan biridir. Uygulamada emniyeti suistimal olarak da bilinen bu suç, bir malın muhafaza edilmesi veya belirli bir şekilde kullanılması amacıyla kendisine teslim edilen kişinin, bu mal üzerinde zilyetliğin devri amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunması ya da teslim olgusunu inkâr etmesiyle oluşur.

Güveni kötüye kullanma suçunu diğer malvarlığı suçlarından ayıran en önemli özellik, malın failin hâkimiyetine mağdurun özgür iradesiyle bırakılmış olmasıdır. Başka bir ifadeyle mağdur, herhangi bir hileye maruz kalmaksızın malı faile teslim etmektedir. Suç ise teslimden sonra güvenin kötüye kullanılması ile meydana gelmektedir. Eğer mal başlangıçta hileli davranışlarla ele geçirilmişse artık güveni kötüye kullanma suçundan değil, dolandırıcılık suçu hükümlerinden söz edilmesi gerekir.

Türk Ceza Kanunu'nda güveni kötüye kullanma suçunun basit ve nitelikli halleri düzenlenmiştir. Basit güveni kötüye kullanma suçu TCK md. 155/1 kapsamında yer alırken; hizmet, meslek, sanat veya ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma halleri ise daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.

TCK 155 Kapsamında Güveni Kötüye Kullanma Suçu

TCK md. 155 uyarınca güveni kötüye kullanma suçunu oluşturan temel hareket, zilyetliği hukuka uygun şekilde devredilen malın teslim amacı dışında kullanılması veya teslim edildiğinin inkâr edilmesidir.

Kanun koyucu bu düzenleme ile yalnızca mülkiyet hakkını değil, kişiler arasındaki hukuki güven ilişkisini de koruma altına almıştır. Günlük yaşamda kira sözleşmeleri, vekâlet ilişkileri, emanet sözleşmeleri, ticari faaliyetler ve hizmet ilişkileri gibi birçok hukuki işlem karşılıklı güven esasına dayanır. Failin bu güveni kötüye kullanarak kendisine teslim edilen mal üzerinde hukuka aykırı tasarrufta bulunması halinde TCK md. 155 kapsamında cezai sorumluluğu doğar.

Suçun oluşabilmesi için malın muhafaza edilmek veya belirli bir amaç doğrultusunda kullanılmak üzere teslim edilmiş olması gerekir. Failin daha sonra malı satması, rehin vermesi, tüketmesi, devretmesi veya malın teslim edildiğini inkâr etmesi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları

Güveni kötüye kullanma suçundan söz edilebilmesi için kanunda öngörülen maddi ve manevi unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

İlk olarak suçun konusunu başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir mal oluşturmalıdır. Bu malın zilyetliği hukuka uygun şekilde faile devredilmiş olmalıdır. Teslim işlemi mağdurun serbest iradesine dayanmalı, taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişki bulunmalıdır.

İkinci olarak fail, teslim edilen mal üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunmalı veya teslim olgusunu inkâr etmelidir. Örneğin tamir edilmesi amacıyla bırakılan bir aracın satılması, muhafaza edilmek üzere teslim edilen paranın kişisel ihtiyaçlar için kullanılması veya emanet alınan eşyanın teslim alınmadığının ileri sürülmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin mal üzerindeki tasarrufunun hukuka aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle güveni kötüye kullanma suçunun işlenmesi mümkün değildir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Şartları

Her hukuki uyuşmazlık güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmaz. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için bazı temel şartların gerçekleşmesi gerekir.

İlk şart, taraflar arasında geçerli bir sözleşme veya hukuki ilişkinin bulunmasıdır. Mal, mağdur tarafından faile rızaya dayalı olarak teslim edilmelidir. Eğer teslim hile ile sağlanmışsa olay güveni kötüye kullanma değil, dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilir.

İkinci şart, zilyetliğin belirli bir amaç doğrultusunda devredilmiş olmasıdır. Malın muhafaza edilmesi, kullanılması, taşınması veya belirli bir iş için teslim edilmesi mümkündür. Fail bu amacı aşarak mal üzerinde kendi yararına tasarrufta bulunduğunda suç tamamlanır.

Üçüncü şart ise failin teslim amacına aykırı davranması veya teslim olgusunu inkâr etmesidir. Malın satılması, rehin verilmesi, başkasına devredilmesi ya da kendisine hiç teslim edilmediğinin ileri sürülmesi güvenin kötüye kullanılması sonucunu doğurabilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası Nedir?

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası, suçun basit veya nitelikli şekilde işlenmesine göre değişmektedir.

Basit güveni kötüye kullanma suçu bakımından TCK md. 155/1 uyarınca fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası uygulanır. Kanun, hapis cezası ile adli para cezasının birlikte verilmesini öngörmektedir. Şartların oluşması halinde hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir ve somut olayın özelliklerine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi hükümleri de değerlendirilebilir.

Buna karşılık nitelikli güveni kötüye kullanma halinde ceza önemli ölçüde ağırlaşmaktadır. Meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin sağladığı güven kötüye kullanılarak suç işlenmişse fail hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Suçun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı hakkında işlenmesi halinde ise kanunda öngörülen artırım hükümleri ayrıca uygulanmaktadır.

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu, TCK md. 155/2'de düzenlenen nitelikli güveni kötüye kullanma hallerinden biridir. Bu suç tipinde malın faile teslim edilmesinin nedeni, taraflar arasında bulunan ticaret veya hizmet ilişkisinin sağladığı güven duygusudur. Kanun koyucu, hizmet ilişkisinin sağladığı güvenin kötüye kullanılması halinde daha ağır yaptırım öngörerek işveren ile çalışan, vekil ile müvekkil veya benzeri hukuki ilişkilerde duyulan güveni korumayı amaçlamıştır.

Hizmet ilişkisinin varlığından söz edebilmek için taraflar arasında belirli ölçüde süreklilik arz eden bir çalışma ilişkisi bulunmalıdır. Bu kapsamda çalışan, muhasebeci, avukat, emlak danışmanı, banka personeli veya benzeri kişiler, görevleri nedeniyle kendilerine teslim edilen mal veya para üzerinde yetkisini kötüye kullanarak tasarrufta bulunursa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşabilir.

Benzer şekilde ticaret sebebiyle güveni kötüye kullanma veya ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma halleri de TCK md. 155/2 kapsamında değerlendirilmektedir. Ticari faaliyet kapsamında teslim edilen malların teslim amacı dışında kullanılması, satılması veya başkasına devredilmesi halinde fail hakkında nitelikli güveni kötüye kullanma hükümleri uygulanmaktadır.

Bu nedenle uygulamada fail ile mağdur arasındaki hukuki ilişkinin niteliği büyük önem taşımaktadır. Basit güveni kötüye kullanma suçu ile hizmet veya ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma arasındaki ayrım, ceza miktarını doğrudan etkileyen temel unsurlardan biridir.

Ticaret İlişkisi Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma, TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hallerinden biridir. Ticari hayatın temelini oluşturan güven ilişkisinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen bu suçta, malın faile teslim edilme nedeni taraflar arasındaki ticari ilişkidir. Kanun koyucu, ticari faaliyetlerin güven içerisinde yürütülebilmesini sağlamak amacıyla bu hali, basit güveni kötüye kullanma suçundan daha ağır yaptırıma bağlamıştır.

Ticaret sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için taraflar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunması ve malın bu ilişki kapsamında teslim edilmiş olması gerekir. Nakliye sözleşmesi gereğince teslim edilen malların farklı amaçlarla kullanılması, satış için bırakılan ürünlerin izinsiz şekilde satılması veya ticari faaliyet kapsamında teslim edilen eşyanın kişisel menfaat doğrultusunda değerlendirilmesi halinde ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu meydana gelir.

Bu suç tipinde esas alınan husus, failin kendisine duyulan ticari güveni kötüye kullanarak mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunmasıdır. Ancak her ticari uyuşmazlık ceza sorumluluğu doğurmaz. Taraflar arasındaki ihtilaf yalnızca sözleşmenin ifasından kaynaklanıyorsa, olay özel hukuk kapsamında değerlendirilebilir. Buna karşılık ticaret ilişkisinin kötüye kullanılması suretiyle mal üzerinde hukuka aykırı tasarrufta bulunulması halinde güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Nitelikli Hal

Türk Ceza Kanunu, güveni kötüye kullanma suçunun bazı durumlarda daha ağır cezalandırılmasını öngörmüştür. Bu haller, güven ilişkisinin daha yoğun olduğu hukuki ilişkilerde failin sahip olduğu yetkiyi kötüye kullanması nedeniyle düzenlenmiştir.

TCK'nın 155/2. maddesine göre suçun;

  • Hizmet ilişkisinin kötüye kullanılması suretiyle,

  • Meslek veya sanatın sağladığı güven kötüye kullanılarak,

  • Ticaret veya hizmet ilişkisinin sağladığı güvene aykırı davranılarak,

  • Başkasının mallarını yönetme yetkisi kapsamında kendisine bırakılan eşya üzerinde güveni kötüye kullanma şeklinde,

işlenmesi halinde nitelikli güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

Örneğin avukatın müvekkiline ait parayı iade etmemesi, muhasebecinin şirket adına tahsil ettiği parayı kendi hesabına aktarması, emlak danışmanının satış amacıyla teslim edilen taşınmazı kendi menfaatine kullanması veya yönetim yetkisini kötüye kullanarak başkasına ait mallar üzerinde tasarrufta bulunulması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu hallerde suçun cezası bir yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Dolayısıyla güveni kötüye kullanma suçu cezası, basit hale göre önemli ölçüde ağırlaşmaktadır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık

Güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin en önemli ceza hukuku kurumlarından biri etkin pişmanlıktır. TCK'nın 168. maddesi uyarınca, suç tamamlandıktan sonra failin mağdurun uğradığı zararı gidermesi halinde cezada indirim yapılabilmektedir.

Soruşturma aşamasında zararın tamamen giderilmesi halinde cezada üçte ikiye kadar indirim uygulanabilir. Kovuşturma aşamasında ancak hüküm verilmeden önce zararın giderilmesi halinde ise ceza yarısına kadar indirilebilir.

Emniyeti suistimal suçu nedeniyle herhangi bir zarar meydana gelmişse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için bu zararın tamamen giderilmesi gerekir. Kısmi ödeme yapılması halinde ise mağdurun rızası aranır.

Etkin pişmanlık, güveni kötüye kullanma suçunu ortadan kaldıran bir neden değildir. Suçu işleyen kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmeye devam edilir; ancak kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde suçun cezası indirilir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Hangi Mahkemede Görülür?

Güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Basit veya nitelikli güveni kötüye kullanma suçu ayrımı yapılmaksızın, TCK'nın 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu konu alan davalar Asliye Ceza Mahkemesinde görülmektedir.

Yetkili mahkeme ise genel kural gereği suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun birden fazla yerde işlendiği veya özel yetki kurallarının uygulanmasını gerektiren durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri esas alınmaktadır.

Şikâyete tabi olan basit güveni kötüye kullanma suçunda soruşturma mağdurun şikâyeti üzerine başlatılırken, nitelikli güveni kötüye kullanma suçu bakımından Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturma yürütülmektedir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Hakkında Soruşturma ve Yargılama Süreci

Güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle ceza soruşturması, mağdurun şikâyeti veya Cumhuriyet savcılığının suçu öğrenmesi üzerine başlar. Soruşturma aşamasında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, malın hangi amaçla teslim edildiği, zilyetliğin hukuka uygun şekilde devredilip devredilmediği ve failin teslim amacına aykırı davranıp davranmadığı ayrıntılı şekilde araştırılır.

Bu kapsamda sözleşmeler, banka kayıtları, teslim tutanakları, ticari belgeler, mesajlaşmalar, tanık beyanları ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirilmektedir. Güveni kötüye kullanma suçu şartları oluşmuşsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek kamu davası açar.

Yargılama sırasında mahkeme, fiilin gerçekten güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden karar veremez. Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenir. Malın hile ile ele geçirilmesi halinde fiil dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilirken, malın rıza dışında alınması halinde hırsızlık suçu gündeme gelir. Kamu görevlisinin görevi nedeniyle teslim aldığı mal üzerinde tasarrufta bulunması durumunda ise güveni kötüye kullanma değil, zimmet suçu hükümleri uygulanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanma suçu nedir?

Güveni kötüye kullanma suçu, bir malın muhafaza edilmesi veya belirli bir amaçla kullanılması için kendisine teslim edilen kişinin, bu mal üzerinde teslim amacına aykırı şekilde tasarrufta bulunması veya teslim olgusunu inkâr etmesiyle oluşan malvarlığına karşı bir suçtur. Suç, Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenmiştir.

Güveni kötüye kullanma suçu ile hırsızlık suçu arasındaki fark nedir?

En önemli fark, malın faile nasıl geçtiğidir. Güveni kötüye kullanma suçunda mağdur malı kendi rızasıyla faile teslim eder. Hırsızlık suçunda ise mal, mağdurun rızası dışında alınır. Bu nedenle iki suçun oluşum şartları ve hukuki niteliği farklıdır.

Güveni kötüye kullanma suçu ile dolandırıcılık suçu arasındaki fark nedir?

Dolandırıcılık suçunda mağdur, hileli davranışlar nedeniyle malını teslim etmektedir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise başlangıçta herhangi bir hile bulunmaz; mal hukuka uygun şekilde teslim edilir ve suç daha sonra bu güven ilişkisinin ihlaliyle meydana gelir.

Güveni kötüye kullanma suçu şikâyete tabi midir?

Basit güveni kötüye kullanma suçu şikâyete tabidir. Mağdurun, suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Nitelikli güveni kötüye kullanma suçunda ise kural olarak şikâyet şartı aranmaz ve Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturma yürütülür.

Güveni kötüye kullanma suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Suçun basit hali uzlaştırma kapsamındadır. Ancak hizmet, ticaret, meslek veya sanat nedeniyle işlenen nitelikli güveni kötüye kullanma suçlarında uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.

Güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık mümkün müdür?

Evet. Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi uyarınca fail, mağdurun zararını kanunda belirtilen aşamalarda tamamen giderirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Bu durumda mahkeme tarafından cezada indirim uygulanabilir.

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

Basit güveni kötüye kullanma suçunda fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmedilir. Nitelikli hallerde ise ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası olarak düzenlenmiştir. Somut olayın özelliklerine göre cezanın ertelenmesi, adli para cezasına çevrilmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları ayrıca değerlendirilmektedir.

Güveni kötüye kullanma suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Güveni kötüye kullanma suçlamasıyla karşılaşan kişi ne yapmalıdır?

Güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin soruşturmalar, çoğu zaman sözleşme ilişkileri ve ticari uyuşmazlıklarla iç içe geçtiğinden hukuki nitelendirmenin doğru yapılması büyük önem taşır. Her sözleşmeye aykırılık ceza sorumluluğu doğurmayacağı gibi, bazı durumlarda olay hırsızlık, dolandırıcılık veya zimmet suçu kapsamında da değerlendirilebilir. Bu nedenle ifade verme aşamasından yargılamanın sonuna kadar hak kaybı yaşanmaması için ceza hukuku alanında deneyimli bir Konya avukat  ile sürecin takip edilmesi önemlidir.

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.