Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Oturma Hakkı (Sükna Hakkı) Nedir?

Oturma Hakkı (Sükna Hakkı) Nedir?

Kanunda aksi kararlaştırılmadıkça, oturma hakkı sahibi, üzerinde oturma hakkına konu olan binada veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı ile birlikte oturabilir.

Oturma Hakkı (Sükna Hakkı) Nedir?

Medeni hukukta düzenlenen sınırlı ayni haklardan biri de **oturma hakkı (sükna hakkı)**dır. Oturma hakkı, kişiye başkasına ait bir taşınmazda yaşamını sürdürme, yani orada oturma yetkisi tanır. Bu hak, yalnızca hak sahibinin şahsına bağlıdır; devredilemez, mirasçılara geçmez ve başkalarına kullandırılamaz. Bu yönüyle intifa hakkından ayrılır ve daha sınırlı bir yetki sağlar.

Sükna hakkı, özellikle aile bireylerinin korunması amacıyla uygulamada önem taşır. Örneğin; miras bırakan, sağ kalan eşine yaşam boyu bir evde oturma hakkı tanıyabilir. Bu durumda hak sahibi, mülkiyet kendisine ait olmasa da taşınmazı kullanmaya devam edebilir. Türk Medeni Kanunu’nda güvence altına alınan bu hak, kişisel ihtiyaçların korunması ve sosyal düzenin sağlanması açısından büyük önem arz etmektedir.

Oturma Hakkının Kapsamı

Oturma hakkının kapsamı, kanunda açıkça belirtildiği üzere, oturma hakkı sahibinin kişisel ihtiyaçlarına göre belirlenir. Kanunda aksi kararlaştırılmadıkça, oturma hakkı sahibi, üzerinde oturma hakkına konu olan binada veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı ile birlikte oturabilir. Binanın bir bölümünde oturma hakkına sahip olan kişi, ortak kullanım alanlarından da yararlanma hakkına sahiptir. Örneğin mutfak, banyo, merdiven gibi ortak yerler, hak sahibine de açıktır. Oturma hakkı sahibinin, hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan, bu hakkı devretmesi veya mirasçılara bırakması mümkün değildir. Ayrıca intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına uygulanır, bu nedenle hakkın sona erme sebepleri ve sınırları büyük ölçüde intifa hakkı hükümleriyle uyumludur.

Oturma Hakkının Türleri

Oturma hakkı, hak sahibine tanıdığı yetkiye göre farklı şekillerde karşımıza çıkar. Öncelikle bağımsız oturma hakkı, hak sahibinin binanın veya onun bir bölümünün tamamını münhasıran kullanmasını ifade eder. Müşterek oturma hakkı, oturma hakkı sahibinin malik ile birlikte konutu ortak kullanmasını içerir. Bunun dışında, karışık oturma hakkı da mümkündür; bazı odalar sadece oturma hakkı sahibine tahsis edilirken, mutfak veya banyo gibi bölümler malik ile müştereken kullanılabilir. Bu türlerin her biri, hakkı kişiye özgülenmiş olması ve kullanım biçimine göre farklı sonuçlar doğurur. Oturma hakkının türü, sözleşme veya mahkeme kararıyla belirlenir ve bu belirleme, hak sahibinin yükümlülüklerini de doğrudan etkiler.

Oturma Hakkının Kurulması ve Şartları

Oturma hakkı tesis edilebilir üç farklı yolla: sözleşme, tek taraflı hukuki işlem (örneğin vasiyetname) veya mahkeme kararıyla. Sözleşme yoluyla kurulan oturma hakkı, tapu müdürlüğünde resmi senet düzenlenerek ve tapuya tescil edilerek doğar. Üzerinde oturma hakkı kurulabilen oturma hakkı, yalnızca oturmaya elverişli taşınmazlar üzerinde mümkündür; barakalar, depolar veya kullanılmaz haldeki yapılar bu kapsama girmez. Oturma hakkı sahibi, hakkı kişisel bir hak olduğundan, oturma hakkını devredemez ve miras yoluyla intikal ettiremez. Lehine oturma hakkı tanınan kişi, hakkı bizzat kullanmak zorundadır. Ayrıca, oturma hakkının süresi tarafların iradesine göre belirlenebilir; süreli ya da süresiz kurulabilir. Ancak hak, oturma hakkı sahibinin ölümüyle kendiliğinden sona erer.

Mirasçılık Nedeniyle Oturma Hakkı

Türk Medeni Kanunu’na göre eşlerden birinin ölümü halinde, tereke malları arasında aile konutu bulunuyorsa sağ kalan eş lehine bir oturma hakkı tesis edilebilir. Bu düzenleme, özellikle ölen eşin mirasçıları arasında sağ kalan eşin yaşamını sürdürebilmesini güvence altına almak amacıyla getirilmiştir. Haklı sebeplerin varlığı halinde mülkiyet yerine oturma hakkından yararlanılması da mümkündür. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, sağ kalan eşin lehine kurulan bu hak, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak kullanım yetkisi verir. Dolayısıyla sükna hakkı sahibi, sadece şahsi ihtiyaçlarını karşılamak üzere aile konutunda oturma yetkisine sahip olur.

Oturma Hakkının Süresi

Kanunda bir oturma hakkı için belirlenmiş kesin bir süre yoktur. Taraflar sözleşme ile süreli veya süresiz olarak oturma hakkı tesis edebilirler. Ancak hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı olması sebebiyle, oturma hakkı sona erdiğinde bu hak mirasçılara geçmez. Süresiz oturma hakkı verilmiş olsa bile, hak sahibinin ölümüyle kendiliğinden son bulur. Eğer süreli kurulmuşsa, sürenin dolmasıyla birlikte hak ortadan kalkar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, oturma hakkı başkasına devredilemez ve yalnızca hak sahibinin bizzat kullanması gerekir. Bu durum, hakkın intifa hakkından ayrılan en önemli özelliklerinden biridir.

Oturma ve Sükna Hakkının Sona Ermesi

Oturma hakkının sona ermesi farklı sebeplerle gerçekleşebilir. Öncelikle, binadan veya onun bir bölümünden yararlanma hakkı, konunun yok olmasıyla ortadan kalkar. Örneğin, deprem veya yangın sonucu ev tamamen kullanılamaz hale gelirse, hak da kendiliğinden son bulur. Bunun yanı sıra sürenin dolması, mahkeme kararı, rızai terkin veya kamulaştırma gibi sebepler de oturma hakkının sona ermesine yol açabilir. Ayrıca hak sahibinin ölümü de sona erme sebepleri arasındadır. Kanunda yer alan düzenlemelere göre, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır, dolayısıyla intifa hakkını sona erdiren durumlar oturma hakkı için de geçerlidir.

Oturma Hakkının Sona Erme Sebepleri

Oturma hakkından doğan yetki, kanunda sayılan sebeplerle sona erer. Bunlar arasında en sık karşılaşılan sebepler, hakkın konusunun ortadan kalkması, hak sahibinin ölümü, süreli kurulmuşsa sürenin dolması ve hakkın rızai olarak terkin edilmesidir. Ayrıca, taşınmaz üzerinde oturma hakkından önce kurulmuş bir rehin bulunuyorsa ve taşınmaz cebri icra ile satılırsa, oturma hakkı da ortadan kalkabilir. Bununla birlikte, üzerinde kurulabilen oturma hakkı, yalnızca oturmaya elverişli taşınmazlarda mümkündür; bu tür taşınmazın yok olması halinde hak da kendiliğinden sona erer. Yargıtay içtihatlarında da bu sona erme sebepleri istikrarlı biçimde kabul edilmektedir.

Sükna Hakkı ile Kira İlişkisi

Sükna hakkı, ayni bir hak olması sebebiyle kira ilişkisinden ayrılır. Kira sözleşmesi kişisel bir hak doğurur ve yalnızca taraflar arasında hüküm ifade ederken, sükna hakkı sahibi hakkını herkese karşı ileri sürebilir. Bir kira sözleşmesinde kiracı, malikle anlaştığı takdirde taşınmazı üçüncü kişilere kullandırabilir; ancak oturma hakkı başkasına devredilemez. Bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren sükna hakkı, yalnızca şahsi ihtiyaçları karşılamaya yöneliktir. Bu nedenle kira ile karıştırılmaması gerekir. Kira, şahsi bir borç ilişkisi iken, oturma hakkı ayni nitelikte sınırlı bir irtifak hakkıdır.

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.