Oturma Hakkı (Sükna Hakkı) Nedir?
Kanunda aksi kararlaştırılmadıkça, oturma hakkı sahibi, üzerinde oturma hakkına konu olan binada veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı ile birlikte oturabilir.
Oturma Hakkı (Sükna
Hakkı) Nedir?
Medeni hukukta düzenlenen
sınırlı ayni haklardan biri de **oturma hakkı (sükna hakkı)**dır. Oturma hakkı,
kişiye başkasına ait bir taşınmazda yaşamını sürdürme, yani orada oturma
yetkisi tanır. Bu hak, yalnızca hak sahibinin şahsına bağlıdır; devredilemez,
mirasçılara geçmez ve başkalarına kullandırılamaz. Bu yönüyle intifa hakkından
ayrılır ve daha sınırlı bir yetki sağlar.
Sükna hakkı, özellikle
aile bireylerinin korunması amacıyla uygulamada önem taşır. Örneğin; miras
bırakan, sağ kalan eşine yaşam boyu bir evde oturma hakkı tanıyabilir. Bu
durumda hak sahibi, mülkiyet kendisine ait olmasa da taşınmazı kullanmaya devam
edebilir. Türk Medeni Kanunu’nda güvence altına alınan bu hak, kişisel
ihtiyaçların korunması ve sosyal düzenin sağlanması açısından büyük önem arz
etmektedir.
Oturma Hakkının
Kapsamı
Oturma hakkının kapsamı,
kanunda açıkça belirtildiği üzere, oturma hakkı sahibinin kişisel ihtiyaçlarına
göre belirlenir. Kanunda aksi kararlaştırılmadıkça, oturma hakkı sahibi,
üzerinde oturma hakkına konu olan binada veya onun bir bölümünde ailesi
ve ev halkı ile birlikte oturabilir. Binanın bir bölümünde oturma hakkına
sahip olan kişi, ortak kullanım alanlarından da yararlanma hakkına sahiptir.
Örneğin mutfak, banyo, merdiven gibi ortak yerler, hak sahibine de
açıktır. Oturma hakkı sahibinin, hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı
olduğundan, bu hakkı devretmesi veya mirasçılara bırakması mümkün değildir.
Ayrıca intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına uygulanır, bu
nedenle hakkın sona erme sebepleri ve sınırları büyük ölçüde intifa hakkı
hükümleriyle uyumludur.
Oturma Hakkının
Türleri
Oturma hakkı, hak
sahibine tanıdığı yetkiye göre farklı şekillerde karşımıza çıkar.
Öncelikle bağımsız oturma hakkı, hak sahibinin binanın veya onun bir
bölümünün tamamını münhasıran kullanmasını ifade eder. Müşterek oturma
hakkı, oturma hakkı sahibinin malik ile birlikte konutu ortak kullanmasını
içerir. Bunun dışında, karışık oturma hakkı da mümkündür; bazı odalar
sadece oturma hakkı sahibine tahsis edilirken, mutfak veya banyo gibi bölümler
malik ile müştereken kullanılabilir. Bu türlerin her biri, hakkı
kişiye özgülenmiş olması ve kullanım biçimine göre farklı sonuçlar
doğurur. Oturma hakkının türü, sözleşme veya mahkeme kararıyla belirlenir ve bu
belirleme, hak sahibinin yükümlülüklerini de doğrudan etkiler.
Oturma Hakkının
Kurulması ve Şartları
Oturma hakkı tesis
edilebilir üç farklı yolla: sözleşme, tek taraflı hukuki işlem (örneğin
vasiyetname) veya mahkeme kararıyla. Sözleşme yoluyla kurulan oturma hakkı,
tapu müdürlüğünde resmi senet düzenlenerek ve tapuya tescil edilerek
doğar. Üzerinde oturma hakkı kurulabilen oturma hakkı,
yalnızca oturmaya elverişli taşınmazlar üzerinde mümkündür;
barakalar, depolar veya kullanılmaz haldeki yapılar bu kapsama
girmez. Oturma hakkı sahibi, hakkı kişisel bir hak olduğundan, oturma
hakkını devredemez ve miras yoluyla intikal ettiremez. Lehine oturma hakkı
tanınan kişi, hakkı bizzat kullanmak zorundadır. Ayrıca, oturma hakkının süresi
tarafların iradesine göre belirlenebilir; süreli ya da süresiz kurulabilir.
Ancak hak, oturma hakkı sahibinin ölümüyle kendiliğinden sona erer.
Mirasçılık Nedeniyle
Oturma Hakkı
Türk Medeni Kanunu’na
göre eşlerden birinin ölümü halinde, tereke malları arasında aile konutu
bulunuyorsa sağ kalan eş lehine bir oturma hakkı tesis edilebilir. Bu
düzenleme, özellikle ölen eşin mirasçıları arasında sağ kalan eşin yaşamını sürdürebilmesini
güvence altına almak amacıyla getirilmiştir. Haklı sebeplerin varlığı halinde
mülkiyet yerine oturma hakkından yararlanılması da mümkündür.
Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, sağ kalan eşin lehine kurulan bu
hak, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak kullanım
yetkisi verir. Dolayısıyla sükna hakkı sahibi, sadece şahsi ihtiyaçlarını
karşılamak üzere aile konutunda oturma yetkisine sahip olur.
Oturma Hakkının Süresi
Kanunda bir oturma
hakkı için belirlenmiş kesin bir süre yoktur. Taraflar sözleşme ile süreli
veya süresiz olarak oturma hakkı tesis edebilirler. Ancak hakkın kişiye sıkı
sıkıya bağlı olması sebebiyle, oturma hakkı sona erdiğinde bu hak
mirasçılara geçmez. Süresiz oturma hakkı verilmiş olsa bile, hak sahibinin
ölümüyle kendiliğinden son bulur. Eğer süreli kurulmuşsa, sürenin dolmasıyla
birlikte hak ortadan kalkar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, oturma
hakkı başkasına devredilemez ve yalnızca hak sahibinin bizzat kullanması
gerekir. Bu durum, hakkın intifa hakkından ayrılan en önemli özelliklerinden
biridir.
Oturma ve Sükna
Hakkının Sona Ermesi
Oturma hakkının sona
ermesi farklı sebeplerle gerçekleşebilir. Öncelikle, binadan veya
onun bir bölümünden yararlanma hakkı, konunun yok olmasıyla ortadan
kalkar. Örneğin, deprem veya yangın sonucu ev tamamen kullanılamaz hale
gelirse, hak da kendiliğinden son bulur. Bunun yanı sıra sürenin dolması,
mahkeme kararı, rızai terkin veya kamulaştırma gibi sebepler de oturma hakkının
sona ermesine yol açabilir. Ayrıca hak sahibinin ölümü de sona erme sebepleri
arasındadır. Kanunda yer alan düzenlemelere göre, intifa hakkına ilişkin
hükümler oturma hakkına da uygulanır, dolayısıyla intifa hakkını sona erdiren
durumlar oturma hakkı için de geçerlidir.
Oturma Hakkının Sona
Erme Sebepleri
Oturma
hakkından doğan yetki, kanunda sayılan sebeplerle sona erer. Bunlar
arasında en sık karşılaşılan sebepler, hakkın konusunun ortadan kalkması, hak
sahibinin ölümü, süreli kurulmuşsa sürenin dolması ve hakkın rızai olarak
terkin edilmesidir. Ayrıca, taşınmaz üzerinde oturma hakkından önce kurulmuş
bir rehin bulunuyorsa ve taşınmaz cebri icra ile satılırsa, oturma hakkı da
ortadan kalkabilir. Bununla birlikte, üzerinde kurulabilen oturma hakkı,
yalnızca oturmaya elverişli taşınmazlarda mümkündür; bu tür taşınmazın yok
olması halinde hak da kendiliğinden sona erer. Yargıtay içtihatlarında da bu
sona erme sebepleri istikrarlı biçimde kabul edilmektedir.
Sükna Hakkı ile Kira
İlişkisi
Sükna hakkı, ayni bir hak
olması sebebiyle kira ilişkisinden ayrılır. Kira sözleşmesi kişisel bir hak
doğurur ve yalnızca taraflar arasında hüküm ifade ederken, sükna hakkı
sahibi hakkını herkese karşı ileri sürebilir. Bir kira sözleşmesinde kiracı,
malikle anlaştığı takdirde taşınmazı üçüncü kişilere kullandırabilir;
ancak oturma hakkı başkasına devredilemez. Bir binadan veya onun bir
bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren sükna hakkı, yalnızca
şahsi ihtiyaçları karşılamaya yöneliktir. Bu nedenle kira ile karıştırılmaması
gerekir. Kira, şahsi bir borç ilişkisi iken, oturma hakkı ayni nitelikte
sınırlı bir irtifak hakkıdır.
