Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Boşanmada Eşlerin Eşit Kusuru

Boşanmada Eşlerin Eşit Kusuru

Bir boşanma davasında tarafların gerçekleşen kusurlu davranışları incelendiğinde, bazen olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları sonucuna varılabilir. Bu durum, her iki eşin de evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren davranışlarda bulunması halinde gündeme gelir.

Boşanmada Eşlerin Eşit Kusuru 

Boşanma davalarında hâkimin en önemli görevlerinden biri, tarafların evlilik birliğinin sona ermesindeki kusur durumlarını tespit etmektir. Zira kusur oranı; boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, tazminat ve nafaka taleplerini, hatta mal paylaşımı sonuçlarını doğrudan etkilemektedir. Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri de tarafların eşit kusurlu kabul edilmesidir.

Eşlerin eşit kusurlu olması, her iki tarafın da evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan davranışlarda bulunması ve bu davranışların boşanmada aynı ağırlıkta etkili olduğunun kabul edilmesi anlamına gelir. Bu durumda mahkeme, boşanmaya karar verebilir; ancak eşlerden hiçbiri diğerine kusur nedeniyle tazminat talebinde bulunamaz. Eşit kusur, nafaka ve mal paylaşımı bakımından da önemli sonuçlar doğurur ve Yargıtay kararlarında sıkça değerlendirilen bir kriterdir.

Boşanmada Kusur Nedir?

Boşanmada kusur, evlilik birliğinin taraflara yüklediği sadakat, saygı, birlikte yaşama ve yardımlaşma gibi yükümlülüklerin ihlal edilmesi olarak tanımlanır. Boşanma davalarında kusur, yalnızca evlilik birliğinin sona ermesi için değil, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri açısından da belirleyici bir rol oynar. Türk Medeni Kanunu’nda kusurlu davranışlar tek tek sayılmamış, her somut olayda hakimin değerlendirmesine bırakılmıştır. Örneğin, şiddet, zina, ilgisizlik, hakaret ya da ekonomik yükümlülükleri yerine getirmemek gibi davranışlar kusurlu kabul edilmektedir. Bu tür kusurlu davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açıyorsa boşanma sebebi olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, kusur boşanma davasının merkezinde yer alan en önemli hukuki kavramlardan biridir.

Boşanma Davasında Kusurun Önemi

Bir boşanma davasının sonucunu belirleyen en kritik unsurlardan biri tarafların kusur durumudur. Kusurlu eş, hem boşanma kararı açısından hem de boşanmanın fer’î sonuçları bakımından dezavantajlı hale gelir. Eğer taraflar eşit kusurlu ise, mahkeme yine boşanma kararı verebilir; ancak bu durumda taraflardan hiçbiri lehine maddi ve manevi tazminat hükmedilemez. Diğer yandan, ağır kusurlu olan taraf, hem nafaka hem de tazminat taleplerinde hak kaybına uğrar. Yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere, hatalı kusur belirlemesine dayalı hükümler sıklıkla bozulmaktadır. Bu nedenle, boşanma davalarında kusurun doğru tespiti, hem adil bir karar verilmesi hem de tarafların mali haklarının korunması açısından büyük önem taşır.

Boşanmada Kusur Sayılan Haller

Kanunda yer alan düzenlemelere göre, kusur olarak kabul edilebilecek davranışlar sınırlı sayıda değildir. Zina, şiddet, hakaret, ilgisizlik, ekonomik yükümlülükleri yerine getirmeme, güven sarsıcı davranışlar ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan her türlü tutum kusur sayılabilir. Boşanma davalarında, kusurlu davranışları bulunan tarafın boşanma davası açması mümkündür; ancak davacının davalıdan daha fazla kusurlu olması halinde, davalı itiraz edebilir. Buna karşılık, taraflar eşit kusurlu ise, boşanma gerçekleşebilir fakat tarafların birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talep etmeleri mümkün olmaz. Kusurun niteliği ve derecesi, boşanma davasının sonucunu şekillendiren en temel unsurdur.

Boşanmada Eşit Kusur Olan Olaylar

Bir boşanma davasında tarafların gerçekleşen kusurlu davranışları incelendiğinde, bazen olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları sonucuna varılabilir. Bu durum, her iki eşin de evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren davranışlarda bulunması halinde gündeme gelir. Örneğin, erkeğin ailesiyle aşırı vakit geçirip eşini ihmal etmesi, kadının ise hakaretlerde bulunması gibi durumlarda mahkeme tarafları eşit kusurlu kabul ederek boşanmaya karar verebilir. Boşanma davalarında eşit kusur, tarafların kusur dengesini eşitleyen ve tazminat haklarını ortadan kaldıran bir sonuç doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olması halinde maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Bu nedenle, olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu sabit olduğunda, kadının maddi ve manevi tazminat talebi reddedilir.

Kusurlu Eşin Hak ve Yükümlülükleri

Kusurlu eşin dava sürecinde ve sonrasında bazı hak ve yükümlülükleri vardır. Öncelikle, kusurlu olan eşin boşanma davası açabilmesi mümkündür; ancak davacının kusuru daha ağır ise, davalı eş bu davaya itiraz edebilir. Ayrıca, kusurlu eş, boşanmanın mali sonuçları bakımından dezavantajlı konumdadır. Örneğin, kusurlu kabul edilmesi halinde maddi ve manevi tazminat talep etmesi mümkün olmaz. Bununla birlikte, yoksulluk nafakası açısından önemli bir ayrım vardır: nafaka talep eden eşin ağır kusurlu olmaması gerekir. Yani, kusurlu veya eşit kusurlu eş nafaka alabilirken, tam kusurlu eş bu haktan mahrum kalır. Öte yandan, iştirak nafakası ve tedbir nafakası gibi çocukla ilgili nafaka türlerinde kusur durumu dikkate alınmaz.

Boşanma Davasında Kusur Tespiti

Boşanma davasında tarafların kusur durumunu belirlemek, hem boşanma kararının verilmesinde hem de boşanmanın fer’î sonuçlarında büyük önem taşır. Mahkeme, tarafların evlilik süresindeki davranışlarını değerlendirir ve hangi tarafın daha ağır, az veya eşit kusurlu olduğu konusunda kanaat oluşturur. Kusur belirlemesi, tanık beyanları, mesaj ve yazışmalar, raporlar, fotoğraf, video ve kolluk tutanakları gibi delillerle yapılır. Kusurun tespiti sırasında kusur değerlendirmesinde hatalı bir sonuca varılması, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak hükmün bozulmasına yol açabilir. Dolayısıyla, boşanma davalarında kusur olarak kabul edilebilir her davranış titizlikle incelenmeli ve eşlerin kusur durumunu ortaya koyan sağlam delillerle desteklenmelidir.

Tam Kusurlu Eşin Hukuki Durumu

Tam kusurlu eşin boşanma davası açması, diğer eşin hiç kusurunun bulunmadığı hallerde genellikle mümkün değildir. Çünkü tam kusurlu eş, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına tek başına sebep olan taraftır. Bu nedenle, tam kusurlu eş, maddi ve manevi tazminat talep edemez ve yoksulluk nafakasından da yararlanamaz. Yargıtay içtihatlarında da tam kusurlu eşin tazminat veya nafaka haklarının bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık, kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olan taraf, tazminat ve nafaka talebinde bulunabilir. Eşin ağır kusurlu olduğu hallerde, boşanmanın mali sonuçlarında bu durum doğrudan etkili olur. Sonuç olarak, kusurlu veya tam kusurlu eş, boşanma sürecinde ciddi bir dezavantajla karşılaşır.

Kusur Halinde Nafaka ve Tazminat Sonuçları

Kusur durumunu belirleyen mahkeme, bu tespiti nafaka ve tazminat kararlarında doğrudan dikkate alır. Kusursuz veya daha az kusurlu taraf, diğer eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Buna karşılık, eşit kusuru halinde veya tarafların eşit kusurlu olması halinde, mahkeme tazminat taleplerini reddeder. Boşanma davasında eşit kusurlu taraflardan biri nafaka talep ettiğinde, ağır kusur şartı aranmamakla birlikte, talep eden eşin ağır kusurlu olmaması gerekir. Örneğin, yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka isteyen tarafın kusurlu olması gerekir şartı aranmaz; ancak kusurlu olduğunun kabulü gerekir ise bu talep reddedilir. Özetle, boşanma davalarında eşit kusur veya ağır kusur, tarafların mali haklarını doğrudan etkileyen en önemli kriterlerden biridir.

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.