Destek Hattı:

0332 235 49 74

  • facebook
  • twitter
  • instagram avukat
  • youtube
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası 

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu hastalık nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi durumunda, belirli şartların varlığı halinde boşanma kararı verilebilmektedir.

Ancak akıl hastalığı tek başına boşanma sebebi olarak yeterli değildir. Hastalığın iyileşme ihtimalinin bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi ve evlilik birliğinin sürdürülemeyecek hale geldiğinin ispatlanması gerekir. Bu nedenle akıl hastalığına dayalı boşanma davaları, diğer boşanma davalarına göre daha özel şartlara tabidir.

Bu yazımızda akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın şartları, dava süreci, ispat kuralları, velayet, nafaka ve Yargıtay uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgiler vereceğiz.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Nedir?

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma, Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Kanuna göre eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelmişse ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmişse boşanma kararı verilebilir.

Diğer boşanma sebeplerinden farklı olarak akıl hastalığına dayalı boşanma davası, belirli şartların birlikte gerçekleşmesini gerektirir. Bu nedenle her ruhsal rahatsızlık boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Hastalığın evlilik birliği üzerindeki etkisi ve iyileşme ihtimali mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilir.

Akıl hastalığı nedeniyle evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesi halinde, akıl hastası olmayan eş boşanma davası açabilir ve mahkemeden evliliğin sona erdirilmesini talep edebilir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmanın Şartları Nelerdir?

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasının kabul edilebilmesi için kanunda belirtilen bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bu şartlar şunlardır:

●Eşlerden birinin akıl hastası olması,

●Akıl hastalığının evlilik birliği üzerinde olumsuz etki yaratması,

●Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi,

●Hastalığın iyileşmesinin mümkün olmadığının sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi,

●Bu hususların dava sırasında ispat edilmesi.

Kanunda yer alan "eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse" ifadesi, akıl hastalığının tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Hastalığın evlilik yaşamını ciddi şekilde etkilemesi ve ortak hayatı sürdürmeyi imkânsız hale getirmesi gerekir.

Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi Şartı

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasında en önemli unsurlardan biri ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesidir. Akıl hastası olan eşin varlığı tek başına boşanma nedeni oluşturmaz.

Mahkeme tarafından;

●Hastalığın evlilik yaşamına etkisi,

●Tarafların birlikte yaşamalarının mümkün olup olmadığı,

●Eşin ve çocukların güvenliği üzerindeki etkiler,

●Hastalığın aile düzenini bozup bozmadığı,

gibi hususlar değerlendirilir.

Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, akıl hastalığının bulunduğunun tespit edilmesi yeterli değildir. Ayrıca hastası olup da bu yüzden ortak hayatın çekilmez hale geldiğinin de somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Resmi Sağlık Kurulu Raporu Zorunlu Mudur?

Evet. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davalarında resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur.

Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesine göre hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının sağlık kurulu raporu ile tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Bu nedenle resmi sağlık kurulu raporu olmadan boşanma kararı verilmesi mümkün değildir.

Raporda özellikle;

●Eşin akıl hastası olduğu,

●Hastalığın niteliği,

●Hastalığın kalıcı olup olmadığı,

●İyileşme ihtimalinin bulunup bulunmadığı,

●Hastalığın evlilik birliği üzerindeki etkileri,

değerlendirilmelidir.

Yargıtay uygulamasına göre eski tarihli, eksik veya yetersiz raporlar hüküm kurmaya elverişli kabul edilmemektedir. Gerektiğinde Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü devlet hastanelerinden yeni rapor alınması istenebilmektedir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davasında İspat

Akıl hastalığına dayalı boşanma davasında ispat yükü davayı açan eşe aittir. Davacı eş, hem akıl hastalığının varlığını hem de bu hastalık nedeniyle ortak hayatın çekilmez hale geldiğini ispatlamak zorundadır.

Bu kapsamda;

●Resmi sağlık kurulu raporları,

●Hastane kayıtları,

●Tedavi belgeleri,

●Tanık beyanları,

●Kolluk tutanakları,

●Adli Tıp raporları,

delil olarak kullanılabilir.

Özellikle Yargıtay kararlarında, yalnızca sağlık kurulu raporu ile yetinilemeyeceği, diğer eş için çekilmez hale gelen yaşam koşullarının da ayrıca ispat edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Velayet

Akıl hastalığı nedeniyle açılan boşanma davalarında velayet konusu çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Akıl hastası olduğu tespit edilen eşin otomatik olarak velayet hakkını kaybetmesi söz konusu değildir. Ancak hastalığın niteliği ve çocuğun gelişimine etkisi dikkatle incelenir.

Mahkeme tarafından;

●Çocuğun yaşı,

●Eğitim ve bakım ihtiyaçları,

●Ebeveynlerin psikolojik durumu,

●Uzman inceleme raporları,

●Sosyal inceleme raporları,

göz önünde bulundurulur.

Akıl hastalığının çocuğun bakımını ve güvenliğini olumsuz etkileyeceği kanaatine varılırsa velayet diğer eşe verilebilir. Bazı durumlarda ise kişisel ilişki kurulması sınırlandırılabilir veya uzman gözetiminde görüşme kararı alınabilir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Nafaka ve Tazminat

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası, kusura dayanan bir dava türü değildir. Bu nedenle akıl hastası olan davacıya kusur yüklenemeyeceği gibi, akıl hastası eşin davranışları da her zaman kusur olarak değerlendirilemez.

Akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı olarak açılacak boşanma davalarında nafaka talepleri ise genel hükümlere göre değerlendirilir. Boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eş lehine şartların bulunması halinde yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Çocukların bulunması halinde iştirak nafakası da gündeme gelebilir.

Maddi ve manevi tazminat bakımından ise durum farklıdır. Türk Medeni Kanunu'nda tazminata hükmedilebilmesi için kusur şartı aranmaktadır. Akıl hastası eşin hastalığından kaynaklanan davranışları iradi kabul edilmediğinden, yalnızca akıl hastalığına dayanılarak tazminata hükmedilmesi çoğu durumda mümkün olmaz. Ancak akıl hastalığı dışında başka kusurlu davranışların bulunması halinde mahkeme ayrıca değerlendirme yapabilir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Vasi Atanması

Akıl hastası olduğu iddia edilen eşin dava sırasında fiil ehliyetine sahip olup olmadığı mahkeme tarafından resen araştırılır. Özellikle akıl hastalığı olan kişinin kendi işlemlerini yürütme yeteneğini kaybettiği durumlarda vesayet hükümleri devreye girebilir.

Mahkeme akıl hastası olduğu iddia edilen kişinin fiil ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varırsa, vesayet makamından vasi atanmasını isteyebilir. Bu durumda boşanma davasında davalı veya davacı tarafın temsil edilmesi vasi aracılığıyla sağlanır.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Akıl hastalığı nedeniyle açılacak boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapmaktadır.

Yetkili mahkeme bakımından ise Türk Medeni Kanunu ve ilgili usul hükümleri uygulanır. Buna göre;

●Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi,

●Eşlerin son altı ay birlikte yaşadıkları yer mahkemesi,

yetkili mahkeme olarak kabul edilir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davasında Zamanaşımı

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası bakımından kanunda öngörülmüş özel bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Bu nedenle akıl hastalığının evlilik birliğini çekilmez hale getirdiği ve diğer yasal şartların mevcut olduğu durumlarda boşanma davası açılması mümkün olmaya devam eder. Hastalık devam ettiği sürece akıl hastası olmayan eştir dava açma hakkına sahip olan kişi.

Ancak delillerin zamanla kaybolması veya sağlık durumuna ilişkin belgelerin temininde güçlük yaşanması ihtimali nedeniyle dava açılmasının gereksiz şekilde geciktirilmemesi tavsiye edilmektedir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası ile Evlilik Birliğinin Sarsılması Nedeniyle Boşanma Arasındaki Farklar

Akıl hastalığı nedeniyle açılacak boşanma davası ile evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle açılan davalar arasında önemli farklar bulunmaktadır.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, özel boşanma sebepleri arasında yer almaktadır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise genel boşanma sebepleri kapsamında değerlendirilir.

Akıl hastalığına dayanan boşanma davasında;

●Akıl hastalığının varlığı,

●Akıl hastalığının iyileşme ihtimalinin bulunmaması,

●Akıl hastalığı nedeniyle ortak yaşamın çekilmez hale gelmesi,

●Resmi sağlık kurulu raporu alınması,

aranmaktadır.

Buna karşılık genel boşanma sebepleri kapsamında açılan davalarda tarafların kusur durumları ve evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı araştırılır. Bir diğer önemli fark ise kusur değerlendirmesidir. Akıl hastası olan davacıya kusur yüklenemeyeceği gibi, akıl hastası eşin davranışları da çoğu durumda kusur olarak kabul edilmez. Bu nedenle akıl hastalığına dayalı boşanma davası ile genel boşanma sebeplerine dayalı davalar farklı hukuki esaslara göre incelenmektedir. Ayrıca akıl hastalığı nedeniyle anlaşmalı boşanma uygulamada çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Çünkü akıl hastalığı bulunan kişinin serbest iradesini açıklama ve boşanma protokolünü değerlendirme yeterliliği bulunmayabilir. Bu nedenle akıl hastalığına dayalı olarak boşanma davası genellikle çekişmeli yargılama usulüyle yürütülmektedir.

 

E-Bülten Kayıt

Firmamızdan haberder olmak için bültene kayıt olabilirsiniz.