Evlilik Sözleşmesi Nedir? Mal Rejimi Sözleşmesi ve Evlilik Sözleşmesi Örneği
Evlilik sözleşmesi, eşlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi halinde malvarlığı ilişkilerine uygulanacak mal rejimini kanunun izin verdiği sınırlar içerisinde belirlemelerine imkân sağlayan hukuki bir sözleşmedir. Türk hukukunda halk arasında “evlilik sözleşmesi” olarak bilinen bu düzenleme, Türk Medeni Kanunu'nda mal rejimi sözleşmesi olarak yer almaktadır. Eşler evlenmeden önce veya evlilik devam ederken mal rejimi sözleşmesi yapabilir ve kanunda öngörülen mal rejimleri arasından seçimde bulunabilirler.
Eşler herhangi bir evlilik sözleşmesi yapmadıkları takdirde, Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bunun yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejiminin tercih edilmesi mümkündür. Yapılan seçim özellikle boşanma, ölüm veya başka bir nedenle mal rejiminin sona ermesi halinde gerçekleştirilecek mal paylaşımı ve mal rejiminin tasfiyesi bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Bununla birlikte evlilik sözleşmesi, eşlerin evlilik ve olası boşanmayla ilgili her konuyu diledikleri gibi düzenleyebilecekleri sınırsız bir sözleşme değildir. Örneğin eşlerin gelecekteki velayet, nafaka veya tazminat gibi konuları mal rejimi sözleşmesi kapsamında kesin ve sınırsız biçimde kararlaştırabilecekleri düşünülmemelidir. Sözleşmenin geçerli olabilmesi için tarafların sözleşme ehliyetine sahip olması, kanunun öngördüğü içerik sınırlarına uyulması ve gerekli şekil şartlarının yerine getirilmesi gerekir.
Bu yazımızda evlilik sözleşmesi nedir, mal rejimi sözleşmesi nedir, evlilik sözleşmesi nasıl ve ne zaman yapılır, noterde yapılması zorunlu mudur, hangi mal rejimleri seçilebilir ve evlilik sözleşmesi boşanmada mal paylaşımını nasıl etkiler sorularını ayrıntılı olarak ele alacağız. Ayrıca evlilik sözleşmesinin değiştirilmesi ve iptali, mirasa etkisi, nafaka ve tazminatla ilişkisi ile uygulamada merak edilen evlilik sözleşmesi örneği hakkında açıklamalara yer vereceğiz.
Evlilik Sözleşmesi Nedir?
Evlilik sözleşmesi, eşlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi halinde malvarlıklarına uygulanacak mal rejimini kanunun çizdiği sınırlar içerisinde belirlemelerine imkân sağlayan sözleşmedir. Halk arasında “evlilik sözleşmesi” olarak bilinen bu hukuki işlem, Türk Medeni Kanunu'nda esas olarak mal rejimi sözleşmesi şeklinde düzenlenmiştir.
Evlilik sözleşmesinin kapsamı, filmlerde veya yabancı hukuk sistemlerinde görülen evlilik öncesi anlaşmalarla aynı değildir. Türk hukukunda eşler, evlilik sözleşmesi ile evlilik birliğinin bütün kişisel sonuçlarını veya ileride gerçekleşebilecek boşanmanın tüm sonuçlarını diledikleri gibi önceden belirleyemezler. Sözleşmenin temel işlevi, eşler arasındaki mal rejiminin kanunun izin verdiği çerçevede düzenlenmesidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesine göre eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Eşler farklı bir mal rejimi seçmemişse ayrıca bir sözleşme yapılmasına gerek olmaksızın bu rejim uygulanır. Ancak eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak kanunda öngörülen diğer mal rejimlerinden birini seçebilirler.
Bu nedenle evlilik sözleşmesi özellikle mal paylaşımı açısından önem taşır. Evliliğin boşanma veya başka bir nedenle sona ermesi halinde hangi mal rejiminin tasfiye edileceğinin belirlenmesinde tarafların geçerli şekilde yaptıkları mal rejimi sözleşmesi dikkate alınır.
Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir?
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin evlilik süresince malvarlıklarının tabi olacağı rejimi kanunda belirtilen sınırlar içerisinde seçmelerine, değiştirmelerine veya kaldırmalarına imkân veren aile hukukuna özgü bir sözleşmedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 203. maddesine göre mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar istedikleri mal rejimini ancak kanunda öngörülen sınırlar içerisinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir.
Mal rejimi sözleşmesinin temel konusu eşlerin ekonomik ilişkileridir. Sözleşme ile eşlerin malvarlıklarına hangi mal rejiminin uygulanacağı belirlenebilir ve kanunun ilgili mal rejimi bakımından izin verdiği ölçüde birtakım düzenlemeler yapılabilir.
Dolayısıyla mal rejimi sözleşmesi yapmak, eşlere sınırsız bir sözleşme özgürlüğü sağlamaz. Tarafların tamamen yeni ve Türk Medeni Kanunu'nda bulunmayan bir mal rejimi oluşturmaları mümkün değildir. Yapılacak düzenlemelerin kanunun emredici hükümlerine ve seçilen mal rejiminin sınırlarına uygun olması gerekir.
Evlilik Sözleşmesi ile Mal Rejimi Sözleşmesi Aynı Şey midir?
Türk hukukunda halk arasında kullanılan “evlilik sözleşmesi” ifadesiyle genellikle Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen “mal rejimi sözleşmesi” kastedilmektedir. Bu nedenle uygulamada iki kavram çoğu zaman aynı anlamda kullanılmaktadır.
Bununla birlikte “evlilik sözleşmesi” ifadesinin günlük dilde daha geniş bir anlamda kullanılması yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Eşlerin evlilikten önce hazırladıkları herhangi bir anlaşmanın bütün hükümlerinin hukuken geçerli olacağı düşünülmemelidir.
Örneğin tarafların gelecekte boşanılması halinde velayetin kesin olarak kimde kalacağını, eşlerden birinin hiçbir koşulda nafaka istemeyeceğini veya belirli bir davranış gerçekleşirse boşanmanın otomatik olarak gerçekleşeceğini önceden kararlaştırmaları, geçerli bir mal rejimi sözleşmesinin sağladığı sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirilmez.
Bu nedenle Türk hukuku açısından evlilik sözleşmesinden bahsedilirken esas olarak eşlerin mal rejimine ilişkin anlaşması anlaşılmalıdır.
Evlilik Sözleşmesi Ne İşe Yarar?
Evlilik sözleşmesi, eşlerin malvarlıklarına hangi mal rejiminin uygulanacağını önceden belirlemelerini sağlar. Bu yönüyle özellikle boşanma veya mal rejiminin başka bir nedenle sona ermesi halinde ortaya çıkabilecek malvarlığı uyuşmazlıklarının hukuki çerçevesinin önceden belirlenmesine yardımcı olur.
Eşler bir evlilik sözleşmesi yapmadığında kanunen edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Ancak taraflar ekonomik durumları, meslekleri, mevcut malvarlıkları ve gelecek planları doğrultusunda kanunun izin verdiği başka bir mal rejimini tercih etmek isteyebilirler.
Örneğin eşlerin ekonomik varlıklarını birbirinden daha bağımsız yönetmek istemeleri halinde mal ayrılığı rejimi gündeme gelebilir. Bunun yanında taraflar paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimini de tercih edebilirler.
Evlilik sözleşmesi ayrıca mal rejiminin ileride tasfiyesi sırasında hangi rejimin uygulanacağı konusundaki belirsizliği azaltabilir. Ancak sözleşmenin varlığı, boşanma halinde hiçbir uyuşmazlık çıkmayacağı anlamına gelmez. Malların niteliği, mülkiyeti, yapılan katkılar veya sözleşmenin geçerliliği gibi konularda ayrıca uyuşmazlık yaşanabilir.
Evlilik Sözleşmesi Hangi Durumlarda Yapılır?
Evlilik sözleşmesinin yapılması zorunlu değildir. Eşler yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasını istiyorsa kural olarak ayrıca evlilik sözleşmesi yapmaları gerekmez.
Buna karşılık eşler yasal mal rejimi dışında farklı bir mal rejimine tabi olmak istediklerinde mal rejimi sözleşmesi yapabilirler.
Özellikle şu durumlarda evlilik sözleşmesi yapılması gündeme gelebilir:
Eşlerin mal ayrılığı rejimini tercih etmek istemesi,
Tarafların paylaşmalı mal ayrılığı rejimine geçmek istemesi,
Mal ortaklığı rejiminin seçilmek istenmesi,
Evlilik öncesinde mevcut malvarlıklarının hukuki durumunun daha açık hale getirilmek istenmesi,
Eşlerin ekonomik faaliyetlerini ve malvarlıklarını birbirinden daha bağımsız yürütmek istemesi,
Mevcut mal rejiminin evlilik devam ederken değiştirilmek istenmesi.
Dolayısıyla bir evlilik sözleşmesi yalnızca boşanmayı düşünen çiftler tarafından yapılan bir işlem değildir. Mal rejimi sözleşmesi, evlilik birliği devam ederken eşlerin ekonomik ilişkilerini hukuki açıdan daha öngörülebilir hale getirmek amacıyla da yapılabilir.
Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Evlilik sözleşmesinin nasıl yapılacağı Türk Medeni Kanunu'nun 205. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Bunun yanında taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler.
Noterde düzenleme şeklinde yapılması halinde sözleşme noter tarafından hazırlanarak resmi şekilde düzenlenir. Onaylama yönteminde ise taraflarca hazırlanan sözleşmedeki imzalar noter tarafından onaylanır.
Evlilik sözleşmesi yapılırken yalnızca tarafların “mal paylaşımını istediğimiz şekilde yapacağız” biçiminde genel bir anlaşmaya varmaları yeterli değildir. Seçilen mal rejiminin ve sözleşmede yer verilen diğer düzenlemelerin Türk Medeni Kanunu'nun izin verdiği sınırlar içerisinde bulunması gerekir.
Ayrıca sözleşmenin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması gerekir. Dolayısıyla evlilik sözleşmesinin geçerli olabilmesi açısından hem içerik hem de şekil şartlarına dikkat edilmelidir.
Evlilik Sözleşmesi Yapılması İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?
Geçerli bir evlilik sözleşmesinden söz edilebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunların başında sözleşme ehliyeti, tarafların karşılıklı iradelerinin bulunması ve kanunda öngörülen şekle uyulması gelir.
Türk Medeni Kanunu'nun 204. maddesine göre mal rejimi sözleşmesi ancak ayırt etme gücüne sahip kişiler tarafından yapılabilir. Küçükler ile kısıtlıların ise yasal temsilcilerinin rızasını almaları gerekir.
Evlilik sözleşmesinin temel geçerlilik şartları genel olarak şu şekilde sıralanabilir:
Tarafların ayırt etme gücüne sahip olması,
Küçük veya kısıtlı kişiler bakımından yasal temsilcinin rızasının bulunması,
Tarafların mal rejimi konusunda karşılıklı ve uygun irade açıklamalarının bulunması,
Kanunda öngörülen mal rejimlerinden birinin seçilmesi,
Sözleşme hükümlerinin kanunun izin verdiği sınırlar içerisinde olması,
TMK m. 205'te öngörülen şekil şartının yerine getirilmesi,
Sözleşmenin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması.
Bu şartlara aykırılığın sözleşmenin tamamına veya belirli hükümlerine etkisi, aykırılığın niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılır?
Evlilik sözleşmesi evlenmeden önce veya evlilik devam ederken yapılabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 203. maddesi taraflara bu konuda seçim imkânı tanımaktadır.
Dolayısıyla sözleşmenin mutlaka nikâhtan önce yapılması gerektiği yönündeki yaygın düşünce doğru değildir. Taraflar evlilik öncesinde mal rejimini belirleyebilecekleri gibi evlendikten sonra da mal rejimi sözleşmesi yapabilirler.
Ayrıca evlenme başvurusu sırasında tarafların hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirmeleri de mümkündür.
Burada önemli olan sözleşmenin hangi tarihte yapıldığının yanında, hangi döneme ilişkin hukuki sonuç doğuracağının doğru belirlenmesidir. Özellikle evlilik devam ederken mevcut mal rejiminin değiştirilmesi halinde, önceki ve sonraki dönemlerin tasfiye açısından ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Evlilik Sözleşmesi Evlendikten Sonra Yapılabilir mi?
Evet. Evlilik sözleşmesi evlendikten sonra da yapılabilir. Tarafların nikâhtan önce mal rejimi sözleşmesi yapmamış olması, evlilik devam ederken böyle bir sözleşme yapmalarına engel değildir.
Örneğin eşler evlendiklerinde herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapmamış ve bu nedenle edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olmuş olabilirler. Daha sonra karşılıklı olarak anlaşarak kanunun öngördüğü başka bir mal rejimini seçebilirler.
Ancak sonradan yapılan mal rejimi değişikliğinin geçmişe etkili olduğu varsayılmamalıdır. Yüklediğiniz kaynaklarda aktarılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.06.2017 tarihli, E. 2016/10565, K. 2017/8506 sayılı kararında da edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki bir mal rejiminin sonradan seçilmesine ilişkin sözleşmenin, yapıldığı tarihten sonraki dönem bakımından sonuç doğurduğu belirtilmektedir.
Bu nedenle evlilik süresince mal rejimi değiştirilirken yalnızca yeni rejimin seçilmesi değil, önceki dönemde edinilmiş malvarlıklarının hukuki durumunun da dikkate alınması önemlidir.
Evlilik Sözleşmesinde Hangi Mal Rejimleri Seçilebilir?
Türk Medeni Kanunu eşlerin malvarlığı ilişkileri bakımından dört temel mal rejimi düzenlemiştir. Bunlardan edinilmiş mallara katılma rejimi yasal mal rejidir. Eşler aksini kararlaştırmadıklarında bu rejime tabi olurlar.
Mal rejimleri genel olarak şunlardır:
Edinilmiş mallara katılma rejimi: TMK m. 218 ve devamında düzenlenen yasal mal rejimidir. Eşlerin edinilmiş malları ile kişisel mallarını kapsar. Rejimin sona ermesi halinde kanunda öngörülen tasfiye hükümleri uygulanır.
Mal ayrılığı rejimi: TMK m. 242 ve devamında düzenlenmiştir. Bu rejimde eşlerden her biri yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi: TMK m. 244 ve devamında düzenlenmiştir. Mal ayrılığından farklı olarak rejimin sona ermesi halinde kanunda belirtilen bazı malların paylaşılması söz konusu olabilir.
Mal ortaklığı rejimi: TMK m. 256 ve devamında düzenlenmiştir. Bu rejim ortaklık malları ile eşlerin kişisel mallarını kapsar ve diğer mal rejimlerinden farklı bir malvarlığı yapısı oluşturur.
Burada önemli bir noktaya dikkat edilmelidir: Eşler kanunda hiç bulunmayan yeni bir mal rejimi oluşturamazlar. Tarafların sözleşme özgürlüğü, Türk Medeni Kanunu'nun mal rejimleri bakımından çizdiği sınırlar içerisinde kullanılabilir.
Bu nedenle evlilik sözleşmesinde hangi rejimin seçileceğine karar verilirken yalnızca “boşanmada kim ne kadar mal alır?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir. Eşlerin mevcut malvarlıkları, gelir kaynakları, mesleki faaliyetleri ve evlilik süresince edinilecek malların hukuki durumu birlikte değerlendirilmelidir. Doğru mal rejiminin seçilmesi, ileride gerçekleşebilecek mal paylaşımı ve mal rejiminin tasfiyesi bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk Medeni Kanunu'nda eşler için kabul edilen yasal mal rejimidir. Eşler farklı bir mal rejimi seçmemişse, ayrıca bir evlilik sözleşmesi yapmak zorunda olmaksızın bu rejime tabi olurlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 218. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Bu nedenle evlilik içerisinde bulunan her malın doğrudan yarı yarıya ortak olduğu şeklindeki yaygın düşünce hukuken doğru değildir.
Edinilmiş mal, kural olarak eşlerden birinin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Çalışma karşılığı elde edilen maaş ve ücretler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı bazı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Buna karşılık eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri ile miras veya başka bir karşılıksız kazanma yoluyla sonradan elde edilen mallar, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler kural olarak kişisel mal niteliğindedir.
Dolayısıyla evlilik süresince edinilen her malın otomatik olarak iki eş arasında yarı yarıya paylaştırılacağı söylenemez. Mal rejiminin tasfiyesinde malın ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği ile edinilmiş veya kişisel mal niteliğinde olup olmadığı önem taşır.
Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nedir?
Mal ayrılığı sözleşmesi, eşlerin Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen mal ayrılığı rejimini seçmelerine yönelik bir mal rejimi sözleşmesidir. Uygulamada “evlilik sözleşmesi” denildiğinde en sık karşılaşılan tercihlerden biri mal ayrılığıdır.
TMK m. 242'ye göre mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
Bu rejimde edinilmiş mallara katılma rejimindeki anlamıyla edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımına dayanan katılma alacağı sistemi uygulanmaz. Bununla birlikte mal ayrılığı rejiminin seçilmiş olması, eşlerin birbirlerine karşı hiçbir malvarlığı talebinde bulunamayacağı veya ortak mülkiyete sahip olamayacağı anlamına da gelmez.
Örneğin eşler birlikte bir taşınmaz satın alarak paylı mülkiyet sahibi olabilir. Aynı şekilde somut olayın özelliklerine göre genel hükümlere dayanan başka talepler de gündeme gelebilir.
Bu nedenle mal ayrılığı sözleşmesi, basitçe “boşanırsak herkes kendi malını alır” şeklinde hazırlanacak sıradan bir belge olarak görülmemelidir.
Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi Nedir?
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, Türk Medeni Kanunu'nun 244 ve devamı maddelerinde düzenlenen seçimlik mal rejimlerinden biridir.
Bu rejimde eşlerden her biri kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını korur. Bununla birlikte mal rejiminin sona ermesi halinde, aileye özgülenmiş belirli malvarlığı değerleri bakımından kanunda öngörülen paylaşım kuralları uygulanabilir.
Özellikle rejimin kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar, şartları varsa tasfiye sırasında paylaşımın konusu olabilir.
Dolayısıyla paylaşmalı mal ayrılığı, klasik mal ayrılığı rejiminden farklı olarak bazı malvarlığı değerlerinin evliliğin sona ermesi sırasında paylaşılmasını öngören kendine özgü bir sistemdir.
Mal Ortaklığı Rejimi Nedir?
Mal ortaklığı rejimi, eşlerin ortaklık malları ile kişisel mallarından oluşan ve Türk Medeni Kanunu'nun 256 ve devamı maddelerinde düzenlenen seçimlik mal rejimidir.
Bu rejimin temel özelliği, ortaklık malları üzerinde eşler arasında güçlü bir malvarlığı ortaklığının kurulmasıdır. Genel mal ortaklığında kanun gereğince kişisel mal sayılanlar dışındaki mallar ve gelirler ortaklık mallarını oluşturur.
Mal ortaklığı rejimi, edinilmiş mallara katılma ve mal ayrılığı rejimlerinden farklı bir mülkiyet ve tasfiye yapısına sahiptir. Bu nedenle eşlerin yalnızca rejimin adını dikkate alarak seçim yapmaları yerine, mevcut malvarlıkları ve gelecekteki ekonomik ilişkileri üzerindeki sonuçlarını değerlendirmeleri önemlidir.
Evlilik Sözleşmesi ile Mal Ayrılığı Rejimi Nasıl Seçilir?
Eşler, evlilik sözleşmesi ile mal ayrılığı rejimini tercih edebilirler. Bu seçim evlilik öncesinde yapılabileceği gibi evlilik sırasında da gerçekleştirilebilir.
Mal ayrılığını seçmek isteyen tarafların bu konuda karşılıklı iradelerinin bulunması gerekir. Eşlerden biri diğerini tek taraflı olarak sözleşmeyle mal ayrılığı rejimine tabi tutamaz.
TMK m. 205 uyarınca mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Bunun yanında eşler, evlilik başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler.
Eşler evlendikten sonra da anlaşarak mal ayrılığı rejimine geçebilirler. Ancak evlilik gerçekleştikten sonra yapılan değişikliğin önceki dönemde uygulanmış olan mal rejiminin sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırdığı düşünülmemelidir. Sonradan seçilen mal rejiminin hangi dönem bakımından uygulanacağı tasfiye açısından ayrıca önem taşır.
Evlilik Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları Nelerdir?
Evlilik sözleşmesinin geçerli olabilmesi, tarafların yalnızca anlaşmasına bağlı değildir. Mal rejimi sözleşmesinin Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen ehliyet, şekil ve içerik sınırlarına uygun olması gerekir.
Başlıca şartlar şöyledir:
Tarafların ayırt etme gücüne sahip olması,
Küçük veya kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızasının bulunması,
Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarının bulunması,
Kanunun izin verdiği mal rejimi sınırları içerisinde hareket edilmesi,
Sözleşmenin kanunda öngörülen resmi şekle uygun yapılması,
Sözleşmenin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması.
Tarafların kanunun emredici hükümlerini bertaraf eden veya mal rejimi sözleşmesinin hukuki sınırlarını aşan hükümler kararlaştırmaları, bu hükümlerin geçerliliği bakımından sorun yaratabilir.
Bu nedenle internetten bulunan standart bir evlilik sözleşmesi örneğinin imzalanması tek başına geçerli bir mal rejimi sözleşmesi oluşturmayabilir.
Evlilik Sözleşmesi Noterde Yapılmak Zorunda mı?
Mal rejimi sözleşmesi bakımından temel şekil kuralı TMK m. 205'te düzenlenmiştir. Buna göre mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır.
Bununla birlikte kanun, eşlerin evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilmelerine de imkân tanımaktadır. Bu nedenle “evlilik sözleşmesi her durumda yalnızca noter huzurunda yapılabilir” şeklindeki ifade eksik kalır.
Evlilik devam ederken yapılacak mal rejimi sözleşmelerinde ise noter yolu önem taşır. Noter huzurunda evlilik sözleşmesi yapılırken tarafların seçtikleri mal rejiminin ve varsa sözleşmeye ekledikleri düzenlemelerin kanuni sınırlara uygun olması gerekir.
Tarafların kendi aralarında hazırlayıp imzaladıkları adi yazılı bir belge ise TMK m. 205'teki şekil şartını tek başına karşılamaz.
Evlilik Sözleşmesini Kimler Yapabilir?
Türk Medeni Kanunu'nun 204. maddesine göre mal rejimi sözleşmesini ayırt etme gücüne sahip kişiler yapabilir. Küçükler ile kısıtlılar ise yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır.
Evlilik sözleşmesi, evlenmeye hazırlanan kişiler tarafından evlilikten önce yapılabileceği gibi eşlerin evlilik birliği devam ederken de yapılabilir.
Sözleşmenin tarafların iradesine dayanması esastır. Dolayısıyla evlilik sözleşmesi yapmak isteyen eş, diğer eşi sözleşme yapmaya zorlayamaz. Evlilik sözleşmesi yapmak zorunlu değildir.
Eşlerin sözleşme yapmaması halinde hukuki bir boşluk da meydana gelmez. Evlilik sözleşmesi yapılmadığı takdirde eşler, aksi yönde geçerli bir seçim bulunmadığından yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar.
Evlilik Sözleşmesi Sonradan Değiştirilebilir mi?
Evet. Evlilik sözleşmesi sonradan değiştirilebilir. TMK m. 203 uyarınca taraflar, kanunda yazılı sınırlar içerisinde istedikleri mal rejimini seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
Örneğin evlilik öncesinde mal ayrılığı rejimini tercih etmiş eşler, daha sonra karşılıklı iradeleriyle başka bir mal rejimini seçebilirler. Benzer şekilde başlangıçta herhangi bir sözleşme yapmayarak edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olan eşler de evlilik sürecinde başka bir rejime geçebilirler.
Ancak değişiklik de mal rejimi sözleşmesinin şekil ve geçerlilik şartlarına uygun yapılmalıdır. Tarafların kendi aralarında sözlü olarak anlaşması yeterli değildir.
Ayrıca yeni bir evlilik sözleşmesi yapılmasının geçmiş dönemde uygulanan mal rejimi üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Yüklediğiniz kaynaklarda aktarılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.06.2017 tarihli, E. 2016/10565, K. 2017/8506 sayılı kararında sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğuracağı belirtilmiştir.
Evlilik Sözleşmesi İptal Edilebilir mi?
Evlilik sözleşmesinin iptali veya geçersizliğinin ileri sürülmesi, somut olayda sözleşmeyi sakatlayan hukuki nedenlerin bulunması halinde gündeme gelebilir.
Mal rejimi sözleşmesi de hukuki bir işlem olduğundan, taraf iradesinin yanılma, aldatma veya korkutma gibi nedenlerle sakatlanması ya da sözleşmenin emredici hukuk kurallarına ve şekil şartlarına aykırı olması halinde geçerlilik sorunu ortaya çıkabilir.
Örneğin bir eşin tehdit altında sözleşme imzalaması ile tarafların özgür iradeleriyle yaptıkları fakat sonradan eşlerden birinin ekonomik açıdan avantajlı bulmadığı bir sözleşme aynı şekilde değerlendirilemez.
Dolayısıyla eşlerden birinin daha sonra sözleşmeden memnun olmaması, tek başına evlilik sözleşmesinin iptali için yeterli değildir. İptal veya geçersizlik iddiasının hukuken geçerli bir nedene dayanması gerekir.
Evlilik Sözleşmesinin Boşanma Halinde Etkisi Nedir?
Evlilik sözleşmesinin boşanma halindeki temel etkisi, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde ortaya çıkar. Geçerli bir mal rejimi sözleşmesi varsa malvarlığı ilişkileri seçilmiş olan rejimin hükümleri dikkate alınarak tasfiye edilir.
Bu nedenle evlilik sözleşmesi boşanma halinde özellikle mal paylaşımı bakımından önem taşır. Ancak sözleşmenin varlığı, tarafların boşanmanın bütün sonuçlarını önceden serbestçe belirleyebilecekleri anlamına gelmez.
Örneğin mal rejimi sözleşmesiyle boşanma halinde velayetin kesin olarak kime bırakılacağı veya henüz doğmamış nafaka ve tazminat taleplerinin her koşulda ortadan kaldırılacağı sonucuna varılamaz.
Ayrıca mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasının fer'î sonucu değildir. Yüklediğiniz kaynaklarda aktarılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.03.2016 tarihli, E. 2014/24971, K. 2016/4701 sayılı kararında da mal rejiminin tasfiyesinin boşanma davasının eki niteliğinde olmadığı ve boşanmayla birlikte karara bağlanmasının zorunlu bulunmadığı belirtilmektedir.
Mal Rejiminin Sona Ermesi ve Malların Paylaşımı
Mal rejiminin sona ermesi halinde malların nasıl tasfiye edileceği, eşler arasında hangi mal rejiminin geçerli olduğuna göre değişir. Bu nedenle her boşanmada aynı mal paylaşımı kurallarının uygulanması söz konusu değildir.
Özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları belirlenerek tasfiye hesabı yapılır. Bu sistem, evlilik içerisinde bulunan bütün malların doğrudan ikiye bölünmesi anlamına gelmez.
Mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimlerinin tasfiye kuralları ise birbirinden farklıdır.
Ayrıca boşanma nedeniyle mal rejiminin sona erdiği durumlarda tarih de önemlidir. TMK m. 225 uyarınca mahkemece evliliğin boşanma nedeniyle sona erdirilmesine karar verilmesi halinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Bu nedenle bir malın evlilik içerisinde edinilmiş olması kadar, mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği ve malın hangi mal grubuna dahil olduğu da tasfiye bakımından belirleyici olabilir.
Evlilik Sözleşmesi Mirası Etkiler mi?
Evlilik sözleşmesi mirasçılık sıfatını doğrudan ortadan kaldıran bir sözleşme değildir. Mal rejimi ile miras hukuku birbirinden farklı hukuki alanlardır.
Bununla birlikte seçilen mal rejimi, eşlerden birinin ölümü halinde önce mal rejiminin tasfiyesini etkileyebileceğinden, terekeye dahil olacak malvarlığının kapsamını ve dolayısıyla miras paylaşımını dolaylı olarak etkileyebilir.
Örneğin eşlerden birinin ölümü halinde önce eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanan hakların belirlenmesi, ardından ölen eşe ait terekenin miras hukuku hükümleri doğrultusunda paylaşılması gündeme gelebilir.
Dolayısıyla “mal ayrılığı seçilirse eş artık mirasçı olmaz” şeklindeki bir sonuç doğru değildir. Sağ kalan eşin yasal mirasçılığı ile eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Evlilik Sözleşmesi ile Nafaka ve Tazminat Belirlenebilir mi?
Evlilik sözleşmesinin en sık yanlış anlaşıldığı konulardan biri nafaka ve tazminatın önceden kesin biçimde belirlenip belirlenemeyeceğidir.
Türk hukukundaki mal rejimi sözleşmesi, esas itibarıyla eşlerin malvarlığı ilişkilerini düzenler. Bu nedenle eşlerin daha evlilik devam ederken “boşanırsak hiçbir şekilde nafaka istemeyeceğiz” veya “boşanma halinde şu miktarda manevi tazminat ödenecek” şeklinde hükümler koymasının, geçerli bir mal rejimi seçimiyle aynı hukuki sonucu doğurduğu kabul edilemez.
Boşanmanın fer'î sonuçlarına ilişkin eşler arasındaki anlaşmalar bakımından TMK m. 184/5 önem taşır. Buna göre boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
Bu nedenle evlilik sözleşmesi ile mal rejiminin belirlenmesi ile boşanma halinde nafaka ve tazminat konularında yapılacak anlaşmalar birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle gelecekte doğup doğmayacağı henüz belli olmayan haklardan önceden vazgeçildiğine ilişkin hükümler ayrıca geçerlilik incelemesine tabidir.
Evlilik Sözleşmesi Örneği
İnternette çok sayıda evlilik sözleşmesi örneği bulunmakla birlikte, tek bir standart metnin bütün evlilikler için uygun olduğu söylenemez. Tarafların seçmek istediği mal rejimi, mevcut malvarlıkları ve sözleşmeyle ulaşmak istedikleri hukuki sonuçlar birbirinden farklı olabilir.
Basit bir mal rejimi seçimine ilişkin metnin temel yapısı örneğin şu şekilde olabilir:
“Taraflar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde, evlilik birliği süresince aralarında mal ayrılığı rejiminin uygulanmasını karşılıklı olarak kabul etmişlerdir. Tarafların malvarlığı ilişkileri ve mal rejiminin sona ermesi halinde tasfiye, Türk Medeni Kanunu'nun mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümlerine tabi olacaktır.”
Bu ifade yalnızca genel yapıyı göstermek amacıyla verilmiş basit bir evlilik sözleşmesi örneğidir. Somut bir mal rejimi sözleşmesinde tarafların durumuna göre farklı hükümlerin değerlendirilmesi gerekebilir.
Ayrıca örnek metnin taraflar arasında imzalanması tek başına TMK m. 205'te aranan şekil şartını sağlamaz. Evlilik sözleşmesi yapılabilir, değiştirilebilir veya farklı bir mal rejimi seçilebilir; ancak işlemin hukuki sonuç doğurabilmesi için kanunun öngördüğü şekil ve içerik sınırlarına uygun hareket edilmesi gerekir.
Sonuç olarak evlilik sözleşmesi yapmak zorunlu değildir. Evlilik sözleşmesi yapılmaması halinde taraflar yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olur. Buna karşılık eşler farklı bir mal rejiminin kendi ekonomik yapılarına daha uygun olduğunu düşünüyorsa, evlilik öncesinde veya evlilik birliği içerisinde kanunun öngördüğü usule uygun bir mal rejimi sözleşmesi yapabilirler.
