Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası
Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin ekonomik imkânları diğer eş üzerinde baskı, kontrol veya bağımlılık oluşturacak şekilde kullanması halinde gündeme gelebilir. Eşin çalışmasına engel olmak, maaşına veya gelirine el koymak, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak, aile giderlerine haklı bir neden olmaksızın katılmamak, temel ihtiyaçlarını karşılamamak ya da para üzerinden tehdit ve aşağılama yoluna başvurmak, somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda açık bir boşanma sebebi olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bununla birlikte ekonomik şiddet içeren davranışlar, evlilik birliğini ortak hayatın devamı eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsmışsa, TMK m. 166 kapsamında boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Yargıtay kararlarında ekonomik şiddet; yalnızca eşe para vermemekle sınırlı görülmemekte, eşin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran veya ekonomik gücü baskı aracına dönüştüren farklı davranışlar da kusur değerlendirmesine konu edilmektedir.
Bu yazıda ekonomik şiddet nedir, ekonomik şiddet boşanma sebebi midir, hangi davranışlar ekonomik şiddet sayılır, ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası nasıl açılır ve ekonomik şiddet nasıl ispatlanır soruları; kusur, deliller, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı ve güncel Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınacaktır.
Ekonomik Şiddet Nedir?
Ekonomik şiddet, kişinin ekonomik kaynaklara erişiminin engellenmesi, gelir ve malvarlığı üzerinde baskı kurulması, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması veya ekonomik bağımsızlığının bilinçli şekilde sınırlandırılması yoluyla ortaya çıkan bir şiddet türüdür. Evlilik ilişkisi bakımından ekonomik şiddet; eşlerden birinin sahip olduğu ekonomik gücü diğer eş üzerinde kontrol, baskı veya bağımlılık oluşturacak biçimde kullanması şeklinde görülebilir.
Ekonomik şiddeti yalnızca eşe para vermemek şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Eşin maaşını kontrol etmek, banka kartına el koymak, çalışmasını engellemek, gelirini kullanmasına izin vermemek, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamamak veya ekonomik gücü tehdit ve aşağılama aracı olarak kullanmak da somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle ekonomik şiddet, fiziksel şiddetten farklı olarak her zaman gözle görülebilen sonuçlar doğurmayabilir. Ekonomik baskı altında bulunan eş, kendi gelirine sahip olsa dahi parasını özgürce kullanamıyor veya ekonomik kararlarını diğer eşin baskısı altında almak zorunda kalıyorsa ekonomik bağımsızlığı ciddi şekilde sınırlandırılmış olabilir.
Ekonomik şiddet ayrıca psikolojik şiddet ve sosyal baskıyla birlikte ortaya çıkabilir. Ekonomik olarak diğer eşe bağımlı hale getirilen şiddet mağduru, sosyal hayatından uzaklaşabilir ve evlilik içerisinde kendi kararlarını vermekte güçlük yaşayabilir. Bu yönüyle ekonomik şiddet, kişinin yalnızca maddi durumunu değil, kişisel ve sosyal özgürlüğünü de etkileyebilir.
Ekonomik Şiddet Boşanma Sebebi midir?
Ekonomik şiddet boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Bununla birlikte ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda adı ayrıca belirtilmiş özel bir boşanma sebebi değildir. Ekonomik şiddet oluşturan davranışlar, şartlarının bulunması halinde Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir.
TMK m. 166'ya göre evlilik birliği, ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Dolayısıyla ekonomik şiddetin boşanmaya etkisi değerlendirilirken tek bir davranıştan ziyade olayın bütünü, davranışların niteliği ve evlilik birliği üzerindeki sonuçları önem taşır.
Bu nedenle ekonomik şiddete maruz kalan eş bakımından önemli olan, yalnızca ekonomik bir anlaşmazlığın mevcut olması değil; ekonomik gücün diğer eş üzerinde baskı kuracak veya evlilik yükümlülüklerini ihlal edecek şekilde kullanıldığının ortaya konulabilmesidir.
Boşanma Hukukunda Ekonomik Şiddet
Boşanma hukukunda ekonomik şiddetin değerlendirilmesinde Türk Medeni Kanunu'nun eşlere yüklediği evlilik birliğine ilişkin yükümlülükler önem taşır.
TMK m. 185 uyarınca eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür. Eşlerin birlikte yaşama, birbirine sadık kalma ve yardımcı olma yükümlülükleri de bulunmaktadır.
Bunun yanında evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü de ekonomik şiddetin değerlendirilmesinde önemlidir. Bir eşin ekonomik imkânı bulunmasına rağmen evin ve ailenin temel ihtiyaçlarını bilinçli şekilde karşılamaması, ekonomik sorumluluklarını sürekli diğer eşin üzerine bırakması veya ekonomik gücünü diğer eşi kontrol etmek amacıyla kullanması boşanma davasındaki kusur incelemesine konu olabilir.
Ancak her ekonomik problem ekonomik şiddet değildir. Örneğin eşlerden birinin iradesi dışında işsiz kalması, gelirinin azalması veya ailenin objektif ekonomik sıkıntılar yaşaması tek başına ekonomik şiddetin varlığını göstermez. Burada ekonomik yetersizlik ile ekonomik baskı birbirinden ayrılmalıdır.
Ekonomik şiddetten söz edilebilmesi bakımından davranışın nedeni, sürekliliği, tarafların ekonomik ve sosyal koşulları ve diğer eş üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Bu ayrım boşanma davalarında özellikle önemlidir. Çünkü ekonomik şiddet oluşturan davranışların ispatlanması, tarafların kusur durumunun belirlenmesinde; buna bağlı olarak koşulları mevcutsa maddi ve manevi tazminat gibi boşanmanın fer'î sonuçlarının değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Ekonomik Şiddet Türleri Nelerdir?
Ekonomik şiddet tek bir davranış biçimiyle sınırlı değildir. Evliliğin özelliklerine ve eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarına göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Boşanma davalarında karşılaşılabilecek başlıca ekonomik şiddet türleri şunlardır:
Eşin gelirine veya maaş kartına el koymak,
Eşin banka hesaplarını sürekli kontrol etmek,
Eşin kendi parasını kullanmasını engellemek,
Eşin çalışmasına veya mesleğini sürdürmesine engel olmak,
Ekonomik imkân bulunmasına rağmen eşin ve ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamamak,
Birliğin giderlerine haklı bir neden bulunmaksızın katkıda bulunmamak,
Eşi istemediği şekilde çalışmaya zorlamak,
Eş üzerinde aşırı harcama kontrolü oluşturmak,
Cimrilik boyutuna ulaşan ekonomik kısıtlamalar uygulamak,
Ekonomik gücü tehdit veya aşağılama aracı olarak kullanmak,
Eşin sosyal yaşamını para vermeyerek veya maddi imkânlarını sınırlandırarak kontrol etmek,
Eşin malvarlığı üzerinde rızası dışında hakimiyet kurmaya çalışmak,
Aile ekonomisini ciddi biçimde etkileyen sorumsuz borçlanmalar yapmak.
Dolayısıyla ekonomik şiddetin türlerini kapalı bir liste halinde belirlemek mümkün değildir. Esas olan, ekonomik davranışın evlilik birliği içerisindeki olağan mali düzenlemeyi aşarak diğer eşin özgürlüğünü sınırlandıran veya onu ekonomik açıdan baskı altında bırakan bir niteliğe ulaşıp ulaşmadığıdır.
Evlilikte Ekonomik Şiddet Oluşturan Davranışlar Nelerdir?
Evlilikte eşlerin gelir düzeylerinin birbirinden farklı olması veya aile bütçesi konusunda zaman zaman anlaşmazlık yaşamaları tek başına ekonomik şiddet anlamına gelmez. Ekonomik şiddeti sıradan ekonomik anlaşmazlıklardan ayıran temel unsur, ekonomik imkânların bir baskı veya kontrol aracı haline getirilmesidir.
Örneğin ekonomik imkânı bulunmasına rağmen eşin gıda, barınma veya ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamamak; eşin maaş kartını alarak gelirine ulaşmasını engellemek; yaptığı her harcamayı baskı altında tutmak veya çalışmasını yasaklayarak ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmaya çalışmak ekonomik şiddet oluşturabilir.
Benzer şekilde ekonomik olarak daha güçlü olan eşin diğer eşe sürekli “ben olmazsam geçinemezsin” benzeri ifadeler kullanması, parasız bırakmakla tehdit etmesi veya ekonomik gücünü aşağılama amacıyla kullanması, olayın şartlarına göre ekonomik baskının yanında psikolojik şiddet niteliği de taşıyabilir.
Eşin ve müşterek çocukların ihtiyaçlarını karşılamamak da önemlidir. Ekonomik imkânsızlık nedeniyle ihtiyaçların karşılanamaması ile yeterli ekonomik güce sahip olunmasına rağmen aile giderlerinden bilinçli biçimde kaçınılması aynı değildir. Boşanma hukukunda değerlendirme yapılırken bu ayrım gözetilmelidir.
Aynı şekilde eşin çalışmasını engellemek ekonomik şiddetin önemli görünümlerinden biridir. Eşin iş görüşmesine gitmesini engellemek, mesleğini bırakması için sürekli baskı yapmak veya kendi gelirini elde etmesini önleyerek ekonomik olarak bağımlı hale getirmeye çalışmak, diğer davranışlarla birlikte ekonomik ve psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Ekonomik şiddet bazı olaylarda fiziksel şiddet ile de birlikte görülebilir. Fiziksel şiddete maruz kalan kişinin ekonomik olarak tamamen şiddet uygulayan eşe bağımlı olması, kişinin şiddet ortamından uzaklaşmasını da güçleştirebilir. Bu nedenle boşanma davasında fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet iddiaları birbirinden tamamen bağımsız değerlendirilmek yerine somut olayın bütünü içerisinde ele alınmalıdır.
Eşin Parasını Kontrol Etmesi Ekonomik Şiddet Sayılır mı? Boşanma Davalarında Nasıl Değerlendirilir?
Eşin parasını kontrol etmek, davranışın niteliğine ve yoğunluğuna göre ekonomik şiddet sayılabilir. Ancak evlilik içerisinde aile bütçesinin birlikte planlanması ile bir eşin diğer eşin gelirine tek taraflı olarak hakim olması birbirinden farklıdır.
Eşlerin ortak giderleri birlikte planlaması, harcamalar konusunda karşılıklı karar vermesi veya tasarruf amacıyla bütçe oluşturması kural olarak ekonomik şiddet değildir. Buna karşılık eşlerden birinin diğerinin maaş kartına el koyması, banka hesabına erişimini engellemesi, kazandığı parayı kullanmasına izin vermemesi veya en küçük kişisel ihtiyacı için dahi kendisinden para istemeye mecbur bırakması ekonomik baskı niteliği kazanabilir.
Bu nedenle boşanma davalarında “eşim paramı kontrol ediyordu” iddiasının somutlaştırılması önemlidir. Maaş ve banka hesap hareketleri, mesajlaşmalar, finansal işlemler ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller ile tanık anlatımları somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilir.
Sonuç olarak eşin parasını kontrol etmesi, kişinin kendi gelirine ulaşmasını veya ekonomik kararlarını özgürce vermesini engelleyen sistematik bir kontrol mekanizmasına dönüşmüşse ekonomik şiddet iddiasına dayanak oluşturabilir. Ekonomik şiddetin evlilik birliğini ortak hayatın devamı beklenemeyecek ölçüde etkilemesi halinde ise bu davranışlar boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Eşin Çalışmasına İzin Vermemek Ekonomik Şiddet midir?
Eşin çalışmasına izin vermemek veya çalışmasını sistematik biçimde engellemek, somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir. Evlilik, eşlerden birine diğerinin çalışma hayatı üzerinde sınırsız karar verme yetkisi tanımaz. Eşin iş görüşmelerine gitmesinin engellenmesi, mevcut işinden ayrılmaya zorlanması veya mesleğini sürdürmesine sürekli baskıyla mani olunması, kişinin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik davranışlar arasında yer alabilir.
Çalışmanın engellenmesi yalnızca gelir kaybına yol açmaz. Bu davranış, bireyin ekonomik özgürlüğünü sınırlandırarak diğer eşe maddi açıdan bağımlı hale gelmesine de neden olabilir. Bu nedenle olayın niteliğine göre hem ekonomik hem de psikolojik şiddet olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Ancak eşlerden birinin çalışmaması konusunda tarafların karşılıklı anlaşması ile baskı ve kontrol yoluyla çalışmanın engellenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin çocukların bakımı nedeniyle eşlerin birlikte aldığı bir karar tek başına ekonomik şiddet değildir. Buna karşılık çalışmak isteyen eşin ekonomik bağımsızlık kazanmasını önlemek amacıyla iş hayatından uzak tutulması ekonomik şiddet içeren kusurlu bir davranış niteliği kazanabilir.
Boşanma davasında mahkeme; davranışların süresini, nedenini, tarafların yaşam biçimini ve sosyal ve ekonomik koşullarını birlikte değerlendirir.
Eşin Maaşına veya Gelirine El Koymak Ekonomik Şiddet midir?
Eşin maaşına, banka kartına veya diğer gelirlerine onun iradesi dışında el koyarak kendi kazancı üzerinde tasarruf etmesini engellemek, ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilecek davranışların başında gelir.
Burada aile bütçesinin ortak yönetilmesi ile tek taraflı ekonomik kontrol birbirinden ayrılmalıdır. Eşlerin gelirlerini ortak bir hesapta toplamaları veya giderleri birlikte karşılamaları karşılıklı iradeye dayanıyorsa bundan ekonomik şiddet sonucu çıkarılamaz.
Buna karşılık eşlerden birinin diğerinin maaş kartını sürekli elinde bulundurması, banka hesaplarını kontrol etmesi, kazandığı parayı kullanmasına izin vermemesi ve kişisel ihtiyaçları için dahi diğer eşten para istemek zorunda bırakılması kişinin ekonomik özgürlüğünü ciddi biçimde kısıtlayabilir.
Nitekim Yargıtay kararlarında ekonomik şiddet değerlendirilirken maaş üzerindeki kontrolün de dikkate alındığı görülmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/1816, K. 2023/5774 sayılı kararında kadının maaş kartının erkeğin kullanımında bulunması ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla eşin maaşına el koyma davranışı, boşanma davasında kusur belirlenirken önem taşıyabilir.
Aile Giderlerine Katılmamak Ekonomik Şiddet Sayılır mı?
Evlilik birliği yalnızca birlikte yaşama değil, ortak hayatın gerektirdiği sorumlulukları birlikte üstlenme yükümlülüğünü de beraberinde getirir. Bu nedenle haklı bir neden bulunmaksızın aile giderlerine katılmamak, şartlarına göre ekonomik şiddet sayılabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesi uyarınca eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. Dolayısıyla giderlere katılma yükümlülüğünün yalnızca eşlerden birine ait olduğu söylenemez.
Özellikle yeterli ekonomik imkâna sahip olmasına rağmen ortak konutun, gıdanın, faturaların veya çocukların temel ihtiyaçlarını sürekli diğer eşe bırakan kişinin davranışları boşanma hukukunda kusur incelemesine konu olabilir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/469, K. 2024/151 sayılı kararında da birliğin giderlerine katılmama davranışı ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte gerçek ekonomik yetersizlik ile sorumluluktan bilinçli biçimde kaçınmak aynı değildir. İşini kaybetmiş veya geliri objektif olarak yetersiz olan eşin her durumda ekonomik şiddet uyguladığı söylenemez. Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını ve giderlere hangi ölçüde katkıda bulunabileceklerini somut olay özelinde değerlendirir.
Eşten Para Saklamak ve Aşırı Hesap Sormak Ekonomik Şiddet midir?
Evlilik içerisinde eşlerin birbirlerinden habersiz belirli harcamalar yapması veya bütçe konusunda anlaşmazlık yaşaması tek başına bir ekonomik şiddet vakası olarak kabul edilemez. Ancak para ve malvarlığının sistematik biçimde gizlenmesi veya diğer eşin her harcamasının baskı altında tutulması farklı değerlendirilebilir.
Örneğin bir eşin aile bütçesine katkıda bulunmamak amacıyla gelirini sürekli saklaması, ekonomik kaynakları diğer eşten kaçırması veya ortak ihtiyaçlar karşılanmazken parasını bilinçli biçimde gizlemesi kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Benzer şekilde eşin yaptığı her harcamanın sorgulanması, market alışverişinden kişisel ihtiyaçlarına kadar sürekli hesap vermek zorunda bırakılması, banka hareketlerinin baskı amacıyla denetlenmesi ve para harcadığı için aşağılanması ekonomik kontrolün göstergesi olabilir.
Buradaki temel ayrım yine ortak bütçe yönetimi ile ekonomik baskı arasındadır. Eşlerin mali durumlarını birlikte takip etmeleri olağandır. Fakat bu takip, eşlerden birinin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran kontrol mekanizmasına dönüşüyorsa ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Ekonomik Şiddetin Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Ekonomik şiddetin hukuki sonuçları, davranışların niteliğine ve somut olayda ileri sürülen taleplere göre değişir. Ekonomik şiddet yalnızca boşanma kararının verilmesi bakımından değil, tarafların kusur durumunun ve boşanmaya bağlı bazı mali sonuçların değerlendirilmesi bakımından da önem taşıyabilir.
Ekonomik şiddetin ispatlanması halinde başlıca hukuki sonuçlar şunlar olabilir:
Ekonomik şiddet oluşturan davranışlar boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
Şartları oluşmuşsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilebilir.
Koşullarının bulunması halinde ekonomik şiddet mağduru eş nafaka talep edebilir.
Türk Medeni Kanunu m. 174'teki şartların gerçekleşmesi halinde maddi ve/veya manevi tazminat gündeme gelebilir.
Ekonomik şiddet başka şiddet türleriyle birlikte gerçekleşiyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıca gündeme gelebilir.
Dolayısıyla ekonomik şiddetin boşanma üzerindeki etkisi yalnızca “boşanma sebebi” ile sınırlı değildir. Kusur, nafaka ve tazminat gibi konularda da somut olayın şartlarına göre sonuç doğurabilir.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda açık bir boşanma sebebi olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bununla birlikte ekonomik şiddet uygulaması, şartları mevcutsa TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan genel boşanma sebepleri içerisinde ileri sürülebilir.
Ekonomik şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında dava dilekçesinde soyut olarak “eşim ekonomik şiddet uyguladı” denilmesi yerine, ekonomik şiddeti oluşturan olayların mümkün olduğunca somutlaştırılması önemlidir.
Örneğin eşin maaş kartına ne zaman ve nasıl el koyduğu, çalışmayı hangi davranışlarla engellediği, aile giderlerine ne şekilde katılmadığı veya ekonomik baskının nasıl uygulandığı açıklanmalıdır. İddiaları destekleyen deliller de usul hükümleri çerçevesinde gösterilmelidir.
Boşanma davası görevli ve yetkili mahkemede açılır. Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki bakımından TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi esas alınabilir.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur
Ekonomik şiddet uygulayan eşin davranışları boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde dikkate alınır. Bununla birlikte ekonomik şiddetin tespit edilmesi, karşı tarafın hiçbir kusurunun bulunmadığı anlamına otomatik olarak gelmez.
Boşanma hukukunda tarafların kusurları somut olayın tamamı üzerinden değerlendirilir. Mahkeme yalnızca ekonomik şiddeti değil, dava kapsamında usulüne uygun şekilde ileri sürülen ve ispatlanan diğer kusurlu davranışları da dikkate alır.
Bu nedenle ekonomik şiddet uygulayan eş ağır, eşit veya daha az kusurlu bulunabilir; sonuç olayın bütününe göre değişebilir.
Örneğin eşinin maaşını kontrol eden, temel ihtiyaçlarını karşılamayan ve çalışmasını engelleyen bir eşin bu davranışları ekonomik şiddet kapsamında kusur teşkil edebilir. Bunun yanında fiziksel şiddet uygulayan, hakaret eden veya başka kusurlu davranışlarda bulunan tarafın eylemleri de ayrıca değerlendirilir.
Kusur oranı özellikle maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi boşanmanın mali sonuçlarında önem taşır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında İspat ve Deliller
Ekonomik şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında ispat, çoğu zaman uyuşmazlığın en önemli noktalarından biridir. Fiziksel şiddet bazı durumlarda sağlık raporları veya fiziksel bulgularla ortaya konulabilirken ekonomik şiddet genellikle mali işlemler, tarafların davranışları ve yaşam koşulları üzerinden ispatlanır.
Somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddetin ispatında şu delillerden yararlanılabilir:
Banka hesap hareketleri ve dekontlar,
Maaş ve gelir kayıtları,
Kredi kartı hareketleri,
Faturalar ve ödeme kayıtları,
Tapu, araç ve diğer malvarlığı kayıtları,
WhatsApp, SMS ve e-posta yazışmaları,
Hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer dijital kayıtlar,
Tanık anlatımları,
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin araştırmalar,
Gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilen kayıtlar.
Örneğin şiddet uygulayan eşin maaş kartına el koyduğu iddia ediliyorsa banka hareketleri ve tanık anlatımları; aile giderlerini karşılamadığı ileri sürülüyorsa ödeme kayıtları, faturalar ve tarafların gelir durumları önem kazanabilir.
Ancak her delilin hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı şekilde oluşturulan veya elde edilen kayıtların kullanılabilirliği ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle özellikle gizli ses ve görüntü kayıtları bakımından her olayın kendi koşulları dikkate alınmalıdır.
Ekonomik Şiddet Davalarında Tanık Dinlenir mi?
Evet. Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davalarında tanık dinlenebilir. Özellikle aile içindeki ekonomik baskının doğrudan yazılı belgeye yansımadığı durumlarda tanık anlatımları önemli hale gelebilir.
Aile bireyleri, yakın çevrede bulunan kişiler, komşular veya olaylara doğrudan şahit olan diğer kişiler tanık olarak gösterilebilir. Eşin çalışmasının engellendiğine ilişkin uyuşmazlıklarda iş çevresindeki kişilerin anlatımları da somut olaya göre önem taşıyabilir.
Bununla birlikte tanığın yalnızca “eşine ekonomik şiddet uyguluyordu” şeklinde genel bir değerlendirme yapmasından ziyade bizzat gördüğü, duyduğu ve bildiği somut olayları anlatması önemlidir.
Örneğin tanığın eşin sürekli parasız bırakıldığını nasıl bildiğini, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığına hangi olay nedeniyle şahit olduğunu veya çalışmasının nasıl engellendiğini açıklaması ispat bakımından daha anlamlıdır.
Mahkeme tanık beyanlarını tek başına değil, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka
Ekonomik şiddet mağduru eş, şartlarının bulunması halinde boşanma davası sırasında tedbir nafakası, boşanma sonrasında ise yoksulluk nafakası talep edebilir. Ancak ekonomik şiddetin ispatlanması tek başına otomatik olarak nafakaya hak kazandırmaz.
Dava devam ederken TMK m. 169 kapsamında eşlerin barınması, geçimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler alınabilir. Bu kapsamda somut olayın koşullarına göre tedbir nafakasına karar verilmesi mümkündür.
Boşanma sonrasında yoksulluk nafakası bakımından ise TMK m. 175'teki şartlar değerlendirilir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir.
Bu noktada şiddet mağduru eşin ekonomik durumu kadar diğer eşin ödeme gücü ve tarafların kusur durumu da önemlidir.
Müşterek çocuk bulunması halinde çocuğun bakım ve eğitim giderleri yönünden iştirak nafakası ayrıca değerlendirilir. Çocuk için hükmedilen nafaka ile eş lehine hükmedilebilecek yoksulluk nafakası birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat
Ekonomik şiddete maruz kalan eş, şartlarının bulunması halinde boşanma davasıyla birlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Ancak ekonomik şiddetin varlığı her olayda kendiliğinden tazminata hükmedileceği anlamına gelmez.
TMK m. 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Manevi tazminat bakımından ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat talep edebilir.
Bu nedenle ekonomik şiddet uyguladığı ileri sürülen eşin davranışlarının niteliği özellikle önem taşır. Ekonomik gücün aşağılama, tehdit veya temel ihtiyaçlardan bilinçli biçimde mahrum bırakma aracı olarak kullanılması, somut olayda kişilik hakkına saldırı teşkil ediyorsa manevi tazminat bakımından değerlendirmeye alınabilir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2017/5433, K. 2019/2996 sayılı kararına konu olayda yüksek fatura gerekçesiyle evin yeterince ısıtılmaması ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiş ve kişilik hakları yönünden de ele alınmıştır.
Tazminatın türü ve miktarı belirlenirken kusurun ağırlığı, olayların niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve somut uyuşmazlığın özellikleri dikkate alınır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı
Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası ile mal paylaşımı birbirinden farklı hukuki konulardır. Ekonomik şiddet uygulayan eşin boşanmada kusurlu bulunması, kural olarak diğer eşin edinilmiş malların tamamını alacağı veya kusurlu eşin mal paylaşımındaki bütün haklarını kaybedeceği anlamına gelmez.
Mal rejiminin tasfiyesi, eşler arasındaki geçerli mal rejimine ve Türk Medeni Kanunu'nun mal rejimine ilişkin hükümlerine göre gerçekleştirilir. Türkiye'de 1 Ocak 2002'den itibaren yasal mal rejimi, aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Bu nedenle boşanma davasındaki kusur değerlendirmesi ile mal rejiminin tasfiyesini birbirinden ayırmak gerekir. Ekonomik şiddet, boşanma kararına, nafaka ve tazminat taleplerine etki edebilirken mal paylaşımı ayrı kurallara tabidir.
Bununla birlikte ekonomik şiddet oluşturan davranışların malvarlığı boyutu bulunuyorsa mal rejimi bakımından ayrıca hukuki sonuçlar doğabilir. Örneğin eşlerden birinin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla malvarlığını karşılıksız biçimde devretmesi veya tasfiye öncesinde mal kaçırmaya yönelik işlemler gerçekleştirmesi halinde, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin özel hükümler gündeme gelebilir.
Dolayısıyla boşanma davalarında ekonomik şiddet ile mal paylaşımı arasında her olayda doğrudan bir “kusurlu olan daha az mal alır” ilişkisi kurulamaz. Boşanmadaki kusur, mal rejimi ve varsa mal kaçırmaya yönelik işlemler ayrı hukuki ölçütlere göre incelenmelidir.
Şiddet Türleri ve Ekonomik Şiddetin Diğer Şiddet Türlerinden Farkı
Evlilik içerisinde şiddet yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret değildir. Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve sosyal şiddet farklı davranışlarla ortaya çıkabilmekte; bazı olaylarda ise birden fazla şiddet türü aynı anda gerçekleşebilmektedir.
Fiziksel şiddette kişinin bedensel bütünlüğüne yönelik davranışlar ön plana çıkarken psikolojik şiddette hakaret, aşağılama, tehdit, korkutma veya sürekli baskı gibi davranışlar söz konusu olabilir. Ekonomik şiddette ise ekonomik kaynakların kontrol ve baskı aracı haline getirilmesi belirleyicidir.
Örneğin şiddet uygulayan erkek veya kadın eşin diğer eşin maaşına el koyması ekonomik şiddet; aynı eşin parasız kalacağı yönünde sürekli tehditte bulunması ekonomik şiddetin yanında psikolojik şiddet; fiziksel saldırıda bulunması ise ayrıca fiziksel şiddet olarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle şiddet türleri arasında kesin sınırlar her zaman bulunmaz. Aynı davranış veya davranış bütünü birden fazla hukuki ve fiilî sonuç doğurabilir.
Ekonomik şiddetin ayırt edici özelliği, bireyin ekonomik bağımsızlık ve ekonomik kaynaklara erişim imkânının baskı aracı olarak kullanılmasıdır. Şiddet mağduru eşin kendi gelirinden mahrum bırakılması, temel ihtiyaçlarının bilinçli olarak karşılanmaması veya ekonomik olarak diğer eşe bağımlı hale getirilmesi bunun tipik örnekleridir.
Sonuç olarak ekonomik şiddet, fiziksel bir müdahale bulunmasa dahi boşanma hukukunda önem taşıyan kusurlu davranışlardan biri olabilir. Ekonomik şiddet uygulaması boşanma sebebi olarak ileri sürüldüğünde mahkeme; davranışların niteliğini, sürekliliğini, tarafların kusur durumlarını ve evlilik birliği üzerindeki etkisini somut olay özelinde değerlendirir.
Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin ekonomik imkânları diğer eş üzerinde baskı, kontrol veya bağımlılık oluşturacak şekilde kullanması halinde gündeme gelebilir. Eşin çalışmasına engel olmak, maaşına veya gelirine el koymak, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak, aile giderlerine haklı bir neden olmaksızın katılmamak, temel ihtiyaçlarını karşılamamak ya da para üzerinden tehdit ve aşağılama yoluna başvurmak, somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda açık bir boşanma sebebi olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bununla birlikte ekonomik şiddet içeren davranışlar, evlilik birliğini ortak hayatın devamı eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsmışsa, TMK m. 166 kapsamında boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Yargıtay kararlarında ekonomik şiddet; yalnızca eşe para vermemekle sınırlı görülmemekte, eşin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran veya ekonomik gücü baskı aracına dönüştüren farklı davranışlar da kusur değerlendirmesine konu edilmektedir.
Bu yazıda ekonomik şiddet nedir, ekonomik şiddet boşanma sebebi midir, hangi davranışlar ekonomik şiddet sayılır, ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası nasıl açılır ve ekonomik şiddet nasıl ispatlanır soruları; kusur, deliller, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı ve güncel Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınacaktır.
Ekonomik Şiddet Nedir?
Ekonomik şiddet, kişinin ekonomik kaynaklara erişiminin engellenmesi, gelir ve malvarlığı üzerinde baskı kurulması, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması veya ekonomik bağımsızlığının bilinçli şekilde sınırlandırılması yoluyla ortaya çıkan bir şiddet türüdür. Evlilik ilişkisi bakımından ekonomik şiddet; eşlerden birinin sahip olduğu ekonomik gücü diğer eş üzerinde kontrol, baskı veya bağımlılık oluşturacak biçimde kullanması şeklinde görülebilir.
Ekonomik şiddeti yalnızca eşe para vermemek şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Eşin maaşını kontrol etmek, banka kartına el koymak, çalışmasını engellemek, gelirini kullanmasına izin vermemek, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamamak veya ekonomik gücü tehdit ve aşağılama aracı olarak kullanmak da somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle ekonomik şiddet, fiziksel şiddetten farklı olarak her zaman gözle görülebilen sonuçlar doğurmayabilir. Ekonomik baskı altında bulunan eş, kendi gelirine sahip olsa dahi parasını özgürce kullanamıyor veya ekonomik kararlarını diğer eşin baskısı altında almak zorunda kalıyorsa ekonomik bağımsızlığı ciddi şekilde sınırlandırılmış olabilir.
Ekonomik şiddet ayrıca psikolojik şiddet ve sosyal baskıyla birlikte ortaya çıkabilir. Ekonomik olarak diğer eşe bağımlı hale getirilen şiddet mağduru, sosyal hayatından uzaklaşabilir ve evlilik içerisinde kendi kararlarını vermekte güçlük yaşayabilir. Bu yönüyle ekonomik şiddet, kişinin yalnızca maddi durumunu değil, kişisel ve sosyal özgürlüğünü de etkileyebilir.
Ekonomik Şiddet Boşanma Sebebi midir?
Ekonomik şiddet boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Bununla birlikte ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda adı ayrıca belirtilmiş özel bir boşanma sebebi değildir. Ekonomik şiddet oluşturan davranışlar, şartlarının bulunması halinde Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir.
TMK m. 166'ya göre evlilik birliği, ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Dolayısıyla ekonomik şiddetin boşanmaya etkisi değerlendirilirken tek bir davranıştan ziyade olayın bütünü, davranışların niteliği ve evlilik birliği üzerindeki sonuçları önem taşır.
Bu nedenle ekonomik şiddete maruz kalan eş bakımından önemli olan, yalnızca ekonomik bir anlaşmazlığın mevcut olması değil; ekonomik gücün diğer eş üzerinde baskı kuracak veya evlilik yükümlülüklerini ihlal edecek şekilde kullanıldığının ortaya konulabilmesidir.
Boşanma Hukukunda Ekonomik Şiddet
Boşanma hukukunda ekonomik şiddetin değerlendirilmesinde Türk Medeni Kanunu'nun eşlere yüklediği evlilik birliğine ilişkin yükümlülükler önem taşır.
TMK m. 185 uyarınca eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür. Eşlerin birlikte yaşama, birbirine sadık kalma ve yardımcı olma yükümlülükleri de bulunmaktadır.
Bunun yanında evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü de ekonomik şiddetin değerlendirilmesinde önemlidir. Bir eşin ekonomik imkânı bulunmasına rağmen evin ve ailenin temel ihtiyaçlarını bilinçli şekilde karşılamaması, ekonomik sorumluluklarını sürekli diğer eşin üzerine bırakması veya ekonomik gücünü diğer eşi kontrol etmek amacıyla kullanması boşanma davasındaki kusur incelemesine konu olabilir.
Ancak her ekonomik problem ekonomik şiddet değildir. Örneğin eşlerden birinin iradesi dışında işsiz kalması, gelirinin azalması veya ailenin objektif ekonomik sıkıntılar yaşaması tek başına ekonomik şiddetin varlığını göstermez. Burada ekonomik yetersizlik ile ekonomik baskı birbirinden ayrılmalıdır.
Ekonomik şiddetten söz edilebilmesi bakımından davranışın nedeni, sürekliliği, tarafların ekonomik ve sosyal koşulları ve diğer eş üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Bu ayrım boşanma davalarında özellikle önemlidir. Çünkü ekonomik şiddet oluşturan davranışların ispatlanması, tarafların kusur durumunun belirlenmesinde; buna bağlı olarak koşulları mevcutsa maddi ve manevi tazminat gibi boşanmanın fer'î sonuçlarının değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Ekonomik Şiddet Türleri Nelerdir?
Ekonomik şiddet tek bir davranış biçimiyle sınırlı değildir. Evliliğin özelliklerine ve eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarına göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Boşanma davalarında karşılaşılabilecek başlıca ekonomik şiddet türleri şunlardır:
Eşin gelirine veya maaş kartına el koymak,
Eşin banka hesaplarını sürekli kontrol etmek,
Eşin kendi parasını kullanmasını engellemek,
Eşin çalışmasına veya mesleğini sürdürmesine engel olmak,
Ekonomik imkân bulunmasına rağmen eşin ve ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamamak,
Birliğin giderlerine haklı bir neden bulunmaksızın katkıda bulunmamak,
Eşi istemediği şekilde çalışmaya zorlamak,
Eş üzerinde aşırı harcama kontrolü oluşturmak,
Cimrilik boyutuna ulaşan ekonomik kısıtlamalar uygulamak,
Ekonomik gücü tehdit veya aşağılama aracı olarak kullanmak,
Eşin sosyal yaşamını para vermeyerek veya maddi imkânlarını sınırlandırarak kontrol etmek,
Eşin malvarlığı üzerinde rızası dışında hakimiyet kurmaya çalışmak,
Aile ekonomisini ciddi biçimde etkileyen sorumsuz borçlanmalar yapmak.
Dolayısıyla ekonomik şiddetin türlerini kapalı bir liste halinde belirlemek mümkün değildir. Esas olan, ekonomik davranışın evlilik birliği içerisindeki olağan mali düzenlemeyi aşarak diğer eşin özgürlüğünü sınırlandıran veya onu ekonomik açıdan baskı altında bırakan bir niteliğe ulaşıp ulaşmadığıdır.
Evlilikte Ekonomik Şiddet Oluşturan Davranışlar Nelerdir?
Evlilikte eşlerin gelir düzeylerinin birbirinden farklı olması veya aile bütçesi konusunda zaman zaman anlaşmazlık yaşamaları tek başına ekonomik şiddet anlamına gelmez. Ekonomik şiddeti sıradan ekonomik anlaşmazlıklardan ayıran temel unsur, ekonomik imkânların bir baskı veya kontrol aracı haline getirilmesidir.
Örneğin ekonomik imkânı bulunmasına rağmen eşin gıda, barınma veya ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamamak; eşin maaş kartını alarak gelirine ulaşmasını engellemek; yaptığı her harcamayı baskı altında tutmak veya çalışmasını yasaklayarak ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmaya çalışmak ekonomik şiddet oluşturabilir.
Benzer şekilde ekonomik olarak daha güçlü olan eşin diğer eşe sürekli “ben olmazsam geçinemezsin” benzeri ifadeler kullanması, parasız bırakmakla tehdit etmesi veya ekonomik gücünü aşağılama amacıyla kullanması, olayın şartlarına göre ekonomik baskının yanında psikolojik şiddet niteliği de taşıyabilir.
Eşin ve müşterek çocukların ihtiyaçlarını karşılamamak da önemlidir. Ekonomik imkânsızlık nedeniyle ihtiyaçların karşılanamaması ile yeterli ekonomik güce sahip olunmasına rağmen aile giderlerinden bilinçli biçimde kaçınılması aynı değildir. Boşanma hukukunda değerlendirme yapılırken bu ayrım gözetilmelidir.
Aynı şekilde eşin çalışmasını engellemek ekonomik şiddetin önemli görünümlerinden biridir. Eşin iş görüşmesine gitmesini engellemek, mesleğini bırakması için sürekli baskı yapmak veya kendi gelirini elde etmesini önleyerek ekonomik olarak bağımlı hale getirmeye çalışmak, diğer davranışlarla birlikte ekonomik ve psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Ekonomik şiddet bazı olaylarda fiziksel şiddet ile de birlikte görülebilir. Fiziksel şiddete maruz kalan kişinin ekonomik olarak tamamen şiddet uygulayan eşe bağımlı olması, kişinin şiddet ortamından uzaklaşmasını da güçleştirebilir. Bu nedenle boşanma davasında fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet iddiaları birbirinden tamamen bağımsız değerlendirilmek yerine somut olayın bütünü içerisinde ele alınmalıdır.
Eşin Parasını Kontrol Etmesi Ekonomik Şiddet Sayılır mı? Boşanma Davalarında Nasıl Değerlendirilir?
Eşin parasını kontrol etmek, davranışın niteliğine ve yoğunluğuna göre ekonomik şiddet sayılabilir. Ancak evlilik içerisinde aile bütçesinin birlikte planlanması ile bir eşin diğer eşin gelirine tek taraflı olarak hakim olması birbirinden farklıdır.
Eşlerin ortak giderleri birlikte planlaması, harcamalar konusunda karşılıklı karar vermesi veya tasarruf amacıyla bütçe oluşturması kural olarak ekonomik şiddet değildir. Buna karşılık eşlerden birinin diğerinin maaş kartına el koyması, banka hesabına erişimini engellemesi, kazandığı parayı kullanmasına izin vermemesi veya en küçük kişisel ihtiyacı için dahi kendisinden para istemeye mecbur bırakması ekonomik baskı niteliği kazanabilir.
Bu nedenle boşanma davalarında “eşim paramı kontrol ediyordu” iddiasının somutlaştırılması önemlidir. Maaş ve banka hesap hareketleri, mesajlaşmalar, finansal işlemler ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller ile tanık anlatımları somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilir.
Sonuç olarak eşin parasını kontrol etmesi, kişinin kendi gelirine ulaşmasını veya ekonomik kararlarını özgürce vermesini engelleyen sistematik bir kontrol mekanizmasına dönüşmüşse ekonomik şiddet iddiasına dayanak oluşturabilir. Ekonomik şiddetin evlilik birliğini ortak hayatın devamı beklenemeyecek ölçüde etkilemesi halinde ise bu davranışlar boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Eşin Çalışmasına İzin Vermemek Ekonomik Şiddet midir?
Eşin çalışmasına izin vermemek veya çalışmasını sistematik biçimde engellemek, somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir. Evlilik, eşlerden birine diğerinin çalışma hayatı üzerinde sınırsız karar verme yetkisi tanımaz. Eşin iş görüşmelerine gitmesinin engellenmesi, mevcut işinden ayrılmaya zorlanması veya mesleğini sürdürmesine sürekli baskıyla mani olunması, kişinin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik davranışlar arasında yer alabilir.
Çalışmanın engellenmesi yalnızca gelir kaybına yol açmaz. Bu davranış, bireyin ekonomik özgürlüğünü sınırlandırarak diğer eşe maddi açıdan bağımlı hale gelmesine de neden olabilir. Bu nedenle olayın niteliğine göre hem ekonomik hem de psikolojik şiddet olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Ancak eşlerden birinin çalışmaması konusunda tarafların karşılıklı anlaşması ile baskı ve kontrol yoluyla çalışmanın engellenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin çocukların bakımı nedeniyle eşlerin birlikte aldığı bir karar tek başına ekonomik şiddet değildir. Buna karşılık çalışmak isteyen eşin ekonomik bağımsızlık kazanmasını önlemek amacıyla iş hayatından uzak tutulması ekonomik şiddet içeren kusurlu bir davranış niteliği kazanabilir.
Boşanma davasında mahkeme; davranışların süresini, nedenini, tarafların yaşam biçimini ve sosyal ve ekonomik koşullarını birlikte değerlendirir.
Eşin Maaşına veya Gelirine El Koymak Ekonomik Şiddet midir?
Eşin maaşına, banka kartına veya diğer gelirlerine onun iradesi dışında el koyarak kendi kazancı üzerinde tasarruf etmesini engellemek, ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilecek davranışların başında gelir.
Burada aile bütçesinin ortak yönetilmesi ile tek taraflı ekonomik kontrol birbirinden ayrılmalıdır. Eşlerin gelirlerini ortak bir hesapta toplamaları veya giderleri birlikte karşılamaları karşılıklı iradeye dayanıyorsa bundan ekonomik şiddet sonucu çıkarılamaz.
Buna karşılık eşlerden birinin diğerinin maaş kartını sürekli elinde bulundurması, banka hesaplarını kontrol etmesi, kazandığı parayı kullanmasına izin vermemesi ve kişisel ihtiyaçları için dahi diğer eşten para istemek zorunda bırakılması kişinin ekonomik özgürlüğünü ciddi biçimde kısıtlayabilir.
Nitekim Yargıtay kararlarında ekonomik şiddet değerlendirilirken maaş üzerindeki kontrolün de dikkate alındığı görülmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/1816, K. 2023/5774 sayılı kararında kadının maaş kartının erkeğin kullanımında bulunması ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla eşin maaşına el koyma davranışı, boşanma davasında kusur belirlenirken önem taşıyabilir.
Aile Giderlerine Katılmamak Ekonomik Şiddet Sayılır mı?
Evlilik birliği yalnızca birlikte yaşama değil, ortak hayatın gerektirdiği sorumlulukları birlikte üstlenme yükümlülüğünü de beraberinde getirir. Bu nedenle haklı bir neden bulunmaksızın aile giderlerine katılmamak, şartlarına göre ekonomik şiddet sayılabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesi uyarınca eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. Dolayısıyla giderlere katılma yükümlülüğünün yalnızca eşlerden birine ait olduğu söylenemez.
Özellikle yeterli ekonomik imkâna sahip olmasına rağmen ortak konutun, gıdanın, faturaların veya çocukların temel ihtiyaçlarını sürekli diğer eşe bırakan kişinin davranışları boşanma hukukunda kusur incelemesine konu olabilir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/469, K. 2024/151 sayılı kararında da birliğin giderlerine katılmama davranışı ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte gerçek ekonomik yetersizlik ile sorumluluktan bilinçli biçimde kaçınmak aynı değildir. İşini kaybetmiş veya geliri objektif olarak yetersiz olan eşin her durumda ekonomik şiddet uyguladığı söylenemez. Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını ve giderlere hangi ölçüde katkıda bulunabileceklerini somut olay özelinde değerlendirir.
Eşten Para Saklamak ve Aşırı Hesap Sormak Ekonomik Şiddet midir?
Evlilik içerisinde eşlerin birbirlerinden habersiz belirli harcamalar yapması veya bütçe konusunda anlaşmazlık yaşaması tek başına bir ekonomik şiddet vakası olarak kabul edilemez. Ancak para ve malvarlığının sistematik biçimde gizlenmesi veya diğer eşin her harcamasının baskı altında tutulması farklı değerlendirilebilir.
Örneğin bir eşin aile bütçesine katkıda bulunmamak amacıyla gelirini sürekli saklaması, ekonomik kaynakları diğer eşten kaçırması veya ortak ihtiyaçlar karşılanmazken parasını bilinçli biçimde gizlemesi kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Benzer şekilde eşin yaptığı her harcamanın sorgulanması, market alışverişinden kişisel ihtiyaçlarına kadar sürekli hesap vermek zorunda bırakılması, banka hareketlerinin baskı amacıyla denetlenmesi ve para harcadığı için aşağılanması ekonomik kontrolün göstergesi olabilir.
Buradaki temel ayrım yine ortak bütçe yönetimi ile ekonomik baskı arasındadır. Eşlerin mali durumlarını birlikte takip etmeleri olağandır. Fakat bu takip, eşlerden birinin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran kontrol mekanizmasına dönüşüyorsa ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Ekonomik Şiddetin Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Ekonomik şiddetin hukuki sonuçları, davranışların niteliğine ve somut olayda ileri sürülen taleplere göre değişir. Ekonomik şiddet yalnızca boşanma kararının verilmesi bakımından değil, tarafların kusur durumunun ve boşanmaya bağlı bazı mali sonuçların değerlendirilmesi bakımından da önem taşıyabilir.
Ekonomik şiddetin ispatlanması halinde başlıca hukuki sonuçlar şunlar olabilir:
Ekonomik şiddet oluşturan davranışlar boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.
Şartları oluşmuşsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilebilir.
Koşullarının bulunması halinde ekonomik şiddet mağduru eş nafaka talep edebilir.
Türk Medeni Kanunu m. 174'teki şartların gerçekleşmesi halinde maddi ve/veya manevi tazminat gündeme gelebilir.
Ekonomik şiddet başka şiddet türleriyle birlikte gerçekleşiyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıca gündeme gelebilir.
Dolayısıyla ekonomik şiddetin boşanma üzerindeki etkisi yalnızca “boşanma sebebi” ile sınırlı değildir. Kusur, nafaka ve tazminat gibi konularda da somut olayın şartlarına göre sonuç doğurabilir.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Ekonomik şiddet, Türk Medeni Kanunu'nda açık bir boşanma sebebi olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bununla birlikte ekonomik şiddet uygulaması, şartları mevcutsa TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan genel boşanma sebepleri içerisinde ileri sürülebilir.
Ekonomik şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında dava dilekçesinde soyut olarak “eşim ekonomik şiddet uyguladı” denilmesi yerine, ekonomik şiddeti oluşturan olayların mümkün olduğunca somutlaştırılması önemlidir.
Örneğin eşin maaş kartına ne zaman ve nasıl el koyduğu, çalışmayı hangi davranışlarla engellediği, aile giderlerine ne şekilde katılmadığı veya ekonomik baskının nasıl uygulandığı açıklanmalıdır. İddiaları destekleyen deliller de usul hükümleri çerçevesinde gösterilmelidir.
Boşanma davası görevli ve yetkili mahkemede açılır. Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki bakımından TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi esas alınabilir.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur
Ekonomik şiddet uygulayan eşin davranışları boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde dikkate alınır. Bununla birlikte ekonomik şiddetin tespit edilmesi, karşı tarafın hiçbir kusurunun bulunmadığı anlamına otomatik olarak gelmez.
Boşanma hukukunda tarafların kusurları somut olayın tamamı üzerinden değerlendirilir. Mahkeme yalnızca ekonomik şiddeti değil, dava kapsamında usulüne uygun şekilde ileri sürülen ve ispatlanan diğer kusurlu davranışları da dikkate alır.
Bu nedenle ekonomik şiddet uygulayan eş ağır, eşit veya daha az kusurlu bulunabilir; sonuç olayın bütününe göre değişebilir.
Örneğin eşinin maaşını kontrol eden, temel ihtiyaçlarını karşılamayan ve çalışmasını engelleyen bir eşin bu davranışları ekonomik şiddet kapsamında kusur teşkil edebilir. Bunun yanında fiziksel şiddet uygulayan, hakaret eden veya başka kusurlu davranışlarda bulunan tarafın eylemleri de ayrıca değerlendirilir.
Kusur oranı özellikle maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi boşanmanın mali sonuçlarında önem taşır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında İspat ve Deliller
Ekonomik şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında ispat, çoğu zaman uyuşmazlığın en önemli noktalarından biridir. Fiziksel şiddet bazı durumlarda sağlık raporları veya fiziksel bulgularla ortaya konulabilirken ekonomik şiddet genellikle mali işlemler, tarafların davranışları ve yaşam koşulları üzerinden ispatlanır.
Somut olayın özelliklerine göre ekonomik şiddetin ispatında şu delillerden yararlanılabilir:
Banka hesap hareketleri ve dekontlar,
Maaş ve gelir kayıtları,
Kredi kartı hareketleri,
Faturalar ve ödeme kayıtları,
Tapu, araç ve diğer malvarlığı kayıtları,
WhatsApp, SMS ve e-posta yazışmaları,
Hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer dijital kayıtlar,
Tanık anlatımları,
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin araştırmalar,
Gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlardan getirtilen kayıtlar.
Örneğin şiddet uygulayan eşin maaş kartına el koyduğu iddia ediliyorsa banka hareketleri ve tanık anlatımları; aile giderlerini karşılamadığı ileri sürülüyorsa ödeme kayıtları, faturalar ve tarafların gelir durumları önem kazanabilir.
Ancak her delilin hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı şekilde oluşturulan veya elde edilen kayıtların kullanılabilirliği ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle özellikle gizli ses ve görüntü kayıtları bakımından her olayın kendi koşulları dikkate alınmalıdır.
Ekonomik Şiddet Davalarında Tanık Dinlenir mi?
Evet. Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davalarında tanık dinlenebilir. Özellikle aile içindeki ekonomik baskının doğrudan yazılı belgeye yansımadığı durumlarda tanık anlatımları önemli hale gelebilir.
Aile bireyleri, yakın çevrede bulunan kişiler, komşular veya olaylara doğrudan şahit olan diğer kişiler tanık olarak gösterilebilir. Eşin çalışmasının engellendiğine ilişkin uyuşmazlıklarda iş çevresindeki kişilerin anlatımları da somut olaya göre önem taşıyabilir.
Bununla birlikte tanığın yalnızca “eşine ekonomik şiddet uyguluyordu” şeklinde genel bir değerlendirme yapmasından ziyade bizzat gördüğü, duyduğu ve bildiği somut olayları anlatması önemlidir.
Örneğin tanığın eşin sürekli parasız bırakıldığını nasıl bildiğini, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığına hangi olay nedeniyle şahit olduğunu veya çalışmasının nasıl engellendiğini açıklaması ispat bakımından daha anlamlıdır.
Mahkeme tanık beyanlarını tek başına değil, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka
Ekonomik şiddet mağduru eş, şartlarının bulunması halinde boşanma davası sırasında tedbir nafakası, boşanma sonrasında ise yoksulluk nafakası talep edebilir. Ancak ekonomik şiddetin ispatlanması tek başına otomatik olarak nafakaya hak kazandırmaz.
Dava devam ederken TMK m. 169 kapsamında eşlerin barınması, geçimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler alınabilir. Bu kapsamda somut olayın koşullarına göre tedbir nafakasına karar verilmesi mümkündür.
Boşanma sonrasında yoksulluk nafakası bakımından ise TMK m. 175'teki şartlar değerlendirilir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir.
Bu noktada şiddet mağduru eşin ekonomik durumu kadar diğer eşin ödeme gücü ve tarafların kusur durumu da önemlidir.
Müşterek çocuk bulunması halinde çocuğun bakım ve eğitim giderleri yönünden iştirak nafakası ayrıca değerlendirilir. Çocuk için hükmedilen nafaka ile eş lehine hükmedilebilecek yoksulluk nafakası birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat
Ekonomik şiddete maruz kalan eş, şartlarının bulunması halinde boşanma davasıyla birlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Ancak ekonomik şiddetin varlığı her olayda kendiliğinden tazminata hükmedileceği anlamına gelmez.
TMK m. 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Manevi tazminat bakımından ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat talep edebilir.
Bu nedenle ekonomik şiddet uyguladığı ileri sürülen eşin davranışlarının niteliği özellikle önem taşır. Ekonomik gücün aşağılama, tehdit veya temel ihtiyaçlardan bilinçli biçimde mahrum bırakma aracı olarak kullanılması, somut olayda kişilik hakkına saldırı teşkil ediyorsa manevi tazminat bakımından değerlendirmeye alınabilir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2017/5433, K. 2019/2996 sayılı kararına konu olayda yüksek fatura gerekçesiyle evin yeterince ısıtılmaması ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmiş ve kişilik hakları yönünden de ele alınmıştır.
Tazminatın türü ve miktarı belirlenirken kusurun ağırlığı, olayların niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve somut uyuşmazlığın özellikleri dikkate alınır.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı
Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası ile mal paylaşımı birbirinden farklı hukuki konulardır. Ekonomik şiddet uygulayan eşin boşanmada kusurlu bulunması, kural olarak diğer eşin edinilmiş malların tamamını alacağı veya kusurlu eşin mal paylaşımındaki bütün haklarını kaybedeceği anlamına gelmez.
Mal rejiminin tasfiyesi, eşler arasındaki geçerli mal rejimine ve Türk Medeni Kanunu'nun mal rejimine ilişkin hükümlerine göre gerçekleştirilir. Türkiye'de 1 Ocak 2002'den itibaren yasal mal rejimi, aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Bu nedenle boşanma davasındaki kusur değerlendirmesi ile mal rejiminin tasfiyesini birbirinden ayırmak gerekir. Ekonomik şiddet, boşanma kararına, nafaka ve tazminat taleplerine etki edebilirken mal paylaşımı ayrı kurallara tabidir.
Bununla birlikte ekonomik şiddet oluşturan davranışların malvarlığı boyutu bulunuyorsa mal rejimi bakımından ayrıca hukuki sonuçlar doğabilir. Örneğin eşlerden birinin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla malvarlığını karşılıksız biçimde devretmesi veya tasfiye öncesinde mal kaçırmaya yönelik işlemler gerçekleştirmesi halinde, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin özel hükümler gündeme gelebilir.
Dolayısıyla boşanma davalarında ekonomik şiddet ile mal paylaşımı arasında her olayda doğrudan bir “kusurlu olan daha az mal alır” ilişkisi kurulamaz. Boşanmadaki kusur, mal rejimi ve varsa mal kaçırmaya yönelik işlemler ayrı hukuki ölçütlere göre incelenmelidir.
Şiddet Türleri ve Ekonomik Şiddetin Diğer Şiddet Türlerinden Farkı
Evlilik içerisinde şiddet yalnızca fiziksel saldırıdan ibaret değildir. Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve sosyal şiddet farklı davranışlarla ortaya çıkabilmekte; bazı olaylarda ise birden fazla şiddet türü aynı anda gerçekleşebilmektedir.
Fiziksel şiddette kişinin bedensel bütünlüğüne yönelik davranışlar ön plana çıkarken psikolojik şiddette hakaret, aşağılama, tehdit, korkutma veya sürekli baskı gibi davranışlar söz konusu olabilir. Ekonomik şiddette ise ekonomik kaynakların kontrol ve baskı aracı haline getirilmesi belirleyicidir.
Örneğin şiddet uygulayan erkek veya kadın eşin diğer eşin maaşına el koyması ekonomik şiddet; aynı eşin parasız kalacağı yönünde sürekli tehditte bulunması ekonomik şiddetin yanında psikolojik şiddet; fiziksel saldırıda bulunması ise ayrıca fiziksel şiddet olarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle şiddet türleri arasında kesin sınırlar her zaman bulunmaz. Aynı davranış veya davranış bütünü birden fazla hukuki ve fiilî sonuç doğurabilir.
Ekonomik şiddetin ayırt edici özelliği, bireyin ekonomik bağımsızlık ve ekonomik kaynaklara erişim imkânının baskı aracı olarak kullanılmasıdır. Şiddet mağduru eşin kendi gelirinden mahrum bırakılması, temel ihtiyaçlarının bilinçli olarak karşılanmaması veya ekonomik olarak diğer eşe bağımlı hale getirilmesi bunun tipik örnekleridir.
Sonuç olarak ekonomik şiddet, fiziksel bir müdahale bulunmasa dahi boşanma hukukunda önem taşıyan kusurlu davranışlardan biri olabilir. Ekonomik şiddet uygulaması boşanma sebebi olarak ileri sürüldüğünde mahkeme; davranışların niteliğini, sürekliliğini, tarafların kusur durumlarını ve evlilik birliği üzerindeki etkisini somut olay özelinde değerlendirir.
