Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası ve Çocukla Kişisel İlişki Kurma
Çocukla kişisel ilişki kurulması davası, velayeti kendisinde bulunmayan veya çocuk kendisine bırakılmayan anne ya da babanın çocukla düzenli olarak görüşebilmesini sağlayan kişisel ilişkinin mahkeme tarafından belirlenmesine yönelik hukuki yoldur. Türk Medeni Kanunu m. 323 uyarınca anne ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu nedenle boşanma veya ayrılık, anne ya da babanın çocukla olan kişisel bağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, yalnızca ebeveynin çocuğunu görme talebi olarak değerlendirilmemelidir. Kişisel ilişkinin temel amaçlarından biri, çocuğun anne ve babasıyla olan duygusal bağının sağlıklı biçimde devam ettirilmesidir. Bu nedenle mahkeme, çocukla kişisel ilişki kurulmasına karar verirken anne veya babanın taleplerinden önce çocuğun üstün yararını dikkate alır. Çocuğun yaşı, eğitim ve sağlık durumu, ebeveynleriyle mevcut ilişkisi, tarafların yaşadığı yerler ve somut aile koşulları kişisel ilişkinin kapsamının belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Bu yazımızda çocukla kişisel ilişki kurulması davası nedir, davayı kimler açabilir, velayeti kendisinde olmayan ebeveyn çocukla nasıl görüşebilir, kişisel ilişki hangi gün ve sürelerle kurulur ve çocukla yatılı kişisel ilişki mümkün müdür sorularını ayrıntılı olarak ele alacağız. Ayrıca çocuğun görüşünün alınması, sosyal inceleme raporu, büyükanne ve büyükbabanın kişisel ilişki hakkı, kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya kaldırılması, mevcut kararın değiştirilmesi, kişisel ilişkiye engel olunması ile görevli ve yetkili mahkeme konularını da inceleyeceğiz.
Çocukla Kişisel İlişki Nedir?
Çocukla kişisel ilişki, velayeti kendisinde bulunmayan anne veya babanın çocukla belirli zamanlarda görüşmesini, birlikte vakit geçirmesini ve ebeveyn-çocuk bağının devam ettirilmesini sağlayan hukuki ilişkidir. Türk hukukunda kişisel ilişki yalnızca ebeveynin çocuğunu görmesine yönelik bir hak olarak değil, aynı zamanda çocuğun anne ve babasıyla olan duygusal bağlarını sürdürebilmesi bakımından da ele alınmaktadır.
Türk Medeni Kanunu m. 323 uyarınca anne ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Boşanma veya ayrılık halinde ise TMK m. 182 kapsamında mahkeme, anne ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Kişisel ilişki kurma hakkı mutlak değildir. Kişisel ilişkinin kapsamı ve uygulanma şekli belirlenirken öncelikle çocuğun üstün yararı gözetilir. Bu nedenle anne veya babanın talepleri ile çocuğun menfaati çatışıyorsa esas alınması gereken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimidir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Nedir?
Çocukla kişisel ilişki kurulması, velayet hakkına sahip olmayan veya çocuk kendisine bırakılmamış anne ya da babanın çocukla düzenli biçimde görüşebilmesi için görüşme günlerinin, sürelerinin ve gerektiğinde görüşmenin koşullarının belirlenmesidir.
Mahkeme tarafından kişisel ilişki kurulmasına karar verilirken her aile için aynı görüşme düzeninin uygulanması söz konusu değildir. Çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim hayatı, anne ve babanın yaşadığı yerler, çalışma koşulları ve çocuğun ebeveynleriyle mevcut ilişkisi dikkate alınabilir.
Örneğin okul çağındaki çocuk bakımından eğitim düzenini ciddi şekilde aksatacak bir kişisel ilişki tesisi uygun görülmeyebilir. Benzer şekilde küçük yaştaki veya özel bakım ihtiyacı bulunan çocuk açısından görüşmenin süresi ve yatılı olup olmayacağı ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla çocukla kişisel ilişki kurulmasında temel amaç anne veya babanın taleplerini karşılamaktan ziyade, çocuk ile ebeveyni arasındaki ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun şekilde sürdürülmesini sağlamaktır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası Nedir?
Çocukla kişisel ilişki kurulması davası, çocukla görüşemeyen veya hukuken belirlenmiş bir görüşme düzeni bulunmayan anne ya da babanın, çocukla kişisel ilişkisinin mahkeme tarafından düzenlenmesini talep ettiği davadır.
Bu dava bir velayet davası değildir. Mahkemenin çocuk ile anne veya baba arasında kişisel ilişki tesis etmesi, tek başına çocuğun velayetinin değiştirilmesi sonucunu doğurmaz. Velayet ile kişisel ilişki birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Dava sonucunda mahkeme, koşulları mevcutsa çocuk ile kişisel ilişki kurulmasına ve ilişkinin hangi gün ve saatlerde gerçekleştirileceğine karar verebilir. Gerektiğinde görüşmenin yatılı olup olmayacağı veya çocuğun korunması amacıyla hangi koşullar altında gerçekleştirileceği de değerlendirilebilir.
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında temel ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme gerektiğinde uzman incelemesi ve sosyal inceleme raporlarından yararlanabilir; yeterli olgunluğa ulaşmış çocuğun görüşünü de değerlendirebilir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurma Davasını Kimler Açabilir?
Çocukla kişisel ilişki kurma davasını öncelikle velayeti kendisinde bulunmayan anne veya baba açabilir. TMK m. 323, anne ve babadan her birine velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı tanımaktadır.
Dolayısıyla boşanma sonucunda velayet anneye verilmişse baba; velayet babaya verilmişse anne kişisel ilişki kurulması talebinde bulunabilir.
Ancak kişisel ilişki kurma hakkı yalnızca anne ve babayla sınırlı değildir. Türk Medeni Kanunu m. 325 kapsamında olağanüstü haller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulması gerekiyorsa diğer kişilere, özellikle hısımlara da bu hak tanınabilir.
Büyükanne, büyükbaba ve diğer yakın aile bireylerinin talepleri bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak üçüncü kişiler açısından kişisel ilişki kurulması ebeveynlerde olduğu gibi genel bir hak değildir; somut olayda gerekli koşulların bulunması ve ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması gerekir.
Boşanma Davasında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Boşanma kararı verilirken müşterek çocuğun velayeti eşlerden birine bırakılmışsa, diğer ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması gündeme gelir.
TMK m. 182 uyarınca mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken anne ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Bu düzenleme yapılırken özellikle çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır.
Mahkeme tarafından kurulacak kişisel ilişkinin ebeveynlik bağını sürdürebilecek nitelikte olması önemlidir. Bununla birlikte kişisel ilişki kurma hakkı, çocuğun üstün yararının önüne geçmez.
Bu nedenle kişisel ilişkinin süresi ve şekli her somut olayda ayrı belirlenebilir. Anne ve babanın farklı şehirlerde yaşaması, çocuğun okul düzeni, yaşı veya sağlık durumu gibi faktörler görüşme günlerinin belirlenmesinde etkili olabilir.
Boşanma Davası Devam Ederken Çocukla Kişisel İlişki Kurulabilir mi?
Evet. Boşanma davasının kesinleşmesi beklenmeden çocukla kişisel ilişki konusunda geçici bir düzenleme yapılması mümkündür. Boşanma davası devam ederken eşlerin ayrı yaşaması nedeniyle müşterek çocuk eşlerden birinin yanında kalıyorsa, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkinin tamamen kesilmemesi gerekebilir.
Bu durumda mahkeme, yargılama süresince çocuğun üstün yararını dikkate alarak anne veya baba ile uygun kişisel ilişki kurulmasını sağlayacak tedbir niteliğinde bir düzenleme yapabilir.
Geçici kişisel ilişkinin hangi günlerde ve ne kadar süreyle gerçekleştirileceği belirlenirken yine çocuğun yaşı, eğitim hayatı, sağlık durumu, ebeveynlerin yaşam koşulları ve diğer somut özellikler değerlendirilir.
Dolayısıyla boşanma davasının uzun sürmesi, velayet konusunda nihai karar verilinceye kadar çocuğun diğer ebeveyniyle olan ilişkisinin zorunlu olarak kesilmesi anlamına gelmez.
Velayet Kendisine Verilmeyen Ebeveynin Çocukla Kişisel İlişki Kurması
Velayetin anne veya babadan birine verilmesi, diğer ebeveynin çocukla bütün hukuki ve kişisel bağlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
Bu hakkın amacı yalnızca anne veya babanın çocukla görüşmesini sağlamak değildir. Çocuğun velayeti kendisinde bulunmayan ebeveyniyle sağlıklı ve düzenli bir bağ sürdürebilmesi de kişisel ilişki düzenlemesinin temel amaçlarından biridir.
Bununla birlikte ebeveynler, birbirlerinin çocukla ilişkisini zedeleyen davranışlardan kaçınmalıdır. Kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi veya hakkın çocuğun menfaatine aykırı şekilde kullanılması durumunda ise kişisel ilişkiye müdahale edilmesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle kişisel ilişkinin kapsamı belirlenirken velayet sahibi olmayan ebeveynin talebinden önce çocuğun üstün yararı değerlendirilir.
Velayet Davasında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Velayet davasında çocukla kişisel ilişki kurulması, velayetin anne veya babadan hangisine bırakılacağına karar verilirken diğer ebeveyn ile çocuğun görüşme düzeninin de belirlenmesini ifade eder.
Velayet ile kişisel ilişki farklı hukuki kavramlardır. Velayet; çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsil edilmesine ilişkin geniş hak ve yükümlülükler içerirken kişisel ilişki, velayet kendisinde bulunmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın devam ettirilmesine yöneliktir.
Velayetin değiştirilmesi halinde de yeni duruma göre kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Örneğin velayet anneden alınarak babaya verilirse, koşulları bulunması halinde bu kez anne ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilir.
Mahkeme kişisel ilişkiyi belirlerken boşanmadaki kusurdan ziyade çocuğun üstün yararına odaklanır. Ebeveynin davranışları ancak çocuğun güvenliği, huzuru ve gelişimi üzerinde etkili olduğu ölçüde kişisel ilişki bakımından önem taşır.
Anne ile Çocuk Arasında Kişisel İlişki Kurulması
Çocuğun velayetinin babaya verilmesi halinde anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması mümkündür. Velayetin babada bulunması, annenin çocukla görüşme hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Mahkeme, çocuğun üstün yararını dikkate alarak anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulacak günleri ve süreleri belirleyebilir. Çocuğun yaşına ve koşullarına göre görüşmeler belirli hafta sonlarında, bayramlarda veya okul tatillerinde gerçekleştirilebilecek şekilde düzenlenebilir.
Anne ile kişisel ilişki tesisinde de temel ölçüt çocuğun menfaatidir. Çocuğun yaşı, annesiyle mevcut duygusal bağı, eğitim ve sağlık durumu ile tarafların yaşam koşulları değerlendirilerek uygun bir görüşme düzeni oluşturulur.
Velayetin babaya verilmesine yol açan her davranış, annenin çocukla kişisel ilişki kurmasına otomatik olarak engel değildir. Ancak anne ile kurulacak ilişkinin çocuğun huzuru veya güvenliği bakımından ciddi risk oluşturması halinde kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya koşullarının değiştirilmesi gündeme gelebilir.
Baba ile Çocuk Arasında Kişisel İlişki Kurulması
Çocuğun velayeti anneye verilmişse baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilebilir. Uygulamada kişisel ilişki uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü velayet sahibi olmayan babanın çocukla hangi gün ve sürelerde görüşeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
Babanın kişisel ilişki kurması, yalnızca babalık duygularının tatmin edilmesine yönelik değildir. Çocuğun babasıyla sağlıklı duygusal bağını sürdürebilmesi de dikkate alınır.
Görüşmenin kapsamı belirlenirken standart ve her aileye uygulanabilecek tek bir program bulunmamaktadır. Çocuğun yaşı, okul ve tatil dönemleri, anne ile babanın aynı veya farklı şehirlerde bulunması, ulaşım imkânları ve çocuğun diğer ihtiyaçları değerlendirilerek kişisel ilişki düzenlenir.
Baba ile görüşmenin çocuğun güvenliğine veya gelişimine zarar verme ihtimali bulunuyorsa mahkeme daha sınırlı veya gerekli koşullara bağlanmış bir kişisel ilişki düzenlemesi yapabilir. Esas olan, baba ile görüşmenin çocuğun kişisel gelişimi ve üstün yararıyla bağdaşmasıdır.
Üçüncü Kişilerin Çocukla Kişisel İlişki Kurması Mümkün müdür?
Evet. Belirli şartların bulunması halinde anne ve baba dışındaki üçüncü kişilerin de çocukla kişisel ilişki kurması mümkündür. Türk Medeni Kanunu m. 325 uyarınca olağanüstü haller mevcutsa, menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle çocuğun hısımlarına tanınabilir.
Bu kapsamda büyükanne ve büyükbaba başta olmak üzere çocuğun yakın aile bireylerinin kişisel ilişki kurulması talebinde bulunması mümkündür. Ancak üçüncü kişilerin kişisel ilişki hakkı anne ve babanın hakkıyla aynı kapsamda değerlendirilmez.
Mahkemenin üçüncü kişi ile çocuk ile kişisel ilişki kurulmasına karar verebilmesi için olağanüstü bir durumun bulunması ve kurulacak ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması gerekir. Örneğin çocuk ile büyükanne veya büyükbaba arasında güçlü ve uzun süredir devam eden bir duygusal bağın bulunması somut olayın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Üçüncü kişiler bakımından da belirleyici ölçüt yetişkinlerin çocukla görüşme arzusu değil, kişisel ilişki tesisinin çocuğun üstün yararına hizmet edip etmediğidir. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun, güvenliğinin veya gelişiminin zarar görmesi ihtimali varsa talep reddedilebilir ya da kurulacak ilişkinin kapsamı buna göre sınırlandırılabilir.
Üçüncü Kişilerin Çocukla Kişisel İlişki Kurmasının Şartları Nelerdir?
Üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişki kurması, anne ve babanın kişisel ilişki hakkından farklı ve istisnai niteliktedir. Türk Medeni Kanunu m. 325 uyarınca olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde diğer kişilere, özellikle hısımlara çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanınabilir.
Bu nedenle büyükanne, büyükbaba veya başka bir yakının yalnızca çocukla akrabalık ilişkisi içinde bulunması, tek başına kişisel ilişki tesisine karar verilmesi için yeterli değildir. Somut olayda olağanüstü bir durumun bulunması ve kurulacak ilişkinin çocuğun üstün yararına hizmet etmesi gerekir.
Mahkeme değerlendirme yaparken üçüncü kişi ile çocuk arasındaki mevcut duygusal bağı, geçmişteki ilişkiyi, çocuğun yaşını ve ihtiyaçlarını, anne ve babayla olan ilişkileri ve görüşmenin çocuk üzerindeki muhtemel etkilerini dikkate alabilir.
Özellikle anne veya babadan birinin ölümü, çocuğun yakın akrabalarıyla uzun süredir güçlü bir bağının bulunması veya aile ilişkilerinin özellikleri, somut olaya göre değerlendirmede önem taşıyabilir.
Buna karşılık kişisel ilişki kurulmasının çocuğun huzurunu tehlikeye düşürmesi veya aile içerisindeki çatışmayı çocuk açısından zararlı hale getirmesi durumunda kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir.
Büyükanne ve Büyükbabanın Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı
Büyükanne ve büyükbabanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, TMK m. 325 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu hak, anne veya babanın TMK m. 323'ten kaynaklanan kişisel ilişki hakkıyla aynı kapsamda değildir.
Büyükanne ve büyükbaba, olağanüstü hallerin bulunması ve görüşmenin çocuğun menfaatine uygun olması halinde çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir.
Örneğin torun ile büyükanne ve büyükbaba arasında uzun yıllara dayanan güçlü bir duygusal ilişkinin bulunması veya anne ya da babanın ölümü nedeniyle bu bağın korunmasının çocuk açısından önem taşıması değerlendirmede dikkate alınabilir.
Ancak kişisel ilişki talebinin kabul edilmesinde yetişkinlerin torunlarını görme arzusu tek başına belirleyici değildir. Mahkemenin öncelikli değerlendirmesi, kurulacak ilişkinin çocuk açısından yararlı olup olmadığıdır.
Bu nedenle büyükanne ve büyükbaba ile görüşmenin çocuk üzerinde ciddi bir çatışma yaratacağı veya çocuğun huzurunu ve gelişimini olumsuz etkileyeceği anlaşılırsa talebin reddedilmesi ya da ilişkinin daha sınırlı şekilde düzenlenmesi mümkündür.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Çocuğun Üstün Yararı
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Anne veya babanın kişisel ilişki kurma hakkı bulunmakla birlikte bu hak, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişiminden bağımsız değerlendirilemez.
Mahkeme kişisel ilişkinin kurulup kurulmayacağını ve kapsamını belirlerken çocuğun yaşını, eğitim düzenini, sağlık durumunu, ebeveynlerle mevcut bağını, tarafların yaşam koşullarını ve görüşmenin çocuk üzerindeki muhtemel etkilerini dikkate alabilir.
Bu nedenle çocukla velayeti kendisinde olmayan ebeveyn arasında mümkün olan en geniş görüşme süresinin belirlenmesi şeklinde otomatik bir kural yoktur. Amaç, çocuk ile ebeveyni arasındaki bağın sağlıklı biçimde korunmasını sağlayacak uygun bir düzen oluşturmaktır.
Örneğin çok uzun seyahat gerektiren, çocuğun okul hayatını aksatan veya yaşına uygun olmayan bir kişisel ilişki düzeni sırf ebeveyn talep ettiği için kabul edilmemelidir.
Sonuç olarak çocukla kişisel ilişki kurulması hakkı, ebeveynin kişisel menfaatinden önce çocuğun üstün yararı çerçevesinde uygulanır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Çocuğun Görüşü Alınır mı?
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında, yaşı ve olgunluk düzeyi uygun olan çocuğun görüşünün alınması önem taşıyabilir. Özellikle kişisel ilişkinin çocuğun günlük hayatını ve ebeveynleriyle ilişkisini doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle çocuğun düşüncesinin değerlendirmeye dahil edilmesi gerekebilir.
Ancak çocuğun görüşünün alınması, karar verme sorumluluğunun çocuğa bırakılması anlamına gelmez. “Annenle mi yoksa babanla mı görüşmek istiyorsun?” şeklinde çocuğu ebeveynler arasında seçim yapmaya zorlayan bir yaklaşım, çocuğun üstün yararıyla bağdaşmayabilir.
Mahkeme, çocuğun beyanını yaşına, gelişim düzeyine ve somut olayın özelliklerine göre diğer delillerle birlikte değerlendirir. Gerektiğinde uzmanlardan yararlanılabilir.
Özellikle çocuğun kişisel ilişki kurmak istemediğini söylemesi halinde bunun nedeninin araştırılması önemlidir. Bu tutum gerçek bir korku veya olumsuz deneyimden kaynaklanabileceği gibi ebeveynler arasındaki çatışmadan ya da yönlendirmeden de etkilenmiş olabilir.
Dolayısıyla çocuğun görüşü önemli olmakla birlikte kişisel ilişki kurulmasına ilişkin nihai değerlendirme çocuğun üstün yararı esas alınarak mahkeme tarafından yapılır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Sosyal İnceleme Raporu
Sosyal inceleme raporu, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemenin çocuğun ve ailenin koşullarını daha kapsamlı değerlendirmesine yardımcı olabilecek önemli araçlardan biridir.
Uzman incelemesinde somut olayın gerektirdiği ölçüde çocuğun anne ve babasıyla ilişkisi, yaşam koşulları, psikososyal durumu, ihtiyaçları ve kişisel ilişkinin çocuk üzerindeki olası etkileri değerlendirilebilir.
Özellikle taraflar arasında yoğun çatışmanın bulunduğu, çocuğun ebeveynlerden biriyle görüşmek istemediğinin ileri sürüldüğü veya kişisel ilişkiye yönelik ciddi risk iddialarının bulunduğu uyuşmazlıklarda uzman değerlendirmesi daha fazla önem kazanabilir.
Ancak sosyal inceleme raporu hâkimin yerine karar veren bir belge değildir. Mahkeme raporu, çocuğun görüşünü ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirerek kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun şekilde nasıl kurulacağını belirler.
Çocukla Kişisel İlişki Hangi Gün ve Sürelerle Kurulur?
Çocukla kişisel ilişkinin hangi gün ve sürelerle kurulacağı konusunda bütün ailelere uygulanabilecek tek bir standart bulunmamaktadır. Kişisel ilişkinin kapsamı her somut olayın özellikleri ve çocuğun üstün yararı dikkate alınarak belirlenir.
Uygulamada hafta sonları, dini ve milli bayramlar, yarıyıl tatili ve yaz tatili gibi dönemlerde kişisel ilişki kurulması gündeme gelebilir. Ancak hangi günlerin ve ne kadar sürenin uygun olacağı çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarına göre değişebilir.
Örneğin okul çağındaki çocuk bakımından eğitim düzeninin aksatılmaması önemlidir. Anne ve babanın farklı şehirlerde veya ülkelerde yaşaması halinde ise ulaşım süresi ve masrafları da değerlendirmeyi etkileyebilir.
Küçük yaştaki bir çocukla kurulacak kişisel ilişki ile ergenlik çağındaki çocuk için oluşturulacak görüşme düzeninin aynı olması beklenmemelidir.
Bu nedenle mahkeme, ebeveynin çocukla düzenli olarak görüşebilmesini sağlayan ancak aynı zamanda çocuğun eğitim, dinlenme ve sosyal hayatını koruyan dengeli bir kişisel ilişki düzeni oluşturmaya çalışır.
Çocukla Yatılı Kişisel İlişki Kurulabilir mi?
Çocukla yatılı kişisel ilişki kurulması mümkündür. Ancak yatılı görüşmenin uygun olup olmadığı çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ebeveynle mevcut ilişkisi ve somut aile koşulları dikkate alınarak belirlenir.
Özellikle çocuk ile velayeti kendisinde olmayan ebeveyn arasında sağlıklı bir ilişkinin bulunması ve çocuğun yaşının uygun olması halinde hafta sonu veya tatil dönemlerinde yatılı kişisel ilişki kurulması gündeme gelebilir.
Bununla birlikte çok küçük yaştaki çocuklar, özel sağlık veya bakım ihtiyacı bulunan çocuklar ya da ebeveyn ile yeterli bağı henüz oluşmamış çocuklar bakımından farklı bir düzenleme gerekebilir.
Aynı şekilde yatılı görüşmenin çocuğun güvenliğini veya huzurunu tehlikeye düşüreceğine ilişkin ciddi ve somut nedenlerin bulunması halinde kişisel ilişki kurulmasının daha sınırlı şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür.
Dolayısıyla yatılı kişisel ilişki otomatik bir hak veya yasak değildir. Belirleyici ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır.
Çocukla Kişisel İlişkinin Sınırlandırılması veya Kaldırılması
Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı sınırsız değildir. TMK m. 324 kapsamında kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, anne ve baba bu haklarını yükümlülüklerine aykırı şekilde kullanırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenmezlerse veya başka önemli sebepler bulunursa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir ya da kendilerinden alınabilir.
Örneğin kişisel ilişki sırasında çocuğun fiziksel veya psikolojik güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye düşüren davranışların bulunması, ilişkinin sınırlandırılması bakımından önem taşıyabilir.
Ancak kişisel ilişkinin kaldırılması ağır bir müdahaledir. Bu nedenle çocuğun üstün yararının daha hafif tedbirlerle korunmasının mümkün olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
Somut olayın koşullarına göre görüşmelerin süresi azaltılabilir, belirli şartlara bağlanabilir veya gerekli görülürse kişisel ilişki kaldırılabilir.
Üçüncü kişiler bakımından da benzer koruyucu ilkeler geçerlidir. Çocuk açısından yararlı olmayan bir kişisel ilişki kurulmasını talep etmek, talebin kabul edileceği anlamına gelmez.
Çocukla Kişisel İlişki Kararının Değiştirilmesi Mümkün müdür?
Evet. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar değişen koşullara göre yeniden düzenlenebilir. Çocuk büyüdükçe eğitim hayatı, sosyal çevresi, ihtiyaçları ve ebeveynleriyle ilişkileri değişebilir.
Örneğin karar verildiği tarihte okul öncesi çağda bulunan bir çocuğun yıllar sonra okul düzeninin başlaması, anne veya babanın başka bir şehre taşınması ya da çocuğun sağlık durumunun değişmesi mevcut kişisel ilişki programının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Aynı şekilde boşanma sonrası çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararın uygulanmasında ciddi sorunlar yaşanması veya mevcut düzenlemenin artık çocuğun yararına olmadığına ilişkin yeni koşulların ortaya çıkması halinde değişiklik talep edilebilir.
Ancak taraflardan birinin mevcut programı artık uygun bulmaması tek başına değişiklik yapılmasını zorunlu kılmaz. Değişikliğin çocuğun üstün yararı bakımından gerekli olup olmadığı değerlendirilir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına Engel Olunması
Mahkeme tarafından çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair karar verilmişse, velayet sahibi ebeveyn kural olarak bu kararın uygulanmasına engel olmamalıdır.
TMK m. 324 uyarınca anne ve babadan her biri diğerinin çocuk ile olan kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.
Bu nedenle velayet kendisine verilen ebeveynin diğer ebeveyni cezalandırmak amacıyla çocuğu göstermemesi, görüşme günlerinde çocuğu sürekli teslim etmemesi veya çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını sistematik biçimde engellemesi hukuki sonuç doğurabilir.
Mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik güncel sistem, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir.
Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi ayrıca somut olayın özelliklerine göre velayet hakkının kullanılması bakımından da değerlendirmeye konu olabilir. Ancak velayet değişikliğinde de temel amaç ebeveyni cezalandırmak değil, çocuğun üstün yararını korumaktır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi görev yapar.
Yetki konusunda TMK m. 326 önem taşır. Kanuna göre kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde, çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Boşanma veya evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki hükümleri ise saklıdır. Bu nedenle kişisel ilişki talebinin devam eden bir boşanma davası kapsamında ileri sürülmesi ile boşanma davasından bağımsız bir çocukla kişisel ilişki kurma davası açılması arasında yetki bakımından farklı değerlendirmeler gündeme gelebilir.
Görev ve yetkinin somut olayın özelliklerine göre doğru belirlenmesi, yargılamanın gereksiz yere uzamasının önlenmesi açısından önemlidir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında İspat ve Deliller
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında ispat, klasik anlamda yalnızca taraflardan hangisinin haklı olduğunun belirlenmesine yönelik değildir. Mahkemenin temel amacı çocuk için en uygun kişisel ilişki düzenini belirlemektir.
Somut olayın niteliğine göre;
Tanık beyanları,
Sosyal inceleme raporları,
Uzman değerlendirmeleri,
Çocuğun görüşü,
Okul ve sağlık kayıtları,
Tarafların yaşam koşullarını gösteren belgeler,
Hukuka uygun mesaj ve yazışmalar,
Daha önce verilmiş velayet ve kişisel ilişki kararları,
Kişisel ilişkinin uygulanmasına ilişkin resmi kayıt ve belgeler
değerlendirilebilir.
Özellikle kişisel ilişkinin çocuk açısından sakıncalı olduğu ileri sürülüyorsa bu iddianın dayandığı somut olayların ortaya konulması önemlidir.
Mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirerek çocukla kişisel ilişki kurulmasına karar verilip verilmeyeceğini ve kurulacaksa ilişkinin hangi kapsamda olacağını belirler.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası Ne Kadar Sürer?
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasının ne kadar süreceğine ilişkin sabit bir yasal süre bulunmamaktadır. Davanın süresi mahkemenin iş yoğunluğuna, tarafların iddia ve savunmalarına, delillerin toplanmasına, sosyal inceleme raporu hazırlanmasına ve gerekli görülürse çocuğun dinlenmesine göre değişebilir.
Özellikle taraflar arasında çocuğun güvenliği konusunda ciddi uyuşmazlık bulunması, uzman incelemesine ihtiyaç duyulması veya taraflardan birinin başka şehir ya da ülkede yaşaması yargılama süresini etkileyebilir.
Bu nedenle internette “kişisel ilişki davası kesin olarak üç ayda veya altı ayda sonuçlanır” şeklinde verilen süreler her dosya bakımından geçerli kabul edilmemelidir.
Bununla birlikte yargılama devam ederken çocuğun diğer ebeveynle ilişkisinin uzun süre tamamen kesilmesi çocuğun yararına olmayabilir. Şartların bulunması halinde mahkemeden dava süresince uygulanmak üzere geçici kişisel ilişki düzenlemesi talep edilmesi mümkündür.
Sonuç olarak çocukla kişisel ilişki kurulması davasının süresi dosyanın özelliklerine göre değişmekle birlikte, mahkemenin nihai kararı beklenirken de çocuğun üstün yararının gerektirdiği geçici tedbirlerin değerlendirilmesi mümkündür.
